Selin SANLI

Müzik yolculuğuna bağımsız başlayıp Epic İstanbul’la devam eden Burakbey, endüstriyel pop konusunda şu sıralar kafa yoruyor. Çıkardığı ilk şarkısı Canın Nasıl İsterse ile kendine müzik sektöründe bir çevre edindi. Yeni teklisi sarbeni’yle daha deneysel yolda ilerlemeye başladı. Aklındakileri gerçekleştirebilirse adını daha sık duyacağımızı düşünüyoruz. Burakbey ile sohbetimiz…

Yeni parçanın yolculuğundan bahsedebilir misin?

Ne yapmak istediğimle ilgili düşünmek için kendimle zaman geçirdim bolca. Elimdeki şarkıları nadasa bırakıp yeni şeyler üretmek istediğimi fark ettim. O sıra Eren Erdol’la yolumuz kesişti. Ona yazdıklarımı, aklıma gelen görselleri gösterdim. Bir hafta geçmeden bana yaptığı denemeleri gönderdi, 90’lar house şarkılarını anımsatan melodileri duyunca kalbimin pırpır etti. Hemen üzerinde çalıştım ve sarbeni ortaya çıktı. 6 ay kadar evde kendimiz dinleyip, dinledikçe daha da yükseldik şarkıya.

Klip de aynı şekilde farklı epey. Parçanın hissettirdiklerinden yola çıkarak çektiğiniz bir klip miydi?

Son iki yıldır favorim olan fotoğraf sanatçısı Burcu Karademir’le bir araya geldik ve ona yaptığım birkaç şarkıyı dinletip, rüya antolojisi fikrimden bahsettim. sarbeni, zarar verdiği halde vazgeçemediğimiz duygular hakkında, sıkışmışlık, boğulma, ama bu boğulma durumundan da bir şekilde zevk almakla ilgili. Asansör fikri ortaya çıktığında ikimiz de doğru yolda olduğumuzdan emindik.

Burakbey’in dikkat çeken bu tarzın nasıl oluştu?

Lisede modayla çok olmasa da ilgiliydim, üniversite okurken görsel danışmanlık, styling, kostüm asistanlığı gibi işler yaptım para kazanmak için ve moda sektöründen nefret ettim. Kendi giydiklerimle ilgili de tamamen içgüdüsel davranıyorum. Şu sıralar 90’lar underground teknocuları gibi görünmek hoşuma gidiyor, muhtemelen üç aya yeni bir takıntı bulurum.

https://www.youtube.com/watch?v=jBWMiDAfWVk

Artık üretmek gittikçe zorlaşıyor. Ruh halimizin kolayca değişebildiği bir dönemden geçiyoruz. Sen bu süreci nasıl geçiriyorsun izlemeye çalıştığın bir yol var mı?

Şu an Korona’dan dolayı sokağa çıkamayıp kahvaltı öncesi sorularınızı yanıtlıyorum. Birazdan da oturup yeni bir şeyler yazmaya çalışacağım. Evrimsel olarak canlıları ayakta tutan şey uyum sağlamak. Ben de dünyanın yeni haline, kendimin yeni haline uyum sağlamak için elimden geleni yapıyorum. Sakinleşmek ve akışta kalmak en iyisi gibi.

Kimleri dinliyorsun şu sıralar?

Endüstriyelle türkçe pop’u birleştirmenin mümkünlüğü üzerinde düşünüyorum. O yüzden son dinlediklerimde en tepede Sega Bodega’nın Raising Hell’i var. İnanılmaz bir prodüktür Jtamul’un Lubuni ve Teselli albümlerini dinliyorum. Geçen ay King Princess ve Grimes’ın albümleriyle de epey duş almışlığım var. Karantina günlerimi Rina Sawayama’dan Comme des Garçons ve Ekin Beril’den Uzayın Dibi ile şenlendiriyorum.

Sırada neler var?

Şu an rüya günlüklerimi şarkılaştırdığım bir A/V antoloji üzerinde çalışıyorum. Elektropop, danspop, endustriyel-pop şarkılar yaptık. Karantinalar sakinleşsin yavaş yavaş duymaya başlarız.

Published On: 5 Mayıs 2020Categories: Anlatıyor, GenelTags: , ,