Zeynep TOKER

Her şeyin zıtlıklardan ibaret olduğuna inanan Mine Özgüle, tam da bu durumu anlatan Kayboldum isimli yeni şarkısıyla dinleyicisiyle buluştu. 29 Nisan’da Babylon’da vereceği konser öncesi bir araya geldiğimiz Mine Özgüle, sahnede dinleyicileriyle buluştuğunda neler hissettiğini ve çok daha fazlasını Back on Stage’e anlattı.

ο Geçtiğimiz günlerde Kayboldum isimli şarkınızla dinleyicinizle buluştunuz. Parçanın hikayesini ve hazırlık sürecini sizden dinleyebilir miyiz?

Parçayı geçen sene yazmıştım. Geçmişimi değiştiremeyeceğim için geleceğime karşı da çok umutsuz hissettiğim bir dönemdi. Sanki bir şeyin içinde hapsolmuşum gibi. Kontrolün bende olmadığını ve her şeyin rastlantısal olduğunu düşünüp bunun yasını tutuyordum, aslında hikayesi de tamamen bu yas üzerine.

ο Kayboldum’un karanlık sözleri olsa da müziği hiç öyle değil. Siz de hayatta bu tarz zıtlıklardan beslenen biri misiniz? Mine Özgüle biraz optimist biraz da pesimist biri diyebilir miyiz?

Bu sorunun cevabı da birinci sorunun devamı aslında. Şarkı yapmak uzun bir süreç olduğu için, çıkış amacınız süreçte değişebiliyor. Şu an hiçbir şeyin kontrolümde olmayışı bir taraftan komik ve eğlenceli de geliyor. Bundan dolayı müziğin bu yasla neredeyse dalga geçen ve eğlenen bir tarafı olsun istedim. Zıtlıktan beslenirim diyebiliriz sanırım çünkü her şeyin zıtlıktan ibaret olduğuna inanıyorum.

ο Şarkılarınızı dinleyicilerinizle single olarak paylaşıyorsunuz. Bunda günümüzdeki hızlı tüketim alışkanlığının bir etkisi var mı? Albümdeki veya EP’deki parçaları tek tek sindirerek dinleyen insanların sayısı gün geçtikçe azılıyor. Bu noktada bunu bir risk olarak gördüğünüz için mi single’larla ilerliyorsunuz yoksa önümüzdeki dönemde albüm ya da EP çıkarma planınız var mı?

Evet, yazın EP yapmaya çok heveslenmiştim. Fakat dinlenme oranlarını gördüğümde yeni çıkış yapan bir müzisyen olarak riskli bir hamle olduğunu düşündüm. Albüm yapmak kesinlikle çok istiyorum fakat biraz daha kim olduğumu ve ne söylediğimi single çıkararak anlatmaya çalışacağım. Umarım ileride.

ο Şarkı yazım süreciniz nasıl ilerliyor? Sizin için söz yazmak bir terapi gibi ya da günlük tutuyormuşsunuz gibi bir eylem mi? Yoksa, “Bugün şarkı yazmam gerekiyor, hadi masanın başına geçeyim!” dediğiniz bir noktada mı?

Sanırım hepsi. Ama artık profesyonel anlamda yapmaya başladığımdan beri masa başı kısmı çok arttı. Yapıya daha çok önem vermeye başladım. Derdimi en iyi nasıl anlatırım diye masa başında çalışıyorum, ama derdimi aniden buluyorum. Yani terapi kısmı derdim, günün sonunda fikrin çıkış kısmı gibi daha çok. Fikirleri yapıyı düşünmeden özgürce kustuğum kısım.

ο Müzik kariyerinizde ilerlerken nelerden besleniyorsunuz? İnsanlar, olaylar, şehirler ya da başka sanat dalları… Müziğinize, söz yazımınıza, bakış açınıza neler ilham oluyor?

En çok deneyimlerim üzerinden durumlara olan bakış açım değiştiğinde ilham alıyorum. Kendi deneyimlerim dışında sanırım en çok sevdiğim şarkıcıların şarkı sözlerinden, bir temayı anlatış biçimlerinden etkilenip yazıyorum. Mesela Kördüğüm’ü bir belgesel izledikten sonra yazmıştım. Bende bir şey hissettirip bir dönüşüm yaratıyorsa muhtemelen şarkısını yazıyorum. Ama bazı şeyler de şarkısını yazamayacağım kadar büyük oluyor, böyle bir ayrımım da var.

ο Bir röportajınızda bir gün Yasemin Mori ile çalışmak istediğinizi dile getirmişsiniz. Hiç bu konuyla ilgili kendisiyle iletişime geçtiniz mi? Kendi tarzını olduğu gibi yansıtan iki ismi yan yana görmek bizim için de çok keyifli olur.

İnanılmaz isterim ve sanırım sormayı haddim bile göremem diye düşünüyorum. Hayvanlar albümü Türkiye’deki açık ara en iyi albümlerden biri ve hala içinden bir söz duyduğumda şaşırıp kalıyorum. Bin tane şey düşündürüyor. Bugün olduğum kişide çok büyük etkisi olmuş bir albüm.

ο Sahnede, dinleyicilerinizin önünde şarkı söylerken kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Yaptığınız işin birilerine ulaşması, onlara dokunması ve bir noktada sizi anlıyor olmaları nasıl bir duygu?

Çok iyi hissediyorum. Çok özgür hissediyorum. Çok ait hissediyorum. Bu üç his bir arada o kadar az bulunuyor ki hayatta. Arkadaşlarımı bulmuşum gibi hissettiriyor konserler, zaten bu yüzden de sahnede konuşmadan duramıyorum.

ο 29 Nisan’da Eren Alıcı (Evdeki Saat) ile Babylon’da sahne alacaksınız. Sevdiğiniz bir mekânda bu sefer seyirciler arasında değil sahnede olacağınız için neler hissediyorsunuz?  Müzikseverleri nasıl bir konser bekliyor?

Babylon bir mihenk taşı benim için. Orada sahne almayı üç yıl önce hayal bile edemezdim. Gerçek olması çok garip hissettiriyor. Hayatta her şey olabilirmiş gibi hissettiriyor da diyebilirim. İnanılmaz duygu yüklü bir gece olacağını söyleyebilirim. Umuyorum ki ağlayarak dans edeceğiz.

ο Son olarak, müziğinizi başka insanlara dinletmek için tarihte dilediğiniz bir zamana ışınlanma hakkınız olsaydı bu hangi zaman olurdu?

Müziğimi dinletmek değil belki ama Orhan Veli ve Nazım Hikmet gibi söz ustalarından, şiir ve hikâye anlatımıyla ilgili bakış açılarını dinlemek, onlardan yaklaşımlarını öğrenmek çok isterdim.