Ece ULUSUM
Vokal yeteneklerini blues türündeki Benimle Yan parçasıyla gösteren Sena Şener, şarkısıyla karanlık ama güçlü bir etki bırakıyor. Aşklardaki yüzseyselliğe dokunan parçada Efe Demiral’ın dokunuşları var. Parçanın hikayesini Sena Şener’den dinledik.
ο Blues türünün çok seven ekip olarak şarkıdaki gitar sololar, altyapı ve yorumunuzu çok sevdik. Yaz dönemi için biraz karanlık bir aşk parçası, siz ne dersiniz?
Çok teşekkürler, ne mutlu bize. Döneme göre müzik yaparsam benden pek şarkı duyamayabilirsiniz. Aslında eski şarkılarıma kıyasla karanlık değil de biraz cinsel enerjisi yüksek bir şarkı diyebiliriz. Ayrıca herkesin yazı “Alaçatı’ya akalım” değil sonuç olarak, zaman zaman yazlar da karanlık olabilir.
ο Efe Demiral’in parçaya yaptığı dokunuşları nasıl anlatırsınız?
Efe ile yaklaşık iki senedir de aynı sahneyi paylaşıyoruz. Bu yüzden müzikal anlamda ortak bir zevkimiz var. Benim kalbim 6/8 atıyor. Sevmemeliyiz, Ölsem gibi şarkılarımda 6/8. Blues esintileriyle rock birleşimini çok seviyorum ve şarkı yazmam çok kolay oluyor. Benimle Yan’ı da ortaya çıkarıp taslak gitarlar çalmıştım, Efe’de kendi yorumuyla düzenlemeye dahil oldu. Efe, gitar hakimiyetinin yanı sıra pedal biriktiren, sound’u üzerine de düşünen biri. Benim müziğimde de bu çok önemli bir kısım. Şarkıda elektronik sesler de kullandım, böylelikle keyifli bir harman oldu.
ο Yeni tekliler gelecek mi? Sizden daha çok blues parça duyacak mıyız?
Mix-mastering aşamasında birçok şarkı var. İngilizce, Türkçe… Beklemedeyiz. Saf bir blues şarkı olmasa da aromasını hissedeceğiz diyebilirim.
ο Şarkının sözlerindeki “İnsanlar ne garip, yüzeysel” diyorsunuz. Bunu en çok ne zaman ya da hangi durumlarda düşünüyorsunuz?
Çoğu durumda bunu hissediyorum ama Benimle Yan’ın odak noktası sözde aşktaki yüzeysellik. Bu cümleyi “…benim gönlüm derinlerde.” takip ediyor. Her şeyi yoğun ve derinlerde yaşayan bir insanım, aşkın da bunu hak ettiğini düşünüyorum. Zizek’in dediği gibi, insanlar artık “Aşka düşüş” olayından “düşüş”ü atıp sadece aşkı yaşamak istiyorlar. Her şeyin dümdüz ve zorluksuz olanını istiyorlar. Ama gerçek olan hiçbir şey dikensiz olmaz. Yanıp kül olmak lazım. Bağlanmak acıtır diye korkarsak derinlerin güzelliğinden mahrum kalıp her şeyin köpüğüyle idare ederiz.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
ο Pandemi döneminde müzisyenler yalnız bırakıldı, mekanlar kapatıldı. Bu size nasıl hissettirdi?
Müzisyenler en hassas zamanlarda, belki kimse yokken, insanların yanında. Ağlarken yatak odasında, kimseyle paylaşamadığı duygularında. O yüzden müzisyenler yalnız bırakılamaz. Fakat bu duygusallığın yanı sıra müzisyenlik bir meslek, ilk önce bunun anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Duygularınıza direkt olarak yönelmesi bir mesleği daha az ciddi kılmaz. Sahne sadece sahne üzerindeki ekipten de ibaret değil. Birçok insan ve onların aileleri var.
ο Genç bir kadını şort giydi diye linç edilmeye çalışılıyor, kadına şiddet, kadın cinayetleri gibi insan hakları ihlalleri ortasında ilham yakalamaya, işinizi yapmaya çalışan bir müzisyensiniz. Böyle bir dünyada nasıl hissediyorsunuz? Müziğiniz nasıl etkileniyor?
Aslında anlatılacak ne çok şey var, ilham yakalamaya bile gerek yok. Duyulması gereken, günötede kalan bizler. Özgürlük ve eşitlik insan dünyasında en önemli kavramlar. Ben ilk önce insan, müzisyen, daha sonra kadın olarak algılanmak istiyorum. Fakat algı o kadar yanlış bir odakta ki bir insan hiçbir şey olmadan asılsız toplumsal cinsiyet beklentileriyle sarmalanıyor. Kötülük bu ön koşullanmadan ortaya çıkıyor. Kadın olmam, müzik yapıyor olmamdan daha önemli ya da daha odakta olmamalı. Kadına şiddet, insanlar şort giyen bir kadını linç edebilme haddini kendinde bulduğu anda başlıyor.
ο Bundan sonraki planlarınız neler? Konserler olacak mı?
Türkçe teklilerimin takibinde İngilizce teklilerimi paylaşmaya
başlayacağım. Konserler de sağlık koşulları dikkate alınarak düzenleniyor. Heyecanla bekliyoruz.