Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com
İlk albümleri “Bu Bizim Nazik İsyanımız” ile dikkatleri çeken Dalgakıran, ikinci albümleri “Olay Ufku”nu adım adım yayımlamaya devam ediyor. Son olarak “Bir O” teklisini dinleyiciyle buluşturan grup, bu parçayla birlikte albümün ilk yarısını tamamlamış oldu. Her yeni şarkıyla hem duygusal hem müzikal olarak farklı bir katmana geçiş yapan Dalgakıran ile kelime oyunlarından ritim tercihine, albümün yayımlanma stratejisinden canlı performanslara uzanan çok yönlü bir sohbet gerçekleştirdik.
“Bir O”, “Makinist” ve “Kukla Kral”ın ardından bu kez çok daha ritmik, yüksek enerjili ve performans odaklı bir yerde duruyor. “Olay Ufku”nun parçalarını peş peşe yayımlarken bu duygu ve tempo geçişlerini nasıl kurguladınız? “Bir O”nun albüm içindeki yerini siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Ozan: “Olay Ufku” albümünde her şarkının ayrı bir hikayesi var, ancak her şarkımızın da toplam albüm içinde birbirleriyle konuşan bir niteliği var. “Bir O” albümümüzün ilk bölümünün kapanış parçası, dolayısıyla “Bir O” albümün daha içe dönük yeni duygu durumuna köprü atıyor.
“Bir O”nun nakaratında “Bir ok deldi geçti”, “Bir of yıktı geçti” ve “Bir od yaktı geçti” dizeleriyle hem kelime oyunlarına hem de edebiyatımızın söz sanatlarına göz kırpan bir yapı kuruyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Söz yazarken bu tür çok katmanlı ifadeler, sizin için melodiyi tamamlayan bir unsur mu oluyor, yoksa şarkının çıkış noktası mı?
Baran: Biz şarkılarımızın melodik zenginlik içermesi kadar, şarkı sözlerimizin de kolay teslim olmayan, birden fazla katmanlı ve dinleyicilerimizin arkasındaki fikri anladığında keyif duyacağı bir mekaniğe oturmasını seviyoruz. Bu katmanlar bazen edebiyata, bazen fizik kurallarına, bazen modern ressamların eserlerine bazen de mitolojiye dayanabiliyor. “Bir O” şarkımız da bu anlamda bahsettiğiniz yönde sürprizler içeriyor.
“Olay Ufku”nun çıkış sürecinde albümü tek seferde yayımlamak yerine parçaları dinleyiciyle adım adım buluşturmayı tercih ettiniz. “Hesap”tan “Bir O”ya uzanan bu süreç size hikayeyi anlatırken nasıl bir alan açtı? Bu yöntem albümün tamamını hazırlama biçiminizi de etkiledi mi?
Canberk: Olumlu yönde etkiledi, şarkıları ele alma biçimimizde bize yeni bir bakış açısı kazandırdı. Fikirlerdeki ve duygulardaki sadeliği korurken, icrasında daha kompleks denemeler yaptık. İlerleyen parçalarımızı yayınladığımızda, dinleyicilerimizin de fark edeceği şekilde bahsettiğimiz parçalar daha da yerine oturacak.
“Bu Bizim Nazik İsyanımız” ile kurduğunuz anlatı dünyasının ikinci bölümüne kapı araladığınızı söylüyorsunuz. Sizce bu iki albüm arasında Dalgakıran’ı en çok değiştiren şey ne oldu?
Deniz: “Bu Bizim Nazik İsyanımız “birkaç yılın süzülmüş bir derlemesi gibiydi, bu anlamda geri dönüp baktığımızda müzikal bir çeşitlilik hissediyoruz. “Olay Ufku” albümünün üretim yolculuğu ise yoğun, odaklı ve taze fikirlerin bu tarz bir süreç için kısa sayılabilecek bir zaman aralığında icrasına dayanıyor. Bu açıdan hem müzikal hem de hikâye anlatımı adına özgün kimliği olan ancak çok daha distile bir çıktı görüyoruz.
Dalgakıran için bir şarkı stüdyoda tamamlanan bir üretim mi, yoksa asıl kimliğini sahnede kazanan bir parça mı?
Canberk: Şarkılarımızın canlı icrası bizim için sürecin en keyifli kısmı. Stüdyoda bu şarkıları hazırlarken, seyircilerimizle buluştuğu ve büyüdüğü anları hayal ediyoruz. Bunun yanında konserlerimizde şarkılarımızın sevdiğimiz lezzetlerini çok daha ön plana çıkaran dokunuşlar yapıyoruz. Bu açıdan her konserimizde şarkılarımız yeni bir kimlik kazanıyor.
Şimdiye kadar yayımlanan şarkılara baktığımızda melankolik rock baladlarından dans odaklı parçalara, güçlü rock atmosferinden stadyum marşı hissi taşıyan nakaratlara uzanan geniş bir yelpaze görüyoruz. Bu çeşitliliğe rağmen bütün bu şarkıları tek bir Dalgakıran albümünün parçaları haline getiren ortak yaklaşım sizce ne oldu?
Baran: Şarkılarımızın ilk adımı duygu. Bu duyguları hissederek bu şarkıları besteliyoruz. Bu süre içinde bazen hep beraber dans etmek istedik, bazen coşkuyla omuz omuza bağırmak istedik, bazen de sıkıntılarımız sebepli içe dönüp düşünme ihtiyacımız oldu. Şarkıda geçtiği gibi “Aynı sabaha uyanırken kim bilir, aynı düşü görmüşüzdür. Olamaz mı? Olabilir.” Biz de dinleyicilerimizle bu albümü oluşturan tüm duyguları, birbirimizden habersiz ama aynı anda yaşadığımızı biliyoruz.
Son olarak, Back on Stage okurlarına ve dinleyicilerinize ne söylemek istersiniz?
Ozan: BOS ekibine heyecanımızı paylaşma şansı verdikleri için çok teşekkür ederiz. Sevgili dinleyicilerimizle de “Olay Ufku” albümümüzün yarısına geldiğimiz “Bir O” vesilesiyle bir kere daha destekleri için çok teşekkür ediyoruz, hepsi bizim için “bir o”.