Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com
Kadebostany konserlerinden tanıdığımız o puslu vokalin ardındaki isim artık kendi hikayesini anlatıyor. İsviçreli müzisyen ve moda sanatçısı Saint Stacy, ilk solo albümü Beginner Again ile dinleyicileri yeni bir dünyaya davet ediyor. Indie-pop’un düşsel tınılarını, derin duygularla buluşturan sanatçı; hem sesinde hem üretiminde özgünlüğü merkeze alıyor. 2016–2020 yılları arasında Kadebostany ile 20’den fazla ülkede 300’ü aşkın konser veren Stacy, şimdi kendi sesinin izinde çok daha kişisel bir yolda ilerliyor. Beginner Again, onun hem sanatçı hem yapımcı olarak yeniden doğuşunun hikayesi.
Albümün yayınlanmasının ardından Şubat 2026’da ilk solo Avrupa turnesine çıkmaya hazırlanan Saint Stacy, 14 Şubat’ta İstanbul Blind’da vereceği ilk Türkiye konseri öncesinde Back on Stage’e konuştu. Yaratım sürecinden moda ve müzik arasındaki bağa, yeniden başlama cesaretinden sahne heyecanına kadar her şeyi anlattı. Keyifli okumalar!
İlk albümün Beginner Again yayınlandı. Sonunda bu albümü dinleyicilerle buluşturmak sana nasıl hissettiriyor? Albüm isminin ‘Beginner Again’ olmasının ardındaki anlam nedir, bu isimle neyi ifade etmek istedin?
Dünyayla sonunda paylaşabilmek harika bir his! Bu albüm benim için sadece bir şarkıcı olarak değil, söz yazarı ve prodüktör olarak da yepyeni bir başlangıcı temsil ediyor. Beginner Again ismi çok doğal bir şekilde ortaya çıktı. Bilinmeyen bir şeyi keşfetme fikrini seviyorum. Bu isim, yeniden başlamaktan korkmamayı anlatıyor.
Albümün yayınlanmasının hemen ardından, hayranlarından veya müzik çevrelerinden nasıl geri dönüşler aldın? İlk yorumlar ve tepkiler seni nasıl etkiliyor?
İlk single’ım Purple Vibe’ı yayınladıktan sonra, Kadebostany döneminde ulaşamadığım birçok yeni dinleyiciye ulaştım. Pek çok insan bana mesaj gönderdi; şarkıların içten hissettirdiğini ve kendilerini bu şarkılarda bulduklarını söylediler.
Müziğin, Feel Like Myself, Before I Did It, Purple Vibe ve By The Wind gibi single’larınla indie-pop dünyasında dikkat çekti. Beginner Again albümündeki şarkılar da puslu vokaller, düşsel gitarlar ve vurucu ritimlerle şık ve manyetik bir indie-pop atmosferi sunuyor. Kendi müziğini ve bu albümün tarzını sen nasıl tanımlarsın? Bu parçaları yaratırken dinleyicide nasıl bir his uyandırmayı hedefledin?
İnsanlar çok farklı, müziği ya da genel olarak sanatı nasıl yorumladıklarını tahmin etmek imkansız. Bu yüzden albümü aslında biraz da kendim için yayınlamak istedim. Sürece güveniyorum ve zamanla kendi dinleyicisini bulacağına inanıyorum.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Saint Stacy projesi, müziğin yanı sıra güçlü bir görsel kimliğe de sahip. Ayrıca kendi moda markan LA PEAU DE PECHE’i yöneten, moda geçmişi olan bir sanatçısın. Moda ve tasarım alanındaki birikimin, Saint Stacy’nin görsel dünyasını ve sahnedeki personasını oluştururken nasıl bir rol oynadı? Beginner Again albümünün görsel estetiğini yaratırken moda perspektifin sana yol gösterdi mi?
Kesinlikle! Müzik ve moda birbirine çok bağlı alanlar. El emeğini seviyorum, bu süreç hayal gücümü besliyor. Kıyafetlerimi modayı takip etmek yerine kendime göre kişiselleştirmeyi tercih ediyorum, bu da beni daha “ben” hissettiriyor. Görsel kimliğe dair kararlar bazen zorlayıcı olabiliyor, bu yüzden sürecin kendi doğal akışında ilerlemesine izin veriyorum. Acele etmiyorum.
Bu albümle birlikte sadece şarkıcı olarak değil, söz yazarı ve yapımcı olarak da yaratım sürecinin başındaydın. Yani Beginner Again’deki şarkıları sıfırdan yazıp üretme sorumluluğunu üstlendin. Tüm bu rolleri üstlenerek albümünü oluşturmak nasıl bir deneyimdi? Bu süreçte kendini sanatçı olarak yeni yönlerinle keşfettiğin anlar oldu mu?
Kesinlikle! Doğru yönü bulmadan önce birçok demo yaptım ve doğru yöne ulaştığım anda her şey netleşti. Şarkıları kendim yazıp prodükte etmek bana büyük bir sorumluluk yükledi. Yoğun bir süreçti ama bir o kadar da tatmin ediciydi.
2016-2020 yılları arasında pop-elektro grubu Kadebostany’nin canlı vokalisti olarak 20’den fazla ülkede 300’ün üzerinde konser verdin. Bu dönemden edindiğin deneyimler, şimdi Saint Stacy olarak kendi projenle sahneye çıkarken sana nasıl bir avantaj sağlıyor? Kadebostany ile geçen yılların, bugün solo performanslarına ve müzikal vizyonuna ne gibi katkıları oldu?
Dünyanın dört bir yanında sahne almak inanılmaz bir deneyimdi. Büyük bir ekibin parçası olmayı çok seviyordum. Şimdi solo bir sanatçı olarak sahnede olmak bambaşka bir his. Kadebostany ile yaşadığım deneyim bana bu projeye başlamak için hem güç hem de özgüven verdi.
Önümüzdeki yıl Şubat 2026’da ilk solo Avrupa turnene çıkacaksın. Bu ilk turneye hazırlanırken neler yapıyorsun, dinleyicileri nasıl bir Saint Stacy performansı bekliyor?
Onları yoğun bir performans bekliyor! Şu anda tüm detayları finalize ediyoruz; provalar sürüyor, görsel kısım üzerinde çalışıyoruz. Bu benim ilk solo turnem olacak, bu yüzden sürece çok fazla tutku ve enerji koyuyorum. Gerçekten özel bir şey yaratmak istiyorum.
14 Şubat 2026 gecesi İstanbul Blind’da ilk solo konserini vereceksin. İstanbul’da ilk kez tek başına sahne alacak olmak sana ne ifade ediyor? Bu özel gece için Türk hayranlarına özel bir sürprizin var mı?
İstanbul’daki ilk konserim için birkaç tarih önerisi vardı ama Sevgililer Günü’nün mükemmel bir tarih olacağını düşündüm. (gülüyor) Bu gece aynı zamanda hayranlarımın bana bolca çiçek getirmesi için de güzel bir bahane olacak!
Son olarak, Back on Stage okurlarına ve dinleyicilerine ne söylemek istersin?
Dinlediğiniz için teşekkür ederim. İlk albümümü sizlerle paylaşabildiğim için gerçekten çok mutluyum. Beginner Again sadece ilk adım, devamı çok yakında geliyor!