Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com
Sónar İstanbul 2025, bu yıl yine Zorlu PSM’de elektronik müziğin sınırlarını zorlayan bir programla geliyor. Festivalin dikkat çeken yerli isimlerinden biri ise İstanbul elektronik sahnesinin yükselen figürlerinden Venus Exotica. Geniş seçkileri, zamansız müzik anlayışı ve sezgisel set kurgusuyla tanınan Venus Exotica, son yıllarda Root Radio, Loose FM ve Discoteca gibi platformlardaki yayınlarıyla öne çıktı. Radyo programlarından dans pistlerine, her ortamda farklı bir atmosfer yaratan bu üretken DJ; nostaljiyle yeniliği bir araya getiren setleriyle müziğe hem romantik hem keşifçi bir bakış sunuyor. Sónar sahnesine çıkmaya hazırlanan Venus Exotica ile ilk adımlarından bugüne müzikle kurduğu bağı, sahneye bakışını ve onu bugünlere taşıyan dönüm noktalarını konuştuk.
İstanbul’un elektronik müzik sahnesinde kendinize özgü bir yer edindiniz. Müzikal yolculuğunuzun başlangıcından bugüne kadar olan süreci ve bu süreçteki önemli dönüm noktalarını bizimle paylaşır mısınız?
Müzik, çok küçük yaşlardan beri hayatımın merkezindeydi ve aslında lise yıllarımdan beri DJ olmak en büyük hayalimdi. Hatta o zamanlar annemden “How to DJ Properly” kitabını istemiştim. 2014 yılında önce hızlandırılmış müzik prodüksiyonu, ardından DJ’lik eğitimi aldım. O dönemde iki kez sahneye çıktım ama kendimi bir türlü rahat hissedemedim. Sonrasında da odağım dağıldı. Yine de o yıllarda aktif olan Radio Fil’de program yapmaya devam ettim. Esas dönüm noktam ise pandemi zamanında oldu. Eğer DJ’liğe adım atmazsam hayatım boyunca pişmanlık duyacağımı fark ettim. İçimde sürekli “geç kaldın” diyen sesi susturup yaklaşık 1–1,5 senelik bir hazırlık sürecine girdim ve 2022 Kasım’ında bu yola resmen adım attım. Dönüm noktası dediğim anlar genellikle dışarıdan bakıldığında büyük görünmeyen ama içimde çok şeyin yerinden oynadığı zamanlar. Bir de tabii ki hem yurt içinde hem yurt dışında tanıştığım, beni gören ve bana ilham veren insanlar.
Root Radio’daki programlarınızda ve SoundCloud’daki setlerinizde farklı dönemlerden house ve electro parçalarını harmanlıyorsunuz. Parça seçimlerinizdeki kriterler nelerdir ve bu seçimler müzikal anlatınızı nasıl şekillendiriyor?
Seçim yaparken en temel kriter aslında çok basit: Şarkıyı beğenmem. Radyo mix’lerini bir araya getirmek bazen bir ay sürebiliyor ve yine de içime tam olarak sinmeyebiliyor. Ama teslim tarihi yaklaştıysa, ne yaparsam yapayım bir noktada göndermek gerekiyor. Bazen de her şey bir anda akıyor, hiç uğraşmadan oluşuyor. Bu tamamen o anki moduma bağlı. Genelde bir hikaye kurmak önceliğim oluyor; şarkı seçimleri de buna ve o sırada klasörlerimin ne kadar derli toplu olduğuna göre şekilleniyor. En zorlandığım kısımlardan biri de bu: Arşivimi düzenli tutmakta pek iyi değilim, o yüzden sevdiğim şarkılar bazen bir yerlere kayboluyor.
Balearic tınılara olan ilginiz setlerinize yansıyor. Bu müzikal eğiliminizin kökenleri nelerdir ve bu tarzı diğer türlerle nasıl harmanlıyorsunuz?
Balearic, bir türden çok bir çalma biçimi aslında. Hem çalarken hem de dinlerken tek bir türe bağlı kalmayı sevmiyorum. Balearic’in, ruhsal olma gibi bir derdi ve iddiası olmadan, duyguyla ve anın duygusuyla ilerlediği için zaten ruhsal olduğunu düşünüyorum. Sanırım en çok rezone olduğum kısım da burası. “Balearic at heart” diyorum kendime; biraz escapism, biraz romantizm. Bir ütopya gibi geliyor bana: ada hayatı, yazın basitliği, anda kalmak, hissetmek ve yaşamın özü — var olmak. Benim için bir oluş hali olduğu ve zaten içimde taşıdığım duygulara alan açtığı için her şey kendiliğinden gelişti diyebilirim.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Sónar İstanbul gibi uluslararası bir festivalde sahne almak sizin için ne ifade ediyor? Bu performansınızda dinleyicilere nasıl bir deneyim sunmayı planlıyorsunuz?
Sónar’da sahne almak tabii ki benim için önemli bir dönüm noktası. Bana hem kısa sürede ne kadar yol aldığımı hem de daha gidecek çok yolum olduğunu aynı anda hatırlatıyor. Performansım için hazırlık yapıyorum elbette ama her şey orada ve anda gelişecek. Belki kapanışı, lisedeki halimi çok mutlu edecek bir şarkıyla yaparım.
İstanbul’un elektronik müzik sahnesi hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bu sahnenin gelişimi ve sizin bu gelişimdeki rolünüz hakkında neler söyleyebilirsiniz?
İstanbul’un elektronik müzik sahnesi bence gelişim aşamasında. Ama bu sadece buraya özgü değil; dünyanın birçok yerinde de benzer bir durum var. Müzik, hala çoğu yerde sadece bir eğlence aracı olarak görülüyor. Benim bu sahnede ne kadar rolüm var bilmiyorum ama sürekli kendimi geliştirmeye, yeni şeyler keşfetmeye ve bunları paylaşmaya çalışıyorum. Dünyada sonsuz müzik var, her şeyi dinlemeye ve keşfetmeye ömür yetmez. Ama tam da bu yüzden müthiş bir evren ve sonsuz ihtimaller var. Bu noktada biraz da mekanların risk ve inisiyatif alması gerektiğini düşünüyorum ama tabii ki mekanların öncelikli olarak işletme olmak zorunda kalması gibi bir gerçeklik de olabiliyor bazen.
DJ’lik kariyerinizde karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi ve bu zorlukları nasıl aştınız? Bu deneyimler sizi nasıl şekillendirdi?
DJ’liğe başlamadan önce oldukça izole bir hayat yaşadığım bir dönemden yeni çıkıyordum ve gözümde en çok büyüttüğüm kısım sosyallikti. Booking yapan kimseyi tanımıyordum ama başladıktan sonra her şey kendiliğinden aktı diyebilirim. Hala devam eden ve zaman zaman zorlandığım bir konuysa, çalmak istediğim şeyleri çalabildiğim mekanların azlığı. Ama bu, çevremdeki birçok DJ için geçerli bir durum. Her mekanın müzikal personası çok farklı. Bunun zorluğu kadar bana kattığı bir şey de oldu: adapte olmayı öğrenmek.
Yakın gelecekte hayata geçirmeyi planladığınız projeler veya iş birlikleri var mı? Müzikal anlamda yeni keşifler veya denemeler yapmayı düşünüyor musunuz?
Meraklı ve keşif odaklı biriyim; sanırım en büyük avantajlarımdan biri de bu oldu. Her çaldığımda yeni bir şey deniyor oluyorum. Daha yolun başındayım ve sürekli kendime “daha iyisini nasıl yapabilirim?” diye soruyorum. Şu an için netleşmiş bir proje yok ama İstanbul’a davet etmek istediğim birkaç isim var.