Zeynep TOKER

Son dönemin en üretken prodüktörlerinden Artz & Bugy ile 28 Mayıs’ta sahne alacakları Kendine Has Babylon Soundgarden etkinliğinden önce bir araya geldik. Bu performans için sürprizlerle dolu bir set hazırladıklarını söyleyen ikiliye, hem sahnede hem de stüdyoda nasıl çalıştıklarını sorduğumuzda; “Bu bize ait, her hakkı saklı bir formül diyebiliriz.” yanıtını aldık. Müzik yaparken kendilerini birer otorite olarak görmediklerini söyleyen Artz & Bugy, çok çalıştıklarını ve kaydedip bitirdikleri çok şarkı olduğunu dile getirdi.

ο İlk olarak konuya We Survive ile başlamak istiyorum. Yaratmış olduğunuz işitsel ve görsel dünyayı oluştururken nelerden etkilendiniz? Birbirinden önemli sanatçıların yer aldığı bu albümün başından sonuna kadar üretim aşaması nasıl gerçekleşti?

Öncelikle aklımızda bu albümde yer alan isimlerden daha da fazlası vardı. Her birini aklımızda projelendirmiştik ama belirli bir zaman diliminde bu işi sonuçlandırmak istedik. Haluk Bilginer’den Freddie Gibbs’e kadar her temasta farklı bir duyguyu hedefleyip sonunda bunların birleştiğini görmek bizi çok mutlu etti. Sonunda sevgili Oğuzcan Pelit‘in görsel mühendisliği ile karara ulaştı.

ο İlk defa çalışacağınız bir sanatçı veya ekip ile üretim yaparken nasıl bir süreç izliyorsunuz? Birbirinizi iyi tanımak, fikir paylaşmak ve açık olmak anlaşmak için ilk gereklilikler gibi.

Kesinlikle. Direkt olarak stüdyoda buluşursanız insani bazı gereklilikleri sağlamakta güçlük çekebilirsiniz. Dolayısıyla önceden tanışmak ya da en azından birkaç görüntülü arama da olsa çok değerli.

ο Ezhel ile yeni dönemde Türkçe rap’e yön verirken, aynı zamanda birlikte veya bireysel yaptığınız işlerle de ‘beat’in önemi konusunda farkındalık yarattınız diyebiliriz. Bu konuya sizin bakış açınız nedir? Yaptığınız her işin birilerine yol gösterdiğini, ‘ilham’ olduğunu düşünüyor musunuz? Bunun getirdiği bir sorumluluk duygusu oluyor mu?

Açıkçası böyle düşünerek müzik yapmıyoruz. Kendimizi birer otorite olarak görmüyoruz yani. Bugün daha 20 yaşına basmamış bir bebe, sizi yaptığı beat ile şaşırtabilir. Biz de her yaptığımız beat için o heyecanı taşıyoruz. Tabii bazı farklar var. Mesela, bir tek beat üstünde haftalarca çalıştığımız oluyor veya üstünde çalışılmış bir çok işten de vazgeçtiğimiz oldu.

ο Dijital teknolojinin nimetlerinin prodüksiyonun teknik tarafını kolaylaştırdığı aşikar. Ancak müzik üretiminin kolaylaşmasıyla birlikte rekabetin arttığına, ‘sound’un ve janrların çok daha hızlı evrildiğine, dolayısıyla ‘yazım sürecinin’ önceki dönemlere göre giderek zorlaştığına dair tartışmalar okuyoruz. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz? 

Evet, değişen birçok şey oldu. Biz de adapte olduk ama değişmeyen şeyler de aynen duruyor. Mesela, müziği üreten kişilerin dönem algısı, müzikal havsalası gibi. Eğer o sesleri kafanızın içinde duymuyorsanız o beat’i üretemezsiniz. Hayatımız boyunca çılgın gibi müzik dinledik, başka insanların işlerine gıptayla baktık. Şimdi buna sadece teknoloji diyemeyiz. Duymak istediğimiz müziği çok büyük oranda üretebiliyoruz, çünkü o data beynimizin içinde.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Artz (@djartzofficial)’in paylaştığı bir gönderi

ο Teknik olanakların ulaşılabilir olmasının yanında sürekli olarak evrilen müziğe ayak uydurmak önceye göre daha mı zorlaştı?

Açıkçası olayların tam merkezindeyiz hissi var. Bu değişiklikler yani evrilme, bizi kendiliğinden buluyor.

ο Sahnede ve stüdyoda nasıl çalışıyorsunuz? Örneğin; bir set hazırlığınız nasıl oluyor? Ya da stüdyoda nasıl çalışırsınız?

Bu bize ait, her hakkı saklı bir formül diyebiliriz 🙂 Kendine Has Babylon Soundgarden için acayip sürprizlerle dolu bir set hazırladık. Haftalardır uğraşıyoruz, umarım beğenirsiniz. Stüdyo ise; doğal ortamımız, acele etmeden sindirerek üretiyoruz.

ο Üretim sürecindeki iş disiplininizi ve bu noktada da bir gününüzün nasıl geçtiğini merak ediyorum. Güne başladığınızda çalışmak için sanki işinize gidiyormuş gibi masa başına mı geçiyorsunuz yoksa tüm bu üretim süreci anlık olarak mı gelişiyor?

Öncelikle, ikimiz için de bu bir iş veya meslek değil, hayatın ta kendisi. Dolayısıyla iş disiplini gibi terimler çok kafamıza yatmıyor ama çok çalıştığımızı da söyleyebilirim. Üretip, kaydedip, bitirdiğimiz o kadar çok şarkı var ki torbada. Hep ne zaman yayınlasak diye konuşuyoruz.