Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com

KlangHaus: Last Haus on Earth; canlı müziği görsel enstalasyonla buluşturarak performans sanatını baştan tanımlıyor. The Neutrinos’un sahnedeki enerjisi ve Sal Pittman’ın güçlü görsel diliyle şekillenen bu disiplinlerarası yapım, 27 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında Paribu Art’ta izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Bugüne dek Royal Festival Hall ve Edinburgh Fringe gibi prestijli sahnelerde gösterilen KlangHaus, Türkiye’deki ilk gösterimini İstanbul’da gerçekleştirecek. İzleyiciyi deneyimin merkezine alan yapısıyla klasik konser formatının sınırlarını yıkan bu performans, ses, ışık ve mekân algısını dönüştüren çok katmanlı bir sahne deneyimi vadediyor.

Back on Stage olarak, bu benzersiz projenin yaratıcılarıyla Paribu Art’ta gerçekleşecek İstanbul ayağını, disiplinlerarası sanat üretimini ve izleyiciyle kurulan yakın teması konuştuk.

KlangHaus: Last Haus on Earth, disiplinlerarası üretime odaklanan bir mekân olan Paribu Art’ta Türkiye prömiyerini gerçekleştirecek. Bu benzersiz deneyimi ilk kez İstanbul’daki izleyicilerle buluşturacak olmak sizi en çok hangi yönüyle heyecanlandırıyor?

Uluslararası turnelerde sahne alan bir grup olsak da, KlangHaus’u ilk kez yeni bir ülkeye taşıyoruz. Disiplinlerarası sanat, çalışma biçimimizin merkezinde yer alıyor; bu nedenle Paribu Art, bizim anlayışımıza son derece yakın ve bu projeyi izleyiciyle buluşturmak için ideal bir mekân.Sanat ve kültür açısından son derece zengin bir şehir olan İstanbul’da izleyicilerin işimize nasıl tepki vereceğini görmek bizim için büyük bir heyecan. Bu daveti almaktan da ayrıca mutluluk duyuyoruz.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Paribu Art (@paribuart)’in paylaştığı bir gönderi

KlangHaus, canlı müzik ile görsel enstalasyon arasındaki sınırları ortadan kaldırarak izleyiciyi yalnızca karşısında konumlandırmak yerine doğrudan deneyimin içine yerleştiriyor. Bu sürükleyici yaklaşım nasıl gelişti ve izleyici için nasıl bir duygusal ya da duyusal yolculuk yaratmayı hedefliyorsunuz?

KlangHaus ile konser deneyimini daha erişilebilir ve kapsayıcı hale getirmeyi, izleyici ile performans arasındaki ayrımı ortadan kaldırmayı hedefledik. Amacımız, katılımcıların kendilerini adeta sahnenin tam ortasındaymış gibi hissedebilecekleri bir deneyim yaratmaktı. Bu sürükleyici yaklaşım, yıllar süren geleneksel müzik üretimi deneyiminin ardından, izleyiciyle çok daha yakın bir bağ kurma isteğinden doğdu. Ses, görsel unsurlar ve performansın içine bu denli yakın bir konumda yer alarak, izleyicinin duyusal ve duygusal etkilerini çok daha yoğun bir şekilde hissetmesini sağlamayı amaçlıyoruz.

Performans, dramatik biçimde dönüştürülmüş bir yaşam alanı içinde gerçekleşiyor; izleyiciler ise mekân içinde serbestçe hareket edebiliyor, keşfedebiliyor ve farklı açılardan deneyimi gözlemleyebiliyor. Bu akışkan sahne kurgusu, performansınız açısından ne gibi olanaklar sunuyor?

Artık tek bir düzende performans sergilemek zorunda değiliz; mekân içinde hareket edebiliyor ve gerçekten özgürce, oyunbaz bir şekilde var olabiliyoruz. Bu kurgu, örneğin genellikle izleyiciden uzakta konumlanan davulcunun çok daha yakından gözlemlenmesine imkân tanıyor. İzleyici, deneyimi hangi açıdan yaşayacağına kendisi karar veriyor. Herkes kendi deneyimini, kendi “gösterisini” yaşıyor!

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Paribu Pass (@paribupass)’in paylaştığı bir gönderi

KlangHaus daha önce Royal Festival Hall ve Edinburgh Fringe gibi ikonik mekân ve etkinliklerde sahnelendi. İstanbul ayağını, özellikle Paribu Art gibi bir kültür-sanat alanında gerçekleşecek olmasıyla, KlangHaus’un genel yolculuğu içinde nasıl konumlandırıyorsunuz?

Paribu Art bizim için mükemmel bir ev sahibi ve İstanbul’daki bu buluşmanın, umarız birçok ziyaretimizin ilki olmasını diliyoruz. KlangHaus’u sahnelediğimizde, adeta mekâna yerleşiyor ve orayı kendi evimiz haline getiriyoruz. Bu süreçte mekân ile performans arasında güçlü bir bağ kuruluyor; bu da ilişkinin gelişmesine ve yeni sanatsal olasılıkların ortaya çıkmasına alan tanıyor. İstanbul’a yeniden dönmek için şimdiden heyecan duyuyoruz.

The Neutrinos’un canlı müziği ile Sal Pittman’ın güçlü görsel dünyasını bir araya getiren bu iş birliği size neler öğretti? Bu ortaklık, Last Haus on Earth’ün duygusal evrenini nasıl şekillendirdi?

Bu iş birliğinden çıkardığımız en değerli ders, KlangHaus olarak bir araya geldiğimizde tek tek parçalarımızın toplamından çok daha güçlü, daha yaratıcı ve daha büyük olduğumuz oldu. Bu süreç, müzik ile hareketli görüntü arasındaki güçlü sinerjiyi de açıkça ortaya koydu.