Zeynep TOKER

Karantinadaki yalnızlık sürecinizi bir boks terimi ile ifade etmek hiç aklınıza geldi mi? Tamburada, DANdadaDAN, Marika, Konstrukt ve Korhan Futacı ve Kara Orkestra gibi ayrı ayrı projelerle karşımıza çıkan Korhan Futacı, İstanbul’un insansız halini deneyimledikten sonra, bu yalnızlığı gölge boksuyla ifade etmeye karar verdi. Yeni albümü Shadow Boxing’i müzikseverlerle paylaşan Futacı, albüm sürecini ve hikayesini Back on Stage’e anlattı.

ο İçerisinde bulunduğumuz şu 1.5 sene hepimiz için oldukça zor geçti ve geçmeye de devam ediyor. Peki bu süre zarfında siz neler yaptınız? Hem kişisel olarak hem de müzik üretiminizde bu sürecin ne gibi etkisi oldu?

Pandemi bütün insanlık olarak hep birlikte deneyimlediğimiz sıradışı bir durum gerçekten de. Bu gerçeği kabullenme safhasını atlattıktan sonra ortaya çıkan sonsuz boş zamanımı telaşsız bir şekilde üretmeye ayırdığımı söyleyebilirim. Öncelikle kapanmanın ilk döneminde Instagram hesabım üzerinden Radyo Karantina adını verdiğim bir seri yayınladım. Hiç tahmin etmiyordum işin nerelere varacağını ancak tam 38 gün süren bir maceranın içinde buldum kendimi. Her gün bir dakika uzunluğunda o gün yazılmış, bestelenmiş ve de icra edilmiş bir şarkıyı yine o gün kurgulanmış videosu ile birlikte yayınladım. O dönem en azından bir süre kafayı meşgul tutmayı başardık. Daha sonra Londralı plak şirketi State 51 için sevgili dostum Burak Irmak ile beraber Shadow Boxing isimli bir albüm kaydettim ve 10 Eylül’de yayınlandı. Uzun zamandır biriktirdiğim sözlü şarkılarımın bir kısmını yine bu süreçte değerli grup arkadaşlarımla beraber kendi stüdyomuzda kaydettik ve çok yakın zamanda tekliler halinde yayınlamayı planlıyorum. Sevdiklerimiz için endişelenmeyi saymazsak, konser ve günlük hayatın koşturmacası içinde zaman yaratamayıp ertelediğim yazma çizme işlerini bir yola koyma açısından oldukça iyi geldi diyebilirim bu kapanma süreci.

ο Shadow Boxing albümünün adını, konseptini ve hazırlık sürecini sizden dinleyebilir miyiz?

Bu albüm aslında uzun zamandır yapmayı istediğim kafada bir albüm oldu. Burak Irmak ile birlikte pandeminin en karanlık günlerinde buluşup bilgisayar ortamında yarattığımız seslerle ördüğümüz altyapıların üstüne soprano saksafonum ile üfledim. Feryin Kaya miksledi ve masterladı. Kapanma döneminin yalnızlığını anlatabilmesi için de boks antremanlarının vazgeçilmez formlarından biri olan gölge boksu teriminin ingilizcesi olan Shadow Boxing adını verdim bu albüme. Zira gölge boksu boksörün karşısındaki hayali rakibi ile dövüşmesine verilen isimdir. Seyircisiz ve sahnesiz kalmanın müzisyenler üzerindeki etkisi biraz da böyle bir şey.

ο Müzisyenlerin bir odaya kapanıp kayıt almasına pek sıcak bakmadığınızı, dinleyicilerin konsere gelip o ana şahit olmaları gerektiğini söylemişsiniz. Bu durum sizin açınızdan da böyle mi? Yani dijitaldeki dinleme sayıları sizi tatmin ediyor mu yoksa sizin olayınız konsere gelen dinleyicinin reaksiyonu mu?

Müzik en iyi canlı dinlenir. Seyirci ve müzisyen bir aradayken ortaya çıkan enerji neredeyse elle tutulur bir hale geliyor. Alemler ötesi bir yolculuğa çıkmak gibi adeta iyi bir performans seyretmek. Sizi alır götürür ve tekrar güvenle olduğunuz yere geri bırakır. Kayıt teknolojisinin bugün geldiği nokta her ne kadar tatmin edici gibi gözükse de aslında gerçeğin iki boyutlu cılız bir kopyası olmaktan maalesef daha öteye gidemiyor.

ο Farklı tarzlarda birçok sanatçı ile de sahne aldınız, kayda girdiniz. Farklı şeyler denemek sizi nasıl besliyor? 

İş birliği yaptığım sanatçı dostlarımla aynı frekansta olduğumuz için kozmik güçlerin bizi bir araya getirdiğini düşünüyorum. Öğrenmenin ve yaratmanın gerçekten bir sonu yok. Birbirimizden öğrendiğimiz kadar çok şey oluyor ki… Heyecan verici bir durum bu. Genellikle de ömür boyu sürecek dostluklara da gebe oluyor bu bir araya gelmeler.

ο “Kendine has” denilen o tarzı nasıl yakaladınız?

Bugüne kadar her zaman kendi müziğimin ve içgüdülerimin peşinden gittim. Bu yolda da kendi çaldığım notaların ve cümlelerinin uzmanı olmam gerektiğini öğrendim. Tek bir nota bile üflesem çıkan ses beni, meselelerimi ve dünya görüşümü yansıtmalı. Sanırım bu içgüdü özgünlüğün oluşmasında önemli bir yer tutuyor.

 

‘HÜKÜMETİN SANATÇIYA OLAN TAVRI ORTADA’

ο Müziğin bir tedavi olduğunu söylemiştiniz. Siz kendinizi iyi hissetmek, “tedavi etmek” için kimleri dinliyorsunuz?

Çok farklı türlerden çok farklı müzikler dinliyorum, ancak söz konusu iyileşmek ise siyahi müzikleri tercih ettiğimi söyleyebilirim.

ο Her olayda olduğu gibi bu süreçte de müzik sektörü oldukça sıkıntı yaşadı. Siz bir müzisyen olarak tüm bu süreç içerisinde yalnız bırakıldığınızı düşündünüz mü?

Benim için çok da sürpriz olmadı. Hükümetin sanata ve sanatçıya olan tavrı ortada zaten. Fazla bir beklentiye girmenin lüzumu yok.

 

  • Ekim 2021 sayısından…