Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com
Bozcaada Caz Festivali bu yıl 5-6-7 Eylül tarihlerinde dokuzuncu edisyonuyla adanın ritmini yeniden yükseltmeye hazırlanıyor. Paribu’nun ana sponsorluğunda gerçekleşecek olan festival, cazdan elektronik müziğe uzanan zengin programıyla sadece duymayı değil, hissetmeyi ve bedensel deneyimi merkeze alan “Bedenlenme/Embodiment” temasıyla katılımcılarını karşılayacak.
Festival kapsamında sahneyi paylaşacak iki güçlü isimle, M Lisa ve Tolga Bilgin’le bir araya geldik. Müzikal dünyalarını ilk kez buluşturan bu özel proje, organik ile dijitali buluşturan özgün bir ses evreni sunuyor. Provalardan ilhama, adanın etkisinden sahnedeki kimyaya kadar uzanan bu söyleşi, Bozcaada’nın ruhuna kulak verenler için… Keyifli okumalar!
Bozcaada Caz Festivali’ne özel birlikte sahne alacaksınız. Bu projeyi nasıl şekillendirdiniz?
Tolga Bilgin: Bu proje aslında birbirimizin müzikal dünyalarına duyduğumuz merakla başladı. M Lisa’nın ses evreniyle benim doğaçlama yaklaşımımın kesiştiği yerde çok özel bir alan açıldı. Bozcaada Caz Festivali’nin ruhuna uygun, sınırları olmayan ama samimi bir dil aradık.
İkinizin enerjisi prova sürecinde nasıl bir kimya yarattı? Bu dinamiği sahnede nasıl hissettirmeyi planlıyorsunuz?
Tolga Bilgin: Provalarımızda hem ciddi bir müzikal disiplin hem de karşılıklı bir açıklık var. Birbirimizin nefesini duyarak ilerlemek bize büyük bir konfor sağladı. Sahnede bu güveni ve akışı dinleyiciye de geçirebilmeyi umuyoruz.
M Lisa, MONA LISA albümünde yaratıcı prodüksiyonlarla dikkat çektin. Tolga’nın entelektüel doğaçlama dünyasıyla bu prodüksiyon dizayn arasında nasıl bir denge kurdunuz?
M Lisa: Caz müzik, özellikle lise yıllarımda yoğun olarak dinlediğim, hatta bir dönem kendimce çalmaya ve söylemeye mesai harcadığım bir müzik türü. Belki şarkılarımda da minimal de olsa caz etkisini duyuyorsunuzdur. Bu projeyi ilk duyduğum andan beri çok heyecanlıydım; şarkılarıma çok yakışacağını düşündüm. Denge kurmak gibi bir derdim olmadı çünkü dengeyi bozacak bir şey görmedim. Şarkılarımı bir caz orkestrasıyla, yeni bir duyum ve yepyeni aranjelerle duymak için çok hevesliydim.
Provalar sırasında kararları birlikte nasıl şekillendirdiniz?
M Lisa: Provalarda çalımları vokalimle birlikte duyup dinledikçe fikirler geliştirerek ilerledik. Şarkıların duygu dünyasına çalımlar nasıl hizmet eder, ben bu sound dünyasında nasıl bir tavırla en iyi şekilde var olurum gibi sorular üzerinden projeyi şekillendirdik.
Bu iş birliğinde doğaçlama mı, yoksa önceden yazılmış motifler mi ağır bastı?
Tolga Bilgin: Ağırlık doğaçlamada ama yazılı motifler doğaçlamaya bir zemin oluşturdu. Bu sayede hem sürprizlere açık kaldık hem de parçalar tutarlı bir kimya yakaladı.
Ses-mix, tonlama ve atmosfer açısından festival dinleyicisine sunmak istediğiniz ‘imza’ sound’unuz nedir?
Tolga Bilgin: Akustik ile dijitalin iç içe geçtiği bir atmosfer yaratmak istedik. Trompetin nefesiyle synth dokular arasında bir köprü kurduk. Organik ama deneysel bir ses arayışındayız.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
İkinizin birlikte hazırlık yaptığı bir günü kayda alsak… En çok kim prova arasında müzik açar, kim daha çok sessizliğe ihtiyaç duyar? Kısacası stüdyoda kim hangi rolde?
M Lisa: İkimizin de yerine göre ciddi, yerine göre goygoy modları var. Roller günden güne o günkü frekansımıza göre değişti. Ama çok keyifli, eğlenceli bir süreçti.
Bozcaada gibi karakteri güçlü bir yerde müzik yapmak size ne hissettiriyor? Deniz, rüzgar, manzara… Müzikal ifadenizi etkileyen şeyler oldu mu?
Tolga Bilgin: Bozcaada’nın dokusu zaten başlı başına bir enstrüman gibi. Oradaki ışık, rüzgarın sesi, denizin ritmi… Hepsi bizim müzikal ifadelerimize nüfuz etti. Doğa bize hem huzur hem de ilham verdi.
Bozcaada Caz Festivali özelinde bu projenin size kattıkları neler oldu?
Tolga Bilgin: Bu proje sayesinde kendi sınırlarımızı yeniden çizdik. İkimizin de başka sahnelerde deneyimlemediği bir ifade alanı açıldı. Aynı zamanda festivalin dinleyici profiliyle kurduğumuz bağ da çok kıymetli.
Bu projeyi ilk kez dinleyecek birini nasıl bir yolculuk bekliyor? Onları nasıl bir hikayeye davet ettiğinizi düşünüyorsunuz?
Tolga Bilgin: Bu bir içsel yolculuk. Zaman zaman dans ettiren, zaman zaman düşündüren ama her zaman duygulara dokunan bir hikaye. Herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir anlatı kurduk.
Son olarak, festival dinleyicisine ve Back on Stage okurlarına ne söylemek istersiniz?
Tolga Bilgin: Sanatın iyileştirici gücüne hep birlikte inanıyoruz. Bizi dinlemeye gelen herkese açık zihinle ve kalple geldikleri için teşekkür ederim. Müzik bir paylaşım; bu anları birlikte büyütmek en büyük mutluluk.