Çağatay Yılmaz

Haraketli, dramatik, özgün… Her dinleyene başka hisler uyandırıyor Konoba ki amaçları da bu. Raphael Esterhazy ve Oliver Rugi’nin Konoba ve R.O projelerinin 2017’de bir araya gelmesiyle ortaya çıktı R.O x Konoba. İlk teklileri On Our Knees’le playlist’lere girdiler. Üretmeye, yan projeler yapmaya devam ediyorlar. Yaptıkları her parçanın ve albümün hikayesi var. Röportajı okuyunca anlayacaksınız. Elektro-pop, downtempo ve melodik trap türleri arasında gezinen sound’ların uzun bir aradan sonra Konoba’yı tekrar dinlemenin heyecanını yaşıyorduk ki konser iptal oldu. Konser haberini duyar duymaz röportaj yapmıştık, müziğini canlı şimdi dinleyemesek de Esterhazy ile sohbet etmek oldukça keyifliydi.

On Our Knees’de “Tek umudumuz sevmek” diyorsunuz. Bu sizin için ne demek? Ayrıca, bu sözleri yazalı biraz zaman oldu. Fikriniz değişti mi?

Aslında tam söz şöyle: “Tek umudumuz kendimiz ve yapmak istediğimiz şeyi sevmek…” Tüm insanlar giderek doğalarından uzaklaşıyor. Eskiden yaptığımız işlerle topluma fayda sağlardık. Şimdi yalnızca para için çalışıyoruz, genellikle hoşlanmadığımız işler yapıyoruz. Bu sözlerde de “Kendinizi dinleyin, kimsiniz ve gerçekten hayatınızı nasıl geçirmek istediğinizi sorgulayın” demek istemiştim. Kesinlikle fikrim değişmedi.

Yeni sesleri seyahat ederek, doğru yerde olmaya çalışarak aradığınızı okudum. Doğru mu? Favori bir sesiniz var mı?

Evet, Oliver (R.O) da ben de dolaşarak ilham aramayı seviyoruz. Evin çevresinde bile olabilir! Bazen bir sokak müzisyeni, bit pazarının sesleri… Kulaklarımızı açık tutuyor, ilginç olabilecek her sesi kaydediyoruz. Beğendiklerimizi kullanıyoruz. Sokaktan sesler ekleyince tamamen özgün ve katmanlı oluyor. Aslında şu an Sounds of Istanbul projesi için çalışıyorum. Fikir şu, şehirde bir hafta zaman geçirip tüm tarihi ve kültürü tanımaya çalışmak. Müzik, dans, yemek, insanlar… Her şeyi de kaydedip şehrin zenginliğini yansıtan güzel bir parça ve klip olsun istiyorum. Bu yıl tamamlarım umarım. Katılmak isteyen olursa bana sosyal medyadan ulaşmak için çekinmesin!

10 sayısı size ne ifade ediyor?

Dürüst olmak gerekirse, büyük bir anlamı yok. Albümü yolda yapmaya karar verdik, gezdiğimiz her ülkede her ay bir parça yapalım istedik. Bir yılda 12 olacaktı ama yeterli zaman ve bütçe olmayınca 10 tane yapmaya karar verdik. Güzel, havalı bir sayı!

R.O’yla uzun süre yoldaydınız. Nasıldı, sizi nasıl etkiledi?

Yolculuğumuz iki aşamalıydı. Önce 10’u yaptık, dediğim gibi 10 ayda 10 ülkede 10 parça. Bu aşamada yalnızca ikimizdik. Avrupa’da minivanla gezdik, Avustralya’dan Georgia’ya uçtuk… Yanımızda iki kişi daha olsa daha iyi olabilirdi aslında. Fotoğraf ve video çekmek için biri, bütçe ve lojistiği ayarlamak için de bir kişi daha. Ama iki kişinin daha 10 ay boyunca masraflarını karşılamak çok zor, bağımsız müzisyenler olarak bizim için mümkün değil. İkinci aşamada asıl turne başladı, orada tüm ekip geldi.

Dinleyicilerin keşfetme alışkanlıkları değişiyor, örneğin Cdbaby sanatçılarını duyurmak için bir süredir TikTok’u kullanıyor. Ancak bu, dinleyicilerin müzisyenleri keşfetmek için en fazla 15 saniye vakit ayıracağı anlamına da geliyor. Sizce bu müzisyenleri nasıl etkiliyor?

Yeni trendleri yakalamak çok zor. Açıkçası projelerimizden dolayı son iki yıldır çok çalışıyoruz ve yeni platformlara bir şey üretmek için vaktimiz olmadı. Her halükârda gerçek sanat eserleri üretmeyi tercih ediyoruz, gerçek müzikseverlere güçlü duygular yansıtabilecek eserler. Ama gerçek müzikseverler azalıyor, dikkat süremiz de giderek kısaltıyor. 15 saniyeden fazla sürünce sonrakine geçiyorsunuz, yarım saatte 100 farklı içerik izleyebiliyorsunuz. Diğer yandan çok kısa içerikler üretmek de eğlenceli olabilir. Yakında deneyebilirim!

Bazı müzik türleri coğrafi yerlerle anılıyor, örneğin Britpop veya East-Coast hip-hop gibi. Sizce Belçika’nın ya da Türkiye’nin böyle bir türü var mı?

Böyle küçük dokunuşlar kayboluyor gibi hissediyorum. Önceden belli bir noktada müzik yapan gruplar birbirini etkiliyordu, oraya özgü tarzlar oluşuyordu. Popülerleşmezse de dünyada duyulmuyordu. Ama şimdi herkes birbirine bağlı, örneğin bir rapçi yeni bir şey denerse hemen sonraki gün her yerden başkaları taklit ediyor. Bir açıdan iyi, kolayca yeni ilhamlar bulabiliyoruz. Ama diğer yandan kötü, giderek tektipleşiyoruz. Her yerde aynı yemek yeniyor, aynı şarkılar dinleniyor, aynı kıyafetler giyiliyor… Bahsettiğim Sounds Of projesine de bu nedenle başladım, dünyanın farklı yerlerine gidip kültürlerinden bir parçayı öne çıkarmak istedim.

Daha önce Türk seyirciyle tanıştınız. Nasıldı, nasıl hissettirdi?

İstanbul’a bir kere geldik ve çok sevdik. Görece küçük bir konserdi ama atmosferi inanılmazdı. İnsanlar çok hevesli ve pozitif, konserden sonra da dinleyicilerle çok vakit geçirdik. Tekrar gelmek için heyecanlıyız!

Türkiye’de daha çok vakit geçirmek, belki yerel bir enstrüman öğrenmek istediğinizi söylemiştiniz. Fırsatınız oldu mu?

Henüz olmadı, ama Sounds Of projesiyle gelebilirsem şehri iyice keşfedebilecek zamanım olacak. Yeni maceralar arıyorum, belki Belçika’dan uzağa taşınıp 1-2 yıl yaşayabilirim. Neresi olur henüz bilmiyorum ama Türkiye çok olası gözüküyor.

Sırada ne var?
Her zaman yeni projeler! Yeni solo albüme başladım, güzel gidiyor.