Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com

Söz yazarı, besteci ve aranjör kimlikleriyle de öne çıkan Cihan Mürtezaoğlu, 12 parçadan oluşan yeni albümü Köprülerin Üzerinde‘yi Sony Music Türkiye etiketiyle yayınladı. Bu albümün geçmişle şimdiki zaman arasındaki parçaların bir araya gelmesinden oluştuğunu söyleyen Cihan Mürtezaoğlu, “İçinde hafif umut taşıyan, aynı zamanda kederli, vakur ama dans etmek isteyen tüm hallerim birbirine akıyor albümde.” diyor. Yıl içerisinde yeni albümünü konserlerde çalmak istediğini söyleyen Mürtezaoğlu, albüme dair detayları ve çok daha fazlasını Back on Stage okurlarına anlattı.

 

ο Köprülerin Üzerinde isimli yeni albümünüzü dinleyicilerinizle paylaştınız. Bu albümün hazırlık süreci nasıl gerçekleşti?

Son iki yılda tekli olarak yayınladığım şarkılara yeni şarkılar ekleyerek derli toplu bir şekilde sunmak istedim. Tekli şarkılar birikerek albüm içeriğini belirledi. Bir plan ya da bir tasarı yoktu aklımda. Şarkılar kendileri bir araya geldi diyebilirim.

ο Geçmiş iki albümünüzü ele aldığınızda bu albümün hazırlık sürecinde farklılıklar oldu mu? 

Farklılıklar elbette oluyor. Profesyonel stüdyolara pek girmiyorum artık, bu albümde kendi stüdyomda kaydettik her şeyi. İlk albüm profesyonel bir stüdyoda kaydedilmişti mesela. Böyle farklar olabiliyor. Etkileyen noktalar şarkılarla kendini anlatmaya çalışıyor diye düşünüyorum.

ο Bu albümdeki parçalar Cihan Mürtezaoğlu’nun hangi zamanının ve hangi ruh hallerinin yansıması?

Geçmişle şimdiki zaman arasındaki kendime dair tüm parçaların bir araya gelmesi diyebilirim. İçinde hafif umut taşıyan, aynı zamanda kederli, vakur ama dans etmek isteyen tüm hallerim birbirine akıyor albümde.

ο Camdan Tepside parçasının düzenlemesinde Alaca’yı görüyoruz. Onlarla bir araya gelme fikri nasıl ortaya çıktı ve gelişti?

Onların müziklerini çok beğeniyordum, ilgimi çekmişlerdi. İletişim kurdum ve sağ olsunlar çok nazikçe katılım gösterdiler. Ortaya çıkan sonuç da çok mutlu etti beni açıkçası.

ο Diğer parçalarınıza göre altyapı ne kadar hareketli olsa da sesiniz insanda hep hüzün veya isyan duygularını ortaya çıkarıyor. Dışarıdan kendinize dönüp baktığınızda sesinizin insanı hüzünlendirdiğini düşünüyor musunuz?

Kendi sesime pek objektif olabileceğimi sanmıyorum. Hüzün elbette içimde var olan bir pencere. Sesim de belki bir taşıyıcı olarak bunu hissettiriyordur, bilemiyorum.

ο Albümde bir de Deniz Tekin düeti var. Bu sözleri yazarken bir düet bir parça olacağı belli miydi?

Bu şarkıyı Belli Olmaz isimli EP’mde yayınlamıştım ilk olarak. Bestelerken bir düet düşünmedim açıkçası. Sonra bunun bir düet olabileceği ortaya çıktı.

ο Derde İhanet Edemem‘de Deniz Tekin ile nasıl bir araya geldiniz?

Deniz bir gün İzmir’de bir konserime geldi sağ olsun. O konserde bu şarkıyı çok sevmiş, ertesi gün kendine has tavrıyla şarkıyı kaydetmişti. Ben de çok sevdim. Ardından birlikte onun düzenlediği gibi bir kayıt yapma kararı aldık ve kaydettik.

ο Söz, müzik ve düzenlemeler… Tabii ki size eşlik eden müzisyen dostlarınız olsa da bu süreçte daha çok her şeyi tek başınıza üstlenmiş gibi duruyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mı? 

İnsanlara ihtiyaç duyan biriyim. İnsanları severim genelde. Yavaşlatsalar da hızlandırsalar da bu çok değişmez. Tek başıma çalışmak biraz alışkanlık ya da yöntem haline geldi aslında. Tercih ettiğim bu değil. Bazen birlikte ortak çalışma da yapıyorum insanlarla.

ο Hem müzik kariyerinizde hem de kişisel yaşamınızda üretmek için veya deşarj olmak için hangi yollara başvurursunuz?

Pek yöntem bellediğim bir şey yok. Ama hayata karşı açık olmak sanırım birincil etki benim için. Futbol maçı izlemek keyif verebiliyor. Kafa boşaltma ihtimalini maç izlerken bulabiliyorum.

ο Son dönemde dinlemekten keyif aldığınız, genç müzisyenler var mı?

Tekir’i sevdim. Emir Taha epey ilginç. Evdeki Saat de edebi olarak çok şık.

ο Ekonomik koşullar sebebiyle birçok şey gibi konser biletleri de artış gösterdi. En son Büyük Ev Ablukada daha çok öğrenciye ulaşabilmek adına, Instagram üzerinden konserlerine sponsor arıyordu. Gelinen bu nokta hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Bir sanatçı olarak işin bu tarafını da düşünüyor olmak -zorunda kalmak- sizi yıpratıyor mu?

Ben buna çare olarak konser prodüksiyonumu küçültme kararı aldım. Solo konser veriyorum bir süredir. Ekonomik koşullar tüm hayatımızı belirliyor. Müzik bu anlamda ilk etkilenen sektör. Ama artık sanırım hayatta kalma içgüdüsüyle esnekliğe alıştım.

ο 2024 yılı içerisinde dinleyicilerinizi bekleyen başka sürprizler olacak mı?

Bu albümü konserlerde çalmayı düşünüyorum. Belki yeni şarkılar yazarım, insanlarla paylaşmak için kendime yollar ararım.

ο Son olarak, Back on Stage okurlarına ve dinleyicilerinize ne söylemek istersiniz?

Umarım albüm hayatlarında bir yere temas eder ve iyi hissettirir.