Uzun zamandır festivallere hasret kaldık. En azından fiziki olarak etkinlik alanında bulunup, eş dostla eğlenip, sabaha karşı eve dönmeler hepimiz için eski güzel bir anıydı. Fakat 2021 yılında yavaş yavaş ve sosyal mesafeli de olsak bu anlara dönmeye başladık. 28. İstanbul Caz Festivali’de bunlardan biri. E konu caz olunca eğlenmeye enerjimiz olmaz mı?

Line-up’ı gördüğümüzde içimizde festival afişindeki gibi çiçekler açtı. İstanbul’un dört bir tarafında gerçekleşen festivalde; Angelique Kidjo, Karsu, Mabel Matiz Feat. Niels Boors, Kenan Doğulu, Altın Gün, Stefano Di Battista gibi performanslarıyla bizi çok heyecanlandıran isimler yer alacak. Bugün başlayacak olan festivalin bu seneki mottosu ise “caz hissediyorum.”

Peki caz hissediyorum nereden çıktı? Bu sorunun cevabını ise İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer, açık mektubunda yanıtladı.

Bundan birkaç hafta önce hafif distopik bir dizi izlemiştim: İngiltere’de yaşayan dört kardeş, onların geniş aileleri ve ilişkileri üzerinden önümüzdeki on yılı anlatan bir dizi. Bir yandan bilim ve teknoloji ilerlerken, diğer taraftan hiç beklenmedik toplumsal krizler, uluslararası çatışmalar, ekonomik problemler herkesin hayatını alt üst ediyordu. Dizi 2019 yılında çekilmiş, tabii şu yaşadığımız salgını tahmin edememişler, senaryoda ancak 2030 yılına gelirken bir salgın haberi geçiyordu ama o kadar. Tam da böyle zamanlarda yaşıyoruz, büyük değişimlerin kestirilmesi zor eşiğinde olduğumuz bir dönemdeyiz. Bir yandan hayata tutunmaya çalışıyoruz, diğer taraftan insan olmanın anlamını da sorgulamaktayız. Bütün bunların ortasında “2021 yılında nasıl bir İstanbul Caz Festivali yapmalı?” sorusu gerçekten çok alakasızmış gibi durabilir ama belki de değil.

Bu yıl festivalin görsel kimliği için tasarımcılarımıza böyle zor bir dönemden sonra seyircimizin karşısına iyi hissettirecek, yormayacak bir mesajla çıkmak istediğimizi söylemiştik. Onlar da çok güzel bir sloganla geldiler; kendini iyi/güzel/mutlu hissetmekten yola çıkarak, #cazhissediyorum dediler. Bu, aslında bende sonradan başka bir çağrışıma daha yol açtı; müziği sadece olumlu hislerin değil, olumsuz hislerimizin de tercümanı olarak kullandığımızı düşündüm. Bazen bir kaçış imkânı olarak, bazen o umutsuzlukları aşmak için, bazen de sadece arınmak için; ama kötü hissettiğimizde de müzik yanımızda. Dolayısıyla #cazhissediyorum derken aslında bunların da hepsini kapsıyoruz. Aynen cazın ve müziğin kapsadığı gibi.

Bu yıl festivalde yine çok özel anılarımız olacağına eminim, birbirinden güzel ve farklı mekanlarda, belki planlı veya plansız bir şekilde şehrin farklı köşelerinde. Belki “Oh be aylar sonra ilk konserim” diye heyecanla geleceksiniz, belki merakla “Bakalım şu bahsettikleri proje gerçekten iyi miymiş” diyerek. Belki bütün günün yorgunluğu, işyerindeki problem ve kaygılarınızla geleceksiniz veya “Üf bu insanların peşinden niye sürüklendim ben bu konsere” diyerek. Umarım bunların hepsini o konserde olduğunuz birkaç saati içinde unutur, birkaç saatliğine bambaşka yerlere gider, heyecanlanır, hüzünlenir, duygulanır ve oradan “Vay be, ben ne yaşadım” diyerek kalkarsınız. Umarım o anın bütün hisleri, sonrasında ilhamınız olur. Sanıyorum caz hissetmek de böyle bir şey olsa gerek…

Published On: 1 Eylül 2021Categories: AnlatıyorTags: ,