Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com

Uzun yıllardır Amerika’da yaşayan multi-enstrümantalist Bora Uzer, yeni plak şirketi OJO’yu I Will Find You isimli parçasıyla duyurdu. “OJO çok uzun zamandır aklımda olan bir projeydi” diyen Bora Uzer, yeni plak şirketinden sadece kendi şarkılarını değil başka müzisyenlerin de şarkılarını çıkaracağını söyledi. Farklı ülkelerde, şehirlerde birçok farklı isimle müzik aracılığıyla bir araya gelmesinin üretim sürecine katkısını sorduğumuzda, “Müzik üretirken insanlardan ve anlardan ilham aldığım için farklı yerlerde, başka başka insanlarla birlikte paylaşımda olmak beni de yaptığım müziği de çok pozitif yönde etkiliyor.” diyen Uzer, hareketin kendisini de müziğini de geliştirdiğini söylüyor. 2024 yılı içerisinde Türkiye’de konser vermek için teklifleri değerlendirdiğini söyleyen Bora Uzer, çok daha fazlasını Back on Stage’e anlattı.

ο Kasım ayının başlarında yeni single çalışmanız I Will Find You ile müzikseverlerle buluştunuz. Bu single yeni kurduğunuz plak firmanız OJO Plak şirketinden çıkardığınız ilk çalışmanız. Peki plak şirketi kurma serüveniniz nasıl gelişti?

OJO çok uzun zamandır aklımda olan bir projeydi. Elektronik müzik yapmaya başladıktan sonra fark ettim ki yaptığım işler, çaldığım şovların hepsi aslında benim dünyamı yansıtıyor. Ve bu dünya çok geniş. Ben, bu dünyanın sadece bir parçasıyım. OJO ise benden daha büyük, daha kapsamlı. Kendi şovlarım olduğu gibi, birçok müzisyenle birlikte yarattığım şovlar da buna dahil. OJO plak şirketinden çıkaracağım başka sanatçıların şarkıları da bu markada toplanıyor. OJO markasının, farklı kollarıyla zenginleşecek ve ileride belki başka dinamikleri de içine alarak daha da büyüyecek bir marka haline gelmesini hedefliyorum.

ο Müzik sektörünün bu tarafında da yer almak ayrı bir sorumluluk olsa gerek. Amerika’da yaşıyor olmanız bu sorumluluğu almanızı daha kolay hale getirdi mi peki? Tamamen Türkiye’de yaşıyor ve üretiyor olsaydınız da plak şirketi kurar mıydınız?

Yurt dışında yaşıyor olmanın, farklı farklı deneyimler yaşamanın bu kararı hayata geçirmemde kolaylık sağladığını düşünüyorum ama aslında OJO markasını kurmak uzun zamandır aklımdaydı. Farklı şapkalar takarak yine müziğe hizmek etmek hep gerçekleştirmek istediğim bir projeydi. Zamanı şimdiymiş.

Türkiye’de yaşarken de aklımdaydı ama ben genel olarak hayatın akışını bozacak adımlar atmam. Eğer o anın enerjisini bozacaksa ne kadar da istiyor olsam aksiyona geçmemeyi tercih ederim. Ne zaman ki isteklerim hayatın akışıyla aynı yönde akıyor, zaten onu hissedip işe girişiyorum. Elbette ki her bir yaratım büyük bir çalışma, emek, zaman gerektirir. Ama bu şekilde daha kolay, engellere takılmadan bir yaratım süreci gerçekleştiğine inanıyorum.  En azından bu zamana kadar hem kariyerimle ilgili hem de özel hayatımda deneyimlerim bu yönde oldu.

ο Birçok farklı şehirde, farklı festivallerde, farklı sahnelerde müzik aracılığıyla insanlarla bir araya geliyorsunuz. Yeni insanlar tanımak, müziğinizi onlarla paylaşmak size ve üretim sürecinizi nasıl etkiliyor? Ne gibi katkılar sunuyor?

Tam da söylediğiniz gibi müzik üretirken insanlardan ve anlardan ilham aldığım için farklı yerlerde, başka başka insanlarla birlikte paylaşımda olmak beni de yaptığım müziği de çok pozitif yönde etkiliyor. Zenginleştiriyor, farklı kapılar açıyor… Çocukluğumdan beri o kadar farklı kültürlerde yaşadım ki aslında bu benim doğalım oldu diyebilirim. Monotonluk hiç bana göre değil, iyi de gelmiyor bana. Hareket her zaman beni de müziğimi de yenilememe, geliştirmeme sebep oluyor.

ο Bu sene ilk Tomorrowland deneyiminizi yaşadınız. Sizin için nasıl bir deneyimdi? O sahnede olmak neler hissettirdi?

Tomorrowland inanılmaz bir deneyimdi. Kariyerimde bu yıla damga vuran konserlerimin başında geliyor diyebilirim. Festivalde çaldığım sahnede 8000 kişi vardı. Herkesin oraya sadece eğlenmek, dans etmek ve mutlu olmak için geldiğini görüp onlar coştukça ben de sahnede coştum. Sahneden baktığımda çok farklı bayrakların birlikte yanyana sallandığını gördüm. Dünyanın bu zamanlarda geldiği noktaya inat; politik hiçbir meselenin yerinin olmadığı; sadece sevgiden beslenen binlerce insanın elele dans ederek yarattıği titreşimleri hissetmek muhteşemdi. Bir de tam önümde bir Türk grubu vardı. Uzun zamandır ülkemden uzakta yaşadığım için beni çok etkiledi bu görüntü diyebilirim.

ο Geriye dönüp baktığımda hep çok renkli, enerji dolu biriydi Bora Uzer. Hala da öylesiniz… Gerek müziğinizle gerekse kişiliğinizle insanlara enerji katıyorsunuz. Yıllar boyunca bu enerjiyi korumanızın, insanlara dokunabilmenizin püf noktası var mıdır?

Teşekkür ederim. Sanırım biraz önce de dediğim gibi benim hiçbir zaman monoton bir yaşantım olmadı. Bunu da ben seçtim. Çocukken de yerimde duramazdım. Bu enerjimi ilk olarak profesyonel kaykaycı olarak akıttım. Sonra gitarla tanıştım ve hayatım bir anda müzik oldu. Her gün saatlerce müzik yapıp gitar çalışıyordum. Sonra zaten konservatuvar ve profesyonel kariyerim başlayınca enerjim sahneye kaydı. Her ne kadar şimdi tek kişilik bir şov yapıyor gibi gözüksem de benim büyük bir ekibim var. Onlara sürekli paylaşım haldeyim. Komünite insanıyım ben. Sevdiğim insanların yanında olup onlarla paylaşımlarda bulunmak ruhuma iyi geliyor. Kendi enerjimi de böyle koruyorum. Ardından güzel insanlar, dolu paylaşımlar ve tüm bu anları topladıktan sonra stüdyoya kapanıp günlerce çıkmadığım da oluyor tabii. Dengeliyorum hayatı diyelim.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

BORA UZER (@borauzer)’in paylaştığı bir gönderi

ο Yılın sonuna yaklaştık. Sizin için 2023 nasıl bir yıldı, 2024’ten beklentileriniz neler?

Birçok yenilikleri beraberinde getiren hareketli bir yıldı. 2024’ün de kariyer anlamında OJO’yu büyüttüğüm, geniş kitlelere ulaştığım bir yıl olmasını diliyorum. Gerisi iyilik sağlık…

ο 2024 yılında sizi Türkiye’de sahnelerinde görme şansımız var mıdır?

Her sene illa ki Türkiye’de bir iki tane konser yapmaya çalışıyorum. Bu sene de gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Mutlaka bir yerlerde karşınıza çıkacağım.

ο Son olarak Back on Stage okurlarına neler söylemek istersiniz?

See you Back on Stage!