Pop müziğin en büyük tuzağı, bir sanatçıyı tek bir şarkının başarısına hapsetmektir. Otilia için Bilionera devasa bir başlangıçtı ancak o, bu mirası bir yük olarak taşımak yerine üzerine yeni bir kimlik inşa etmeyi başardı. Bugün karşımızda, kariyerini öncesi ve sonrası gibi keskin kutuplara ayırmayan, aksine her adımı bir gelişim süreci olarak gören, ne istediğini bilen bir profil var. Yeni şarkısı Arabebe, yüzeydeki o enerjik yaz tınısının altında aslında çok hassas bir denge barındırıyor. Eğlence ve arzu kadar, modern insanın en çok ihtiyaç duyduğu andan kaçış hissini de notaların arasına yerleştirmiş.
Onun hikayesini asıl ilginç kılan ise Türkiye ile kurduğu bağ. Birçok meslektaşı için burası sadece bir turne durağıyken, Otilia için bir yuva. Geçen yıl Bekir Ali Karakış ile evlenip hayatını burada kurması, onun müziğindeki o yerel enerjiyi de besliyor. Konya’dan İzmir’e kadar uzanan konser yolculuklarında keşfettiği o yoğun duygusal karşılık, onu küresel bir yıldızdan “bizden birine” dönüştürmüş durumda.
Kadın pop yıldızlarından beklenen o ‘hem kusursuz hem doğal olma’ beklentisini ise artık bir kenara bırakmış görünüyor. Kendi dengesini bulmuş, öz farkındalığı yüksek bir sanatçı olarak, sadece büyük hitlerin değil, kalıcı bir müzikal katalogun peşinden gidiyor. Detayları Otillia anlatıyor.
Dünyanın büyük bölümü seni hala ilk olarak Bilionera ile hatırlıyor. Bunca yılın ardından kendi hikayene sen de Bilionera öncesi ve sonrası diye mi bakıyorsun?
Bence Bilionera her zaman hikayemin bir parçası olacak ve bunun için minnettarım. Ama kariyerimi bir öncesi ve sonrası olarak görmüyorum. Benim için o sadece başlangıçtı. Şimdi önemli olan, ondan sonra kurduğum her şey gelişimim, sesim ve yıllar içinde insanlarla kurduğum bağ.
Yeni single’ın Arabebe ilk anda yaz, ritim ve fiziksel enerji üzerine kurulu bir şarkı gibi hissettiriyor. Senin için onun merkezinde tam olarak ne var: eğlence, arzu, yoksa kaçış mı?
Özünde Arabebe enerji ve özgürlükle ilgili. Evet, içinde güçlü bir yaz hissi var ama bundan daha derin bir tarafı da var. Biraz bırakabilmek, anın tadını çıkarabilmekle ilgili. İçinde kesinlikle arzu da var ama aynı zamanda bir kaçış hissi taşıyor, birkaç dakikalığına başka bir dünyaya geçmek gibi.
Arabebe yüzeyde hafif ve akışkan duyuluyor ama bazen en zahmetsiz hissettiren şarkılar en dikkatli kurulanlar oluyor. Bu şarkıyı yaparken seni en çok zorlayan neydi?
En büyük mesele doğru dengeyi bulmaktı. Zahmetsiz hissettiren şarkılar aslında çok dikkatli kuruluyor. Benim için mesele, duyguyla ritmi birbirine doğru şekilde eşlemekti. Bunu yaparken de işi gereğinden fazla karmaşıklaştırmamak. Hafif kalmasını ama yine de anlam taşımasını istedim.
İlk şöhret patlamasıyla uzun ömürlü bir kariyer kurmak arasında büyük fark var. Bugün kariyerinin bu noktasında daha çok neyin peşindesin?
Bu noktada yalnızca büyük bir hitin peşinde değilim. Elbette her sanatçı bunu ister ama benim odağım daha kalıcı bir şey inşa etmekte: kimliğim, katalogum ve dinleyiciyle kurduğum bağ. Eğer bir gün bir başka büyük hit daha gelirse, bunun doğru hissettirmesi gerekir. Zorlanmış ya da hesaplanmış bir şey olmasını istemem.
Türkiye ile müziğine karşılık bulduğu bir yerden öte daha duygusal bir bağ da var. Bir zamanlar burada kendini evinde hissettiğini söylemiştin. Bugün bu bağ senin için ne ifade ediyor?
Türkiye benim için çok özel ve artık mesele sadece müzik değil. Burayla gerçek, duygusal bir bağ kurduğumu hissediyorum. Türk bir erkekle evliyim ve Türkiye’de yaşıyorum, dolayısıyla burası doğal olarak hayatımın çok büyük bir parçası haline geldi. Hem kişisel hem profesyonel olarak bana ev gibi geliyor.
Yıllar içinde Giresun’dan İstanbul’a, İzmir’den Antalya’ya ve Konya’ya kadar birçok şehirde sahne aldın. Türk dinleyicisinde seni başka yerlerden farklı etkileyen şey ne?
Türk dinleyicisinde çok güçlü bir duygusal enerji var. Burada sahneye çıktığımda daha derin bir bağ hissediyorum. Gerçekten dinliyorlar, müziği gerçekten hissediyorlar ve çok güçlü bir sevgiyle karşılık veriyorlar. Bu başka yerlerden farklı, daha yoğun ve daha gerçek.
Kadın pop yıldızlarından hala aynı anda hem ulaşılabilir hem kusursuz, hem çekici hem kontrollü, hem güçlü hem yumuşak olmaları bekleniyor. Sen yıllar içinde bu çelişkilerle baş etmeyi nasıl öğrendin?
Bence burada anahtar şey denge ve öz farkındalık. Aynı anda her şey olma baskısı var ama insan zamanla bunun içinde kendini kaybetmek zorunda olmadığını öğreniyor. Hem feminen hem güçlü olabilirsin. Çok fazla çabalamadan da doğal ve özgüvenli kalabilirsin.
Son olarak, sırada ne var? Yakın gelecekte Otilia’dan neler beklemeliyiz?
Yeni müzikler üzerinde çalışıyorum, yeni iş birlikleri geliyor ve sesimi uluslararası ölçekte daha da büyütmek istiyorum. Değişmeye, gelişmeye devam etmek istiyorum ama bunu yaparken kendime sadık kalmak da benim için çok önemli. Heyecan verici şeyler geliyor; bence insanlar benden farklı bir taraf da görecek.