Selin SANLI

Vokal ve gitarda Eren Alıcı ve back vokal ve davulda Sunguralp Esat’tan oluşan Evdeki Saat alternatif ‘aromatik’ müzik yapan bir grup. Müziklerini Karaköy ve Kadıköy sound’undan beslenerek yaptığını söyleyen ikili amatör ruhları olduğunu söylese de müzik işini profesyonel yapabilmek için epey çabalıyor. Şubat’ta Uzunlar’ı iki versiyon olarak yayınlayan grupla konuştuk.

“Yeterince tükettiyseniz yeni parça geliyor” dediniz ve yeni parça Uzunlar’ı iki versiyon halinde yayınladınız. Parçanın hazırlanış sürecini anlatır mısınız?

Uzun sürdü aslında. Nakaratını 2018’de yazdım. Geçen aylarda sözlerini tamamlayabildim. Olumsuz birkaç geri dönüş alınca baştan yaratmaya karar verdim. Olumsuz görüşlerden çabuk etkilenirim. Sonra etrafımda kim varsa dinlettim bu iki versiyonu da. Kendi kararsızlığım yetmiyormuş gibi arkadaşlarım da ikiye bölündü bu konuda. İki versiyonun da iki ayrı dinleyici kitlesine hitap ettiğini fark ettim. Bu yüzden plak şirketiyle konuşup ikisini de yayınlamaya karar verdik. Sonucun kötü olduğunu söyleyemem ancak bu süreçte bir ders çıkardım. Bundan sonra üretim sürecinde kimseden fikir almayacağım. Kararsızlık süreci inanılmaz yıpratıyor.

Uzunlar’ın klibi hem romantik hem de eğlenceli… Fikir size mi ait?

Fikir üzerine çok düşünmedik. Klişeleri çok sevmiyorum fakat bu parçanın klibinde kesinlikle araba olmalıydı. Bu sebeple kabataslak bir senaryo çıkarıp bodoslama bir çekim yaptık. Bütçemize ve zamanımıza oranla oldukça güzel bir iş çıktı. Ufuk Yılmaz ve Samet Eruzun gayet güzel iş çıkardı. İrem Doğan da styling konusunda oldukça yaratıcı fikirlerle geldi. Bundan sonraki kliplerimizde daha deneysel ve sürece yayılmış işler çıkaracağız.

Evdeki Saat müziği nasıl sevdi? Kimleri örnek aldı?

Küçükken rap müziğe oldukça ilgiliydim. Rap parçalarım ve kliplerim vardı, mahlasım Ezel idi 2007-2008 yıllarında. Daha sonra imha edildiler tabii ki. 14 yaşında gitar çalmaya başladım. Doğal olarak klasik Türkçe rock şarkılarla giriş yaptım. Üniversite yıllarında bildiğimiz tarzların dışına çıkan müzisyenlerle tanıştım bugün “Üçüncü Yeniler” ismi verilen. Hoşuma gitti ve üretimlerimi bu yöne doğru kaydırmaya başladım. İlk ciddi parçam Biraz Olsun’u 18 yaşındayken yazdım. Daha sonraki süreçte ortaya daha özgün parçalar çıkarmak için çalıştım ve hâlâ çalışıyorum. Bu süreç de yaşadığım sürece bitecek gibi gözükmüyor çünkü kendi sound’umu yaratmaya çalışırken keyif alıyorum. Umarım keyif de veriyorumdur.

Günümüzde dinleyicinin dikkatini çekmek zorlaşıyor. Kitlenizin artması size neler hissettiriyor?

Şahsen başarı anlayışımda bir terazi var. Terazi sistemi diyorum buna. Bu terazinin bir kefesinde popülizm var ötekisinde ise bireysellik var. Benim amacım her zaman işin bireysellik kısmının yüzde 51 oranında ağır basmasını sağlamak. Yüzde 49 da popülizme veriyorum. Bu şekilde hem kendiniz olup hem de güzel bir kitleye hitap edebilirsiniz. Hiçbir zaman istemediğim bir müzikle çok büyük kitlelere hitap etme isteğim olmadı. İşin ucunda gece yastığa başını rahat koymak var çünkü. Bence başarı bu.

Yeni nesil müzisyenlerle bir arada olmanızın üretiminize ne gibi etkileri var?

Diğer müzisyenlerle etkileşim içinde olmak -en azından bende- üreticilik kısmını çok fazla etkilemiyor aslında. Sonuçta eve gelip yine yalnız başınıza çıkarıyorsunuz parçayı. Yalnızca tecrübelerin paylaşılması ve güzel arkadaşlıklar her zaman insana iyi geliyor.

 “Üçüncü Yeniler” nedir sizin için? Kimi dinliyorsunuz bu kategoride?

Üçüncü Yeniler kavramını herkes apostrof içinde kullanıyor, ben de öyleyim. Böyle denmiş böyle gidecek sanırım. Kendilerini nasıl tanımladıklarını bilmiyorum, çok da umurlarında değil sanırım tıpkı diğer müzisyenler gibi. Ama son 1 aydır feci halde Hedonutopia dinliyorum. Geçen senelerde de denk gelmiştim, ilginç gelmişti hatta alışamamıştım ama şu sıralar çıkamıyorum.

Sırada ne var? Yeni bir albüm gelecek mi?

Sanırım önümüzde bir EP var. Bahar sonuna kadar çıkabilir. Bundan sonraki asıl amacım da albüm.

6 yıl

Grup 2014 yılında kuruldu. İvmesini son iki yılda kazandı.