Çağatay YILMAZ

Kimi gruplar albüm yapar, kimileri çağ açar. Sepultura ikinci kategoriye giriyor. Yalnızca Brezilya’dan çıkan bir thrash metal grubu değil, kıtalar ötesinde bir öfkenin, politik bilincin, kültürel meydan okumanın ve riff’lerle yazılmış bir tarihin adı oldu onlar. 1984’te başlayıp karanlıktan beslendikleri bu hikâyede, yeraltının dilini evrensel bir dile çevirdiler. Ve şimdi, tam da zirvede, sahneden kendi iradeleriyle inmeye karar verdiler.

Bu büyük vedanın İstanbul ayağı ise, bu yıl ilki düzenlenen ve metal sahnesinin devlerini bir araya getiren Dark Sun Festival kapsamında gerçekleşecek. 1–2 Ağustos 2025 tarihlerinde KüçükÇiftlik Park’ta düzenlenecek festivalin ilk gününde sahneyi devralacak olan Sepultura, yalnızca bir konser vermeyecek, yıllara, kayıplara, devinime ve müziğin kendisine yazılmış bir ağıt bırakacak.

Grubun kurucu üyelerinden, sahnede olduğu kadar felsefede de derinliğiyle tanınan gitarist Andreas Kisser, bu röportajda müziğin neden yaşlanmadığını, grubun neden kendi sonunu kendi yazdığını ve sanatın insan ruhunu nasıl yeniden inşa ettiğini tüm açıklığıyla anlattı. Sepultura’yı izlememiş olanlar için bu son bir fırsat. İzlemiş olanlar içinse muhtemelen en anlamlısı.

’40 şarkı, 40 şehirden seçilecek’

Bazı şarkılar, siz onları yazdığınızda doğmamış olan insanlara çalınıyor. Bu nasıl hissettiriyor? Bu müzik hiç yaşlanmıyor mu?
Müzik yaşlanmaz. Hissiyat, her zaman anlık bir şeydir. Bach ya da Beethoven dinlerken hâlâ yepyeni geliyor. Her gün Roots çalıyoruz ama her seferinde başka bir versiyonunu. Aynı şey gibi görünse de her performans yeni bir Sepultura. Sanat yaşlanmaz çünkü her deneyim, her izleyici için ilk olabilir.

Yine de bazı şeyler ‘veteran’ statüsü kazanıyor. Sepultura bir efsane. Ama hâlâ sahnede, hâlâ üretken. Neden veda etmeye karar verdiniz?
Çünkü biz bitmeden önce bitirmeyi seçtik. 40 yıl… Bu başlı başına bir dönüm noktası. Artık yeni bir şeyler yaratma isteğimiz ağır bastı. Aynı döngüyü tekrar tekrar yaşamak yerine, bu harika hikayeyi güzel bir şekilde noktalamak istedik. Bir grubun kendi hikayesini kontrollü bir şekilde sonlandırması çok büyük bir ayrıcalık. Zorunluluktan değil, bilinçli bir seçimle. Ve kişisel olarak da yaşadığım ağır kayıplar, örneğin eşimin kanserden kaybı, hayatı yeniden değerlendirmeme neden oldu. Ölüm, aslında en büyük öğretmenimiz.

Bu veda turnesinden canlı bir albüm çıkacakmış. İstanbul konseri de bu albüme dahil edilecek mi?
Evet, turnenin tamamını kayıt altına alıyoruz. 40 şarkı, 40 şehirden seçilecek. İstanbul’un bu listede olmasını çok isterim. İstanbul konseri özel olacak, eminim. Finalde büyük bir plak kutusu ve detaylı bir booklet ile yayımlamayı planlıyoruz. Eski usul bir canlı albüm gibi; analog, samimi, sesle olduğu kadar görsellikle de dolu.

‘Bugünü dolu dolu yaşamak istiyoruz’

Sepultura, yıllar boyunca politik ve güçlü bir ses oldu. Bugün genç müzisyenlerde bu cesareti pek göremiyoruz. Ne dersin?
Biz de öyle başlamadık. Önce başkalarını taklit ettik. Ama sonra kendi ülkemizi, sokaklarımızı, polis şiddetini, müziğe dair önyargıları anlatmaya başladık. Kendi gerçekliğimizi konuştuğumuzda fark yaratabildik. Genç müzisyenlerin konuşmadan önce iki kere düşünmeleri normal ama önemli olan içtenlik ve özgünlük. Sepultura’nın farkı buydu.

İstanbul konseri öncesi Türkiye’deki dinleyicilere bir mesajın var mı?
Türkiye’ye her gelişimizde müthiş bir sevgi gördük. İstanbul da dahil olmak üzere birçok şehirde çaldık. Ailemle tatil için bile geldim. Brezilya ile benzer yönlerimiz çok. Tutku, müzik sevgisi, futbol… O yüzden bu son gelişimizde birlikte kutlama yapacak olmak harika bir duygu. Sabırsızlanıyoruz.

Bugünlerde neler dinliyorsun?
Her şeyi. Özellikle klasik gitar çalıştığım için barok dönem eserleriyle çok zaman geçiriyorum. Ama aynı zamanda Velvet Underground, Leonard Cohen, Lou Reed gibi daha önce hiç detaylı dinlemediğim müzisyenleri keşfediyorum. Jack White da listemde. Reggae, blues, Brezilya müziği… Kulaklarımı hep açık tutuyorum.

Peki, bu kesin bir veda mı?
Bunu zaman gösterecek. Belki evet, belki hayır. Ama şu anda yaptığımız şey çok net ve çok huzurlu bir karar. Bugünü dolu dolu yaşamak istiyoruz