Zeynep TOKER

2015 yılında ilk solo albümü Belki Sen Belki Ben’i yayınlayan Can Bayrak, sonrasında ülkede yaşanan tatsız olaylardan dolayı konser verememesinden kaynaklı motivasyonunu kaybetti ve kendi kabuğuna çekildi. Fakat bu süreçte müzik üretmekten vazgeçemeyen Bayrak, birçok İngilizce ve Türkçe sözlü parçalar yaptı. 2020 itibarıyla bu parçaları dinleyicisiyle paylaşmaya başlayan müzisyen, yeni single’ı Dolphins ile radarımıza takıldı. İngilizce sözlere sahip olan parçanın hikayesini Can Bayrak’tan dinliyoruz.

ο Kendinizden bahseder misiniz? Müzik yolculuğuna nasıl başladınız, neler yapıyorsunuz?

İstanbul’da doğdum. Müziğe ortaokul/lise yıllarında kurduğum müzik gruplarında gitar çalarak başladım. O dönemde okul festivallerinde, yarışmalarda, kafelerde, barlarda, fırsat bulduğumuz her yerde konserler vermeye çalışıyorduk. Üniversite yıllarında Marvin Apes adında, sevdiğimiz dinlediğimiz grupların şarkılarını cover’ladığımız bir müzik grubum vardı. Şarkı söylemeye başlamam da aslında grubun solistinin ani bir şekilde gruptan ayrılması sonucu grup arkadaşlarımın da beni cesaretlendirmesiyle oldu. Sahnede olmanın, müzik yapmanın ve seyirciyle daha birebir ilişki kurmanın tadını aldıkça da bu hayattan kopamadım diyebilirim.

Üniversiteyi Marmara Güzel Sanatlar Cam Bölümü’nde okudum. Sınıflarında, kantininde sanattan, müzikten sohbetlerin bolca yapıldığı bir okulda okumanın verdiği gücü de arkama alarak bu yolda hayatıma yön vermeye kesin olarak karar verdim. İTÜ MİAM’da Ses Mühendisliği Yüksel Lisans programını bitirdikten sonra da söz ve müzikleri bana ait olan 8 şarkılık ilk solo albümüm Belki Sen Belki Ben, ardından sırasıyla; Kayboldum, Hadi Gel ve geçtiğimiz günlerde Dolphins isimli İngilizce sözlü ilk teklimi yayınladım.

Müzik dışında, 2015 senesinden beri profesyonel olarak reklam seslendirmeleri ve bazı kurumsal şirketler için jingle işleri yapıyorum.

ο Yapmış olduğunuz müziği nasıl tanımlıyorsunuz?

Bugüne kadar yazdığım müziklerde, hep benimle birlikte değişen, dönüşen ve hep bir önceki versiyonunun üstüne bir şeyler katarak kendini yenilemeye çalışan bir yönelimim oldu. Bu bakımdan müziğimin de kendim gibi; içinde bazı tutarsızlıklar barındıran, bazen belli bir kalıba oturtabildiğim, bazen de olduğu haliyle kabul ettiğim, özünde arayışını sürdüren ama her yönüyle beni yansıtan bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Sürekli olarak bir tarza bağlı kalarak tek şerit bir yoldan ilerlemektense farklı alanlarda kendimi denemeyi, açıklarımı bulup geliştirmeyi ve kendime sınır koymadan yeni şeyler yaratmayı seviyorum. Müziğime bakış açılarım da bu yapıma paralel olarak değişiyor ve hep bir yerlere doğru evriliyor diyebilirim.

ο Kayboldum parçanızın klibinde tek başınıza çıkmış olduğunuz Tayland, Endonezya ve Hindistan yolculuğunuzdan görüntüler görüyoruz. Bu yolculuğun sizdeki yeri neydi? Yapmış olduğunuz seyahatler sizi ve ortaya koyduğunuz müziği nasıl etkiliyor?

Hayatımın en sıra dışı geçen 14 günüydü. Hiç harita açmadan daha önce hiç görmediğim bilmediğim otantik ve egzotik bir alemde sadece içimden gelen hislere ve dürtülere doğru yolculuk ettiğim, her anıyla bana çok iyi gelen, tek başıma çıktığım ilk yurt dışı seyahatimdi.  Kendinle baş başa kalmanın nasıl bir şey olduğunu yeniden keşfettiğim ve gerçek anlamda önce kaybolup sonra kendimi yeniden bulduğum bir yolculuktu, hayatıma yepyeni bir perspektiften bakmamı sağladı.

ο İngilizce sözlü ilk single’ınız Dolphins’i yayınladınız. İngilizce parça çıkarmaya nasıl karar verdiniz? Devamı gelecek mi?

Müzik yazmaya ilk başladığım zamanlar -herhalde o dönemlerde ağırlıklı olarak yabancı sözlü müzikler dinlediğim için- hep kendimi, kaydettiğim müziklere İngilizce söz yazmaya çalışırken buldum. 2020 senesinde yayınladığım Kayboldum şarkımı da aslında bundan 10 sene önce İngilizce sözlü olarak yazıp demo olarak evimde kaydetmiştim. Bazı Türkçe söz yazma denemelerim de oldu bu şarkım için, fakat istediğim gibi olmadı. İlk albümüme de bu sebeple koymadım.

Sonra yazdığı sözleri ve şarkılarında yarattığı metaforik anlatımlarını beğendiğim Can Baydar ile iletişime geçtim. Var olan İngilizce sözlü haline ve hikayesine bağlı kalarak Kayboldum için çok güzel sözler yazdı ve ben de şarkımı Türkçe sözlü versiyonuyla yayınladım.

Şarkı yazım süreçlerimde kendime sınırlar koymayı tercih etmiyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da paylaşmaya değer gördüğüm hikayelerimi, müziklerimi İngilizce ve Türkçe sözlü olarak paylaşmaya devam etmek istiyorum.

ο Dolphins’in hikayesi nedir? Yunuslar, su altı ilginizi çekiyor mu? Kendinizle nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Dolphins şarkısı, pandemi süreci içinde kendimi kapana kısılmış ve çaresiz hissettiğim bir dönemde gördüğüm ve uzun süre etkisinden çıkamadığım, sahneleri sürekli gözümün önünde beliren bir rüyanın bende bıraktığı etkileri sonucu olarak ortaya çıktı. Şarkının sözleri de aslında şu an yaşadığımız dünyevi gerçeklerle, hep hayalini kurduğumuz ve her şeye rağmen rüya olduğunu bilerek bile olsa ona inanmayı, onunla umutlanmayı seçtiğimiz gerçeklik arasındaki ikilemi sorguluyor.

Şarkılarımın demolarını evimde kaydettikten sonra dönem dönem çevremdeki müzisyen arkadaşlarıma dinletirim, yorumlar, tavsiyeler alırım. Dolphins şarkımı da MİAM’dan da dönem arkadaşım olan prodüktör Başar Ünder’e bir araya geldiğimiz böyle bir günde dinletmiştim. O da şarkıyı sevince birlikte bitirmeye karar verdik ve sonrasında da şarkının son düzenlemeleri, prodüksiyon ve miks aşamalarında birlikte çalıştık. Şarkımın mastering’lerini daha önceki şarkılarımda da olduğu gibi sevgili Çağan Tunalı yaptı. Deniz Güngör, Barış Büyükyıldırım ve Can Ömer Uygan gibi harika müzisyenlerin de sihirli dokunuşlarıyla Dolphins son halini aldı.

Su altı konusuna gelirsek… Gizemini koruyan her şeyin üzerimizde farklı bir çekim gücü olduğunu düşünüyorum. Su altı ve oradaki yaşam da tüm insanlık için halen gizemini koruyan apayrı bir dünya. Bir rüya alemi gibi…

ο Dolphins ilgi çeken bir kapak tasarımına sahip. Tasarım sürecinden ve hikayesinden bahseder misiniz?

Dolphins kapak tasarımını sevgili Orkun Yüce hazırladı. Gördüğüm rüyanın hissi ve kafamdaki resmi netti aslında. Orkun da bunu çok iyi gördü ve anladı. Üstüne sanatını katarak çok güzel bir kapak tasarımı ve bir teaser videosu hazırladı. Buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum kendisine!

ο Yeni bir parça üretirken nelerden, en çok hangi duygulardan besleniyorsunuz? Yaşadığınız olaylar, edindiğiniz deneyimler size anında yeni bir şeyler üretmeye mi itiyor?  

Yeni bir şeyler yaratmak için yaratım dürtümü sürekli olarak açık tutmaya gayret ediyorum. Yaşam deneyimlerimden, izlediğim bir filmden, okuduğum bir yazıdan, yaptığım bir sohbetten hep beslenmeye çalışırım. Bunun için de varlığıyla ilişki kurabildiğim, beni besleyen, gelişitiren her şey, herkesi kendime daha yakın tutmaya çalışıyorum. Bir şarkı üretmeyi puzzle’ın tamamı gibi düşünürsek, yaşadığım her deneyim ve bunların bende bıraktığı izler de o puzzle’ın tamamlayıcı parçalarını oluşturuyor. Her deneyim bir şarkıya dönüşmüyor. Fakat belli bir birikime ve yoğunluğa ulaşmış olan hikayeler, hisler kendine içeriden her zaman bir çıkış yolu buluyor diyebilirim.

ο Instagram’da paylaştığınız bir gönderide evinizdeki stüdyo içerisinde David Bowie’nin fotoğrafını görüyoruz. Bowie’nin sizin hayatınızdaki ve müziğinizdeki yeri nedir?

David Bowie, Freddie Mercury, Michael Jackson, Prince… Örnek ve ilham aldığım birçok kahramanım var aslında. Ama David Bowie özelinde; kişiliğini, hayata karşı bakış açılarını, yenilikçi ve aykırı fikirlerini müziğine sanatına çok boyutlu şekillerde bir bütün halinde sunabilmeyi başarabilmiş nadir kişiliklerden bir tanesidir kendisi…

ο Solo kariyeriniz dışında bir de Marvin isimli bir grubunuz var. Neler yapıyorsunuz? Nerelerde sahne alıyorsunuz?

Marvin, 14 senedir solistliğini yaptığım cover grubum. MİAM’da ses mühendisliği master’ımı tamamladıktan sonra üstüne daha yoğun zaman ve emek koyarak ilerlemek için iki yolum vardı önümde. Bir tanesi ses mühendisliği alanına yoğunlaşarak sahne arkasında ilerlemek,  diğeri de aktif şekilde sahne önünde kalarak bir solo kariyer kurmak. Ben ikinci yolu seçtim ve bir yandan şarkılarımı üretirken, diğer yandan da cover grubum Marvin ile farklı birçok mekanda ve organizasyonda, özel partilerde, farklı çevrelerden, sektörlerden insanlarla bir araya gelerek bazı konserlerde kendi şarkılarımı da repertuvara katarak bir araya gelme imkanına sahip oldum. Bu benim bugüne kadar, müziğe ve üretmeye karşı olan tutkumu ve motivasyonumu da diri tutmamı sağladı.

ο Önümüzdeki dönem için planlarınız neler? Single’larla mı ilerlemeyi düşünüyorsunuz yoksa bir albüm gelecek mi?

Single şarkılarla ilerlemeyi seçmem aslında tamamıyla sektörel ve finansal olarak bu dönem için geçerli olanın bu yol olduğunu düşünmemle alakalı. Yoksa şarkıların var olan kimliklerinden bağımsız olarak bir albüm yayınlamanın kendinizi ve müziğinizi ifade etmenin çok daha kişilikli, değerli ve kalıcı bir yolu olduğunu düşünüyorum. Hala… Önümüzdeki süreçte de elimden geldiği kadar kısa aralıklarla bol bol yeni şarkılar kaydederek yayınlamak ve konserlerde bunları canlı canlı dinleyicimle paylaşmak istiyorum.