Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com
Yaşlı Amca, müziğini hem zamanın ruhuna hem de kişisel belleğe köprü kurarak inşa eden gruplardan biri. Son albümleri “2002”, sadece dönemin müzikal kodlarına değil aynı zamanda çocukluk, gençlik, kayıplar ve içsel dönüşümlerle örülü duygusal bir zaman yolculuğuna da kapı aralıyor. İstanbul, Assos ve Berlin arasında şekillenen bu üretim süreci, grubun kendine has lirizmi ve yalın müzikal anlatımıyla birleşince ortaya, geçmişle hesaplaşan ama bugünde yankılanan bir kayıt çıkmış.
Biz de yeni albüm vesilesiyle Yaşlı Amca’yla bir araya geldik, “2002”nin arka planını, üretim sürecini, değişen seslerini ve hiç değişmeyen içtenliklerini konuştuk.
Albümünüze adını veren “2002”, yalnızca dönemin müzikal tınısına değil aynı zamanda Türkiye’nin daha özgür, daha kucaklayıcı ve potansiyelle dolu bir dönemine duyulan özleme de gönderme yapıyor. Sizin için bu yılı sadece bir tarih olmaktan çıkarıp albümün merkezine yerleştiren şey neydi?
O dönem “daha iyiydi” gibi bir iddiamız yok tabii ama nostalji, kendini iyi hatırlatıyor. Filmler, müzikler, teknolojik aletler… Hepsi çok heyecan vericiydi ama biz de çocuktuk sonuçta. Albümün hikâyesi ilk şarkıyla o yıla gidiyor ve oradan bugüne geliyor. Çocukluktan ergenliğe, oradan gençliğe ve şimdiye gelen liriksel bir anlatı var. Bunu yaparken o dönemin tarzlarını da karıştırarak farklı bir şeyler denedik.
Albüm dışarıdan nostaljik bir evren sunsa da, aslında “kendi zihniyle savaşan kusurlu bir insanın karanlık otobiyografisi” diyorsunuz. Geçmişe duyulan özlemle bugünün iç hesaplaşmasını aynı anlatıda buluşturmak nasıl bir yazım süreci yarattı?
İçimizden geleni yazdık. İçimizden gelenler de tartışma programına dönüştü bir yerden sonra. Nostaljiyle pişmiş, pişmanlık soslu bir iç hesaplaşmaydı. Çok farklı duygular yaşattı bize. Ama şu an keyifler yerinde, umarız kalıcı olurlar.
Albüm konsept olarak 2002 yılının rock, pop ve hip-hop üretimlerinden ilham alıyor. Bu yaklaşım, o dönemin üretim anlayışını yeniden yakalama arzusundan mı doğdu? Bu ilhamı bugünkü Yaşlı Amca sound’una taşırken nasıl bir denge kurdunuz?
O dönemin üretimi daha gelenekseldi ve çoğunlukla stüdyoda çalmaya dayalıydı. Bizim önceki albümlerimiz de öyleydi aslında. Stüdyoda deneyerek şekillenen işler oldu. Bu sefer konseptin sadece “şekil” olmaması ama aynı zamanda çok katı bir konsept hissi de yaratmaması için bir denge aradık. Belirsizliği seviyoruz. Bu bizim için doğal bir şey. Her şeyi planlamadık ama bu kayıtlar farklı bir şey oldu. İleride “tarzımız bu” gibi bir söylemimiz olmaz. Diğer albüm daha farklı olacak hatta.
Albüm kayıtları İstanbul ve Assos’ta tamamlanırken, vokaller Berlin’de kaydedildi. Farklı şehirler, farklı ruh hâlleri üretim sürecini nasıl etkiledi?
Enteresan oldu, önce onu kabul edelim. Bir tür kimlik oluştu ve bu aslında turneyle geçen dönemimize de uzak değil. Biraz ara vermiştik ve kayıtlar da bu ara döneme denk geldi. Yeniden başlayınca daha dürüst ve samimi tercihlere yöneldik diyebiliriz. Elbette umarız dinlenir ama bu süreçte peşinden koştuğumuz şey keyif almaktı.
Albümde daha önce yayımlanan beş şarkının yanı sıra dokuz yeni parça yer alıyor. Bu beş şarkı en başından beri bu albümün bir parçası mıydı, yoksa albüm geliştikçe yeni anlamlar mı kazandılar?
Evet, onlar zaten bu albümde olacaktı. Araya biraz zaman girdi diye dışlayamazdık. Hikâyenin sonunu onlar oluşturuyordu.
Yaşlı Amca’nın müziğinde dinleyicilerle kurduğu bağın önemli parçalarından biri, samimi söz yazımı ve kendine has müzikal dili. İlk dönem üretimlerinize döndüğünüzde, sizi en çok dönüştüren şey ne oldu?
“Akşamüstü” albümünü yaptığımızda 20’li yaşlarımızdaydık. O zaman daha sade bir üretim vardı. Müzik bu kadar görsele bağlı değildi. Derdimizi anlatmak yetiyordu. Şimdi daha doluyuz, daha kalabalık, daha olgun hissediyoruz. Sahnede daha rahatız. Bu daha iyi ya da daha kötü anlamında değil, ama doğal bir farklılık var. Bir de “2002” çıkmadan önce 12 yıl sonra ilk defa biraz durduk. Konser vermedik. Şimdi geri döndük, bir on yıl daha durmayız herhâlde.
Son olarak, Back on Stage okurlarına ve dinleyicilerinize ne söylemek istersiniz?
Bu zamana kadar dinleyen, konsere gelen herkese çok teşekkür ederiz. Duyulabilmek büyük bir lütuf. İleride konserlerde görüşmek üzere. Saygılar.