Ece ULUSUM
ece@thebackonstage.com
Devasa beyaz Prada ayakkabıları ve ‘E’ harfinin olduğu irili küçüklü çocuksu boncuklu kolyesiyle önce Edis backstage’e geldi. Birkaç saniye sonra da Gazapizm ayakkabısından gömleğine simsiyah kıyafeti ve boynunda kalın zinciriyle… Önce birbirlerine sarıldılar, sonra ortamızdaki ikili koltuğa oturdular.
Bir grup gazeteci arkadaşımla, 8 yıl aradan sonra yeniden yola koyulan Fanta Fest’in Kayseri ayağını takip etmek için ikili ile bir araya geldik. Bu sürprizli sohbetin akışını baştan inşa etmeden, okuyanların da oradaymış gibi hissetmesi için küçük ara notlarla aktarmaya karar verdim. Başta Edis’i daha sonra da Anıl’ı nam-ı diğer Gazapizm’i ve birbirleri arasındaki sohbetleri okuyacaksınız…
EDİS VE GAZAPİZM İLE KAYSERİ’DE RÖPORTAJ
Edis ve Gazapizm, Fanta Fest’in ilk konserini Ankara’da verdiler. Ancak kendi konserlerinden dolayı, backstage’te bir araya gelememişlerdi. Birbirlerini ilk Kayseri’de gördüler. Geç kavuşmanın acısını müzikal üretimle çıkmaya niyetliler.
Yanlarında taşınabilir stüdyo ekipmanları getirmişler, turne süresince boş günlerinde birkaç parça yazıp kaydedecekler. Edis, “Ben Gazapizm’in prodüksiyonunu çok seviyorum. Anıl’ın vizyonu çok güzel. Bu sene farklı bir tarzda albüm yapmak istediğim için ondan da biraz yardım istedim açıkçası. Ben aradım Anıl’ı mikrofon, ses kartı getirelim de bir şeyler yapalım dedim. Bir jam session gibi…”
Anıl eliyle alnını tutarak: “Beni şımartma şimdi…” diyor ve devam ediyor, “Ya bu öyle planlı bir şey değil. Bir çeşit deneme, spontane şarkılar çıksın maksat. Birlikte ne yazarız, ortaya ne çıkarırız onu görmek istedik.” Bir anda ikisinin de içine şüphe düşmüş olacak ki ‘Edis ve Gazapizm’den düet geliyor’ başlıklarına karşı önlem almak için açıklık getiriyor: “Düet geliyor gibi bir şey değil, yanlış anlaşılmasın. Arkadaşça takılalım istedik, belki hiçbir şey çıkmayacak.”
Yine de meraklandım, sordum: “Bir yanda pür aşk şarkıları yazan Edis, diğer yanda toplumsal konuları sert ele alan Gazapizm. Ortaya bir şey çıkacaksa olsa, nasıl bir şey olur?”
Edis, “Şu an beni bildiğiniz şekilde öyle bir şey var. Benden duymadığınız, Gazapizm’e yakın şeyler de olacak. Bu arada janra farklılığı kaldığına da inanmıyorum. Gazapizm bana göre kendi türüne sıkı tutunan biri ama ben de full pop yapmıyorum. Füzyon çağdayız… Benim de flowlarım var nihayetinde.”
Bu gönderiyi Instagram’da gör
EDİS VE SEVDALIZA BULUŞMASININ DETAYLARI İLK KEZ BACK ON STAGE’TE!
“Sevdaliza ile Amsterdam’da birlikteydiniz” deyince Anıl, “Sen tabii beni hiç oralara çağırma…” diye takılıyor. Edis yeni parçasının detaylarını verip vermeme konusunda kararsız kalınca birkaç sandalye ileride basın ve tanıtım işlerinde birlikte çalıştığı Nurbanu’ya sesleniyor: “N’apıyoruz, anlatıyor muyuz?” Sevdaliza ile sosyal medyada story paylaştığı için ucundan çıtlatmasına izin veriyor. Ancak Edis’i takip edenler bilir, yaptığı işe duyduğu heyecandan olacak ki başlayınca duramıyor.
Her şey müzisyenin bir şarkı yazmasıyla başlamış. “Sevdaliza benim, yurt dışı kariyerimde hayal ettiğim pozisyonda duran biri. Değişik müzik sound’uyla özgün tarzını belirlemiş dünya müziği yapan onun gibi kişiler var birkaç tane takip ettiğim. Amerikan endüstrisinde popüler olmayı amaçlamayan kişiler. Onlar benim idollerim. Sevdaliza da öyle… Bir gün ona Instagram’dan yazdım. Dedim ki, ‘Bak, şirketten sana böyle bir teklif gelse, çok uzun sürer. Biliyorum bu da profesyonel değil ama elimde bir şarkım var, bu şarkıda senin sesin ve tonun var. Dinlersen sevinirim’ dedim. O da bana direkt numarasını attı. Şarkıyı WhatsApp’tan yolladım. ‘Gerçekten benim şarkım gibi!’ diye yanıt verdi. 1 hafta içinde şirketler konuştu, label’lar anlaştı. Ben Amsterdam’a gittim. Tonu şahane oldu. Şarkıyı onun Human’daki orient haliyle benim daha görmediğiniz halim diye özetleyebilirim. Kendi şarkım diye değil, uzun zamandır bu kadar iyi bir İngilizce şarkı dinleyip sevdiğimi hatırlamıyorum.”
Anıl da meraklandı, gazetecilerden bir rol çalıp sordu: “Sen Türkçe mi söyleyeceksin?” Edis, “Yok, ben de İngilizce söylüyorum. Ama şarkıda İngilizce, Türkçe ve Arapça var.”
Aramızdaki Sevdaliza hayranları kendini belli ediyor ve Anıl, “Farsça söylemediniz mi? Sevdaliza İran kökenli, Farsça sözleri de oluyor” diyor ama Edis’in yanıtı değişmiyor, “Arapça, bir söz var zaten onu da ben yazdım.” diyerek gülüyor ve devam ediyor “Bir cümle Türkçe söylemek istedi. Ona bir cümle yazdık. Ben de ona Türkçesinde vokal yapıyorum. Benim adıma güzel bir başlangıç olacak. Kendime bu şarkıyı daha çok insana ulaştırmak için sofistike bir yol arıyordum. Her yere çekilebilir bir şarkı çünkü. Gerçi şarkıyı dinletmedikçe, böyle üstüne konuşmak çok anlaşılır olmuyor…”
UYARI: KARŞIMIZDAKİ EDİS YALNIZCA BİR TEASER
Türkiye’ye en çok hitap eden İngilizce şarkı olarak nitelendiriyor parçayı. Sound’u için “Dark bir şarkı, çok pop da değil. Ben anlamlandıramıyordum, Sevdaliza işin içine girince anlamlandı.” Sevdaliza, klibi İstanbul’da çekmek istemiş, Edis istememiş. Nedenini sorunca hiç düşünmeden “Çok pahalı” dedi. Fakat şarkıyı dinlemek için 1-2 ay beklememiz gerekiyor, en azından sizin. Kısa röportajımız bittiğinde de Edis’i İngilizce şarkısı ve Sevdaliza ile olan diyaloğu hakkında soru yağmuruna tuttum.
(Neden bu kadar meraklandığımı anlamanız için küçük bir Sevdaliza özeti: İran-Hollanda kökenli bir şarkıcı. Toplumsal baskılara karşı gerek şarkı sözleri, gerek klipleri ve hatta giyim tarzıyla müziğini tepki koyma yöntemi olarak kullanıyor. Bir bakıyorsunuz dayak yemiş albüm görseliyle karşımızda bir bakıyorsunuz estetikten haşat olmuş suratıyla… Şarkıları İngilizce olsa da hükümetin aldığı bir karara tepkisini duyurmak için Farsça şarkı yayınladı. Ana akım medya için ‘Onlardan uzak duruyorum çünkü kurban edilmiş bir konsepte ilgi dahil olmaya ilgim yok’ diyor.)
Nihayetinde röportaj sonrası soluklanırken merakıma ve sorularıma dayanamayıp, “Hadi dinleyelim” dedi ve bir karavana doluştuk. Birçok kişinin yer aldığı bir WhatsApp grubunda parçayı onlarca ses kaydı arasında buldu. Play tuşuna basmadan önce şarkının editsiz, ham hali olduğunu belirtti ve sesi açtı. Şarkı hakkında tek bir detay veremem ancak Edis’in vokal yeteneklerini ilk kez bu kadar etkin kullandığına şahit oldum. Bu sırada Nurbanu, Edis’e sürprizi bozmaması için durdurma girişimlerinde bulunuyor ancak hatırlayanlar vardır, Can Şengün’ün programında da dayanamayıp herkese yayınlayacağı parçayı önden dinletmişti. Uzun zamandır, şarkılarına bu denli inanan, üzerinde en küçük ayrıntısına kafasını yoran ve herkesle paylaşmak için sabırsızlanan bir müzisyen görmemiştim. Sevdaliza parçası sonrasında birkaç şarkı daha dinletti. Ve fark ettim ki, elinde onlarca İngilizce parça var. Edis’in metamorfozu henüz başlamamış bile, gördüğümüz sadece teaser’mış…
Gelecekten günümüze dönersek, Yalancı parçasının dönüşlerini konserlerle gördüğü için seviniyor. “Arıyorum ve Martılar kadar şaşırtmadı belki. Benim Çeşme’deki halimi anlatan, çok yormayan ve dinleyiciyle aramızı ısıtacak parça oldu” diye özetliyor.
ANIL: ‘KEŞKE SON KONSERDE BULUŞSAYDIK!’
Fanta Fest ile 10 Eylül’e kadar 10 şehir dolaşacaklar. Turneden farkı, çok kısa sürelerde bu denli büyük prodüksiyonlu bir gezici bir festival olması. Üstelik ülke ekonomisinden dolayı fırlayan konser biletlerine karşın çok daha ucuz olan bilet fiyatları sayesinde çok fazla katılımcıya seslenecekler.
Anıl, “Turneye çıkıyorum elbette ama ilk defa bu kadar uzun süren ve arka arkaya sahnenin olduğu bir gezgin festivale katılıyorum. Bu benim için farklı. Üstelik bu festival, insanların daha kolay ulaşabildiği bir etkinlik. Her kesimden insanı kucaklayan bir alan sunuyor. Tüm bunlar benim müziğimle örtüşen bir durum. Üstelik, beni daha farklı kitlelere mutlaka ulaştıracaktır. Edis’i dinleyen beni, beni dinleyen Edis’i keşfedecektir. Olayın daha başlarındayız aslında belki deneyimleyince anlatmak gerekir. Keşke son konserlerde buluşsaydık” diyor. Bu bir teklifse, Back on Stage alanda olur!
Aramızdan bir gazeteci arkadaşımız, “Gittiğiniz şehirlerden müziğinize ve kendinize ne katıyorsunuz?” diye soruyor. Anıl, “Daha önce turnede yer alan şehirlerde birkaç kere konser verdim. Her şehrin, sosyolojik yapısını yerinde gözlemlemek, bir önceki yıllara göre farklarını görmek adına müthiş bir deneyim. Ben toplumcu bir müzisyen olduğum için, bu da bana çalışan bir durum aslında.” Toplumcu müzisyenliği öylesine bir tanım değil. Bu sözleri söyledikten birkaç dakika sonra Anıl, Gazapizm formatıyla çıkıp, konser alanı dışında biletsiz yüksek tepelerde onu izleyenleri fark edip onlara seslenip, selam verdi. Konser boyunca hem konser alanındakileri hem de konser dışındaki yüzlerce kişiyi şovuna dahil etti. Böylece festivalin koyduğu demir bariyerler, Anıl’ın bir selamıyla anında görünmez oldu…
Sohbet sırasında Anıl’a sahneye kafesle çıkması sorulunca, “Klip için madem yaptırdık, kullanalım dedik, fena da olmadı” dedi. Şovu sırasında kafesinde yalnız olması pek bir şey ifade etmezdi, ancak orkestranın kostümleri ve bir role bürünmesi her şeyi daha anlamlı kılıyor. Gazapizm sahnesinde bolca ateş şovu var ve Anıl bunu seviyor. Şaşırmamak lazım, en çok izlemek istediği konser, her şovunda ortalığı gerçek anlamda yakan Rammstein çıktı. Rammstein’ın esas adamı Till Lindemann eğitimli bir pyro ustası. Anıl o kadar ileri gider mi bilemem ancak sahnesinde olduğu yerde parçalarını söylemektense şovla ruh katmak için çalışacağı kesin.
EDİS: ‘MÜZİK HALKIN İŞİDİR, EN ÇOK PARA VEREN KİŞİNİN DEĞİL’
Birkaç denemesi olsa da Edis’in Hypers bünyesine dahil olmasıyla NFT dünyasını yeniden deneyeceğini düşündüğüm için Muse’un 1.000 kopyayla sınırlandırdığı NFT albümünü örnek vererek böyle bir şeyi deneyip denemeyeceğini sordum. “Ben niye yapmadım acaba” diyerek gülüyor. Anıl, “Benim anladığım bir alan değil” deyince Edis sözü devralmaya karar verdi. Festival kalabalığının gürültüsünde kendini duyurabilmek için ses kayıt cihazıma yaklaşıp: “NFT, sanatla birleştiğince blockchain sisteminin kattığı bir anlam oluşuyor. Değiştirilemez olması ve kendinden sonraki macerasını görmesi sanat üreticisi için çok keyifli. Parçaların NFT’ye dönüşmesini olumlu bir girişim olarak görüyorum. Ancak, benim açımdan ulaşılabilir olması da gerekli. Müzik halkın işidir, en çok parayı veren kişinin değildir. O yüzden kafam biraz oralarda karışık. Özel şeyler yapılabilir ama albümümü NFT olarak yayınlamam diye düşünüyorum.”
“Yapma NFT zaten ya” diyor dayanamayıp Anıl. “Ben albümü elimde tutamadıkça rahatsız oluyorum. Zaten artık albümler artık steam’de, bilgisayarda. Bilgisayar yoksa albümün de yok.” Edis’e göre bunda sorun yok bu eski bir alışkanlık. Hatta 90’lar geyiğinin demirbaş konularından korsan müzik-film indirilen Limewire’e getiriyor ama Anıl yine de ikna olmuyor çünkü bir parçayı indirdikten sonra CD’ye yazdırıp kılıfına yerleştiren bir müzik dinleyicisiymiş.
Sohbet, Anıl’ın sahnesine birkaç dakika kala sona ermek durumunda kaldı. Ancak vaktimiz olsaydı Kayseri’de sonu bitmeyen bir sohbet devam edebilirdi.
KAYSERİ’DEKİ KONSERDE NELER OLDU?
- Konser alanı tamamen doluydu. Hatta konser alanı çevresindeki katlı otopark, yükselti, park gibi alanlar da doluydu.
- Fanta Fest’in arka planında 500 kişi yer alıyor. 100 aracın taşıdığı festival alanında kocaman bir alan inşa edilmişti.
- İki müzisyenin arkasındaki ekranlarda şarkıları ve klipleriyle örtüşen visual şovlar yapıldı.
- Sahneye ilk Gazapizm çıktı. Genellikle sahnenin 3’te 1’iyle yetinen rapçilerin aksine Gazapizm sahnenin her yerini kullanan bir müzisyen. Sahnede ona eşlik eden neredeyse tüm enstrümanistleri tek tek sahne önüne getirip, arada jam session’lar yapıldı.
- Gazapizm sahnedeyken biri sahneye atladığında şarkısı sırasında sakince “Oo hoş geldin kral” dedi ve aşağı indirildi.
- Ateş ve küçük havai fişek şovlar iki müzisyende de vardı.
- Gazapizm’den 30 dakika sonra sahneye Edis çıktı.
- Edis, festivalde imzasına dönüşen gözlükleri ve boynundaki ışıltılı kolyesiyle sahneye aşağıdan bir asansörle geldi.
- Dansçılarına her an eşlik etti. Ancak sosyal medyasını çekmek için sahnede olan ilk 3-4 şarkı kameraman, dansçıları ve Edis’in görünmesini engelledi.
- Edis, dans sırasında epey efor sarf etmesine rağmen ona destek olan back vokalini ara ara durdurarak tamamen kendi sesiyle şarkılarını söyledi.
- Edis binlerce kişiye klibindeki dansı öğretti ve konser sırasında herkes ona dansıyla eşlik etti.
- Konserleri izlemek isteyenler için festival, Şanlıurfa (27 Ağustos), Adana (29 Ağustos), Antalya (2 Eylül),İzmir (5 Eylül), Bursa (7 Eylül) ve İstanbul (10 Eylül) illerinde olacak. Bilet detayları için: https://www.instagram.com/fanta_tr/…


5 SORUDA FANTA FEST
Yanıtlayanlar:Coca-Cola Pazarlama Müdürü Ayşe Gül Vural & Coca-Cola Kıdemli İşbirlikleri Müdürü David Halegua
- 8 yıl ara verdiniz, neden yeniden ve şimdi festivali düzenlemeye karar verdiniz?
Ayşegül: Aslında uzun zamandır aklımızdaydı. Genç müzikseverlerle buluşmayı çok istiyorduk. Aslında 2 yıl önce olacaktı ancak pandemi meydana geldi. Ve festivallerin geri dönüşüyle biz de hayalimizi gerçekleştirdik.
- Neden Edis ve Gazapizm?
David: Fanta genç ve eğlenceli bir marka. Fanta’nın hedef kitlesi, gençliğin ta kendisi. Bu iki isim hem markanın kimliğiyle uygun hem de izleyicinin karşısına çıkardığımızda doğru bir sinerji elde edeceğimize inandık.
- Şehirlerin nasıl belirlendi?
Ayşegül: Bu sene 10 şehirle başladık. Elbette belirli filtrelerden geçiriyoruz. Genç kitle nüfusu, sanatçılarımın turneleri ve Fanta’nın satışları gibi kriterlere bakıyoruz. Rotamızı oluştururken Anadolu’yla buluşmak önceliğimiz oldu. Anadolu şehirlerinde büyük konserler kısıtlı bildiğiniz üzere. Memnunuz, güzel bir başlangıç yaptık.
- Bağlı olduğunu şirket ve ürünlerinizle sürdürülebilirlik konuşuyorsunuz. Festivaliniz ne kadar sürdürülebilirlik esaslarını dikkate alıyor?
David: Sürdürülebilirlik festivalde var ancak biz bunu çok yüksek sesle söylemedik. Markanın kendi çatısında zaten sürdürülebilirlik ilkesi var. Festivaldeki bardakların yaklaşık %70’i geri dönüştürülmüş malzemeden üretildi ve geri dönüştürülebilir. Festival alanın da ya geri dönüştürülebilir ya da geri dönüştürülmüş malzemelerle kaplandı. Festivalde sürdürülebilirliği %100 yüz konuşacak konuma gelmeden, bunu yüksek sesle konuşmuyoruz. Ama hedefimiz bu yönde.
- Önümüzdeki yıl da gerçekleşecek mi?
David: Odaklandığımız şey bugün. Yaptığımızı nasıl daha iyi yaparız ve neler katabiliriz ona odaklandık. Festival bittiği gün bunun üzerine düşünüp, sonrasını konuşmaya başlayacağız. Ancak bugün, buradayız.