Zeynep TOKER

Müziğe dört yaşındayken piyano ile başlayan Bade ile ilk olarak O Ses Türkiye Çocuklar yarışması ile tanıştık. Yarışmanın ikinci sezonunda şampiyon olan Bade, buradan edindiği tecrübeyle müzik okumaya karar verdi. 2017 yılında Kenan Doğulu ile yollar kesişti ve Doğulu’nun prodüktörlüğünü üstlendiği ilk albümü için çalışmalara başladı. Son single çalışması Fragile ile dinleyicisiyle buluşan müzisyen, ilk albümü Bade‘yi sonbaharda yayımlamayı planlıyor. Detaylar röportajda seni bekliyor!

ο Kenan Doğulunun prodüktörlüğünü üstlendiği Fragile isimli yeni şarkınızla dinleyicinizle buluştunuz. Şarkının hikayesini ve hazırlık sürecini sizden dinleyebilir miyiz?

Soruyu tekrar tekrar okudum, şarkının çıkmış olmasına hâlâ inanamıyorum… 2021 Ocak ayında, İstanbul’da karantinaya girdiğim evde yazdım Fragile’ı. Biraz pandemi şartlarından mecburi, biraz da isteyerek herkesten uzaklaştığım ve kendi içime döndüğüm bir dönemdeydim. Ruh sağlığına oldukça önem veriyorum ve bu konuda şeffaf bir şekilde konuşmayı, yazmayı seviyorum… Bir duygusal boşalma anında Fragile’ı yazarak hislerimle yüzleşme fırsatım oldu, bu yüzleşme de beni bir nevi güçlendirdi aslında. Kaldığım evin balkonunda kendime bir müzik köşesi oluşturmuştum ve uyku düzenimi alt üst edip sabaha kadar yazdığım şarkılara beat yapıyordum. Fragile için hazırladığım demoyu okuldan arkadaşlarım Markel ve Nacho’ya yolladım. Türkiye, İspanya ve Amerika arası ortak vakit buldukça Zoom seansları yaparak şarkıyı tamamladık. Daha önceki şarkılarımda lavta ve buzuki çalan arkadaşım Kosta’ya şarkıyı yolladım ve buzuki ile eşlik etti. Şarkının vokallerini Kenan Doğulu’nun Kanlıca’daki stüdyosunda kaydettim, hatta bütün EP yapımı boyunca orada kamp kurdum diyebilirim.

ο Klibin yönetmenliğini Irmak Altıner üstleniyor, kendine has tarzı ve imza işleri olan bir yönetmen. Peki siz nasıl bir araya geldiniz? Klibin çekim sürecinde fikir alışverişinde bulundunuz mu?

Fragile görsel dünyasını oluştururken, styling için Mert Yemenicioğlu ile çalışmaya başladık. Mert aracılığıyla Irmak ile bir araya geldik ve fikir alışverişi yapmaya başladık. Klibe yoğunlaştığımız zamanda artık şarkıyı yazmanın üstünden neredeyse bir sene geçmişti. Geçirdiğim bir senenin sonucunda kendimi çok daha güçlü hissediyorum. Kırılma noktasında olmanın getirdiği savunmasızlık ile hislerimi tüm şeffaflığıyla müziğe dökmenin verdiği gücü görsel dünyaya dinamik bir şekilde yansıtmak istedik. Irmak, yalnızca bu duyguları karşı tarafa geçirmekle kalmayıp, beni konfor alanımdan çıkmaya cesaretlendirdi ve bana kalırsa kendine has tarzını ve imzasını pop kültürüne hitap eden bir işin içine çok güzel dahil etti. Koreografi ve performans için Ekin Bernay ile çalıştık. Ekin sayesinde tekrar dansa aşık oldum ve şarkının git gelli ruhunu beden diliyle de aktarma şansım oldu. Bu süreçte yanımda olan menajerim Armin Farzini’ye ve tüm süreçte yer alan Ayşe Gülru Sarpel, Ege Eryalaz, Nuri Şekerci ve çekimde emeği geçen herkese de teşekkür etmek isterim. Rüya gibi bir ekiple, inanılmaz keyif aldığım bir iş çıkardık.

ο Kenan Doğulu ile sizi ilk olarak 2017 yılında kendisinin Harbiye konserinde görmüştük. Nasıl bir araya geldiniz? Bu konserden sonra neler değişti?

Evet! Üstünden 5 yıl geçmiş, zaman algım sarsıldı bir anda… Kenan Doğulu ile tanışmamızın ve yolculuğumuzun başlamasının mimarı çocukluğumdan beri tanıdığım ve çok sevdiğim Duygu Soylu’dur. Tanıştığımız günden beri Kenan Doğulu bir mentor ve abi olarak bana her konuda destek oldu. 2017 senesinde iki kere Harbiye konserlerinde beni misafir etti. Heyecandan dizlerimin titrediğini hatırlıyorum… Gerçekten inanılmaz bir deneyimdi benim için. Konserden sonra iletişimimiz hep devam etti. Müzik okumaya karar verirken, ilk bestemi yaptığımda, önemli günlerimde, kafam karıştığında ve konuşmaya ihtiyacım olduğunda hep yanımda oldu. 2020 yaz sonunda benim İstanbul’a taşınmamla birlikte, stüdyoda buluşup birlikte bestelerimin üstünde çalışmaya başladık. 1-2 şarkıya bakalım derken albüm yaptığımızı fark ettik.

ο Kenan Doğulu, işinde oldukça disiplinli ve sürekli üreten biri, kendisiyle çalışmak sizin için nasıl bir duygu?

Çok doğru. Hatta daha üretken birini tanımıyorum galiba. Sadece kendisi için değil başkalarının da üretim sürecine katkıda bulunmak istemesi ve her zaman iş birliğine açık olması hayran olunası bir özellik. Birlikte çalışmak inanılmaz keyifliydi. Sokağa çıkma kısıtlamaları ile biz 9 ay boyunca haftada 2-3 gece stüdyoda çalışmaya kapandık. Albümü bitirdikten sonra ben bir süreliğine Amerika’ya gittim. Prodüksiyon yaparken aynı anda aynı fikri ortaya attığımız oluyordu. Kenan Abi’yle çalışmak benim için okulların en değerlisi diyebilirim. Hem üretirken hem de kariyer yolumu belirlerken bana tanıdığı özgürlük ve hissettirdiği koşulsuz destek için çok şanslıyım.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

bade (@badekarakoc)’in paylaştığı bir gönderi

 ο Yapmış olduğunuz şarkılarda hem İngilizce hem de Türkçe sözler yer alıyor. Hep bu şekilde mi devam etmeyi planlıyorsunuz yoksa sizden tamamen İngilizce veya Türkçe şarkılar dinleyecek miyiz?

Sadece Türkçe ve sadece İngilizce yazdığım şarkılar da var aslında. İşin matematiğine çok kapılmamaya çalışıyorum şarkı yazarken. Üniversite yıllarımı Amerika’da geçirdim ve bu sırada söz yazarlığına daha çok yoğunlaştım. Birlikte şarkı yazdığım arkadaşlarımla ortak konuştuğumuz dil İngilizce olduğu için bir süre İngilizce yazmaya alıştım, fakat ana dilim Türkçe olduğu için çoğu zaman hislerimi Türkçe aktarmak geliyor içimden. Bazı oturmuş sözler ve deyimler var Türkçe’de başka hiçbir dilde karşılığı olmayan, “dokunsan ağlayacak gibiyim” gibi mesela. Şarkı yazarken hangi ülkede olduğum, hangi deneyimimden yola çıkarak yazdığım, bir kişiye hitaben yazıyorsam o kişiyle hangi dilde konuştuğum bile etkiliyor bazen bestelerimi. Tamamen tek dilde yazdıklarım da dahil olmak üzere, önümüzdeki yıl içerisinde paylaşmak istediğim çok şarkı var.

ο İçerisinde bulunduğunuz kültürel çeşitliliğin müziğinize yansıdığını gözlemleyebiliyoruz. Üretim noktasında tüm bu kültürel ve etnik çeşitlilikten nasıl besleniyorsunuz? Size nasıl ilham oluyor ve müziğinize aktarıyorsunuz?

Müzikle ilgili en temel kabullerden biri olan evrensellik meselesi hem dinleyici için hem de üreten için çok önemli bence. Çocukken, pazar sabahları babam evde gitar çalıp şarkı söylerdi. The Beatles’dan MFÖ’ye, Paul Simon’dan Erkin Koray’a birçok farklı sanatçı ve müzik tarzını dinleyerek büyüdüm. Lise yıllarımda Azeri müzisyen Sevda Elekberzade’nin bir şarkısını duyduktan sonra kültürün müziği ne kadar zenginleştirdiğini fark ettim ve hayran kaldım. Üniversite’de tesadüfen bir African string grubunda vokal yapmaya başladım. Grupla çaldığımız şarkılar, duyduğum çeşitli yerel enstrümanlar ve diller beni çok etkiledi. Hatta şarkılarımın çoğuna lavta ve buzuki çalan arkadaşım Kosta ile de yollarımız orada kesişti. Bu sırada kendi şarkılarımı yazarken, dinleme fırsatı bulduğum global sesleri, ritimleri ve enstrümanları kullanmaya başladım. İstanbul’da albümü yaparken kaldığım evde şans eseri ufak bir perküsyon koleksiyonu vardı. Ben de fırsat bu fırsat, yaptığım beat’lerin birkaçına canlı shaker’lar, darbuka ve djembe çalıp kaydettim. Yakın zamana kadar pop müziğin belirleyici unsurunun Batı Kültürü olduğu yerleşik bir fikirdi. Bunun hızla değiştiğine inanıyorum. Kültürel alışveriş en büyük ilham kaynaklarımdan biri diyebilirim. Kültürler ve müzik türleri arasında melodilerin, enstrümanların, duyguların ve formların müthiş bir geçişkenliği var. Biz de bu geçişkenliğin merkezindeyiz.

ο İlk albümünüz için çalışmalarınızın devam ettiğini biliyoruz. Bu yaz dinleme şansı yakalar mıyız? Nasıl bir albüm bizleri bekliyor?

6 şarkıdan oluşan bir EP hazırladık. İsmi Bade. Kendimle ilgili farkındalığımın arttığı, iç sesimi daha derinden dinleme fırsatı bulduğum bir süreçte yazdım şarkıları. EP’nin geniş enerjisini düşündüğümde nedense aklımda boş bir gece kulübü canlanıyor… Artık ışıklar açılmış, 2-3 kişi kalmış. Bir yandan ağlarken bir yandan kendi hallerinde dans etmeye devam ediyorlar. Bu yaz iki single daha yayınlayacağız, sonbahar aylarında ise EP’nin tamamını paylaşmış olacağız diye düşünüyorum. Çok sancılı ve bir o kadar güzel bir süreç benim için. Doğum yapmak gibi!

ο Son olarak, yılın geri kalanında dinleyicilerinizi neler bekliyor? Sizin eklemek istedikleriniz var mı?

Paylaşmak istediğim o kadar fazla şarkı var ki… Bol bol yeni müzik, buluşma noktaları, hep bir ağızdan şarkı söyleyip dans edebileceğimiz fırsatlar bekliyor diyebilirim. Sevgisini, desteğini hissettiren herkese teşekkür etmek isterim buradan.