Ece ULUSUM

Şarkıcı Yael Shoshanna Cohen ve multi-enstrümentalist Gil Landau’dan oluşan İsrailli indie-pop hatta bizce folk grubu Lola Marsh, yeni teklisi Love Me On The Phone’u yayınladı.

İlk albümlerinden bu yana farklı sound’lar deneyen ikili, bu parçada synth ve autotune’a sıklıkla başvurmuş. Hatta dinleyicileri YouTube’da klibin altına autotune’dan Gil’in sesini duyamadığından dert yanıyor.

Bu yıl Salon İKSV’deki konserleri büyük rağbet gördü, dediklerine göre yeniden gelecekler. Ancak izlemek isteyenler varsa en yakın Sziget Festival’de sahne alacaklar. Turneleri devam ederken ikili ile yeni parçaları hakkında kısa bir sohbet etme şansı yakaladık.

Single kapağının hikayesi nedir?
Polonya’da klip çekerken bu fotoğrafı da çektirdik. Çekim sonrası yemeklerin önüne oturduk öylece. Yorgunluktan mahvolmuştuk. Ve fotoğraf çekildi. Bilirsin, parti biter ve yorgunluktan öylece oturursun, işte tam onu anlatıyor.

Şarkının hikayesi 70’li yıllara ait sanırım. Sosyal medyanın olmadığı bir dünya… Nereden çıktı bu retro parça?
Şarkı, uzun mesafeli bir ilişkiden bahsediyor. Şarkıyı yazarken, karantina günlerinden esinlendik, uzak mesafe ilişkisi olan birçok insanı düşündük. Uzaktaki insanlarla görüşmek yani altmışlarda ve yetmişlerde farklı ve zordu. Şimdi WhatsApp sayesinde daha kolay.

Madem geçmişten bir hikaye. Sosyal medya olmasaydı aşklar nasıl olurdu sizce? Biliyorum, derin bir soru ama aklınıza ilk gelenleri merak ediyorum.
Bu büyük ve felsefi bir soru. O zamanlar insanlar mektup gönderirdi ve mektuplar da zamanında gelmezdi. Yine de daha romantikti. Ama daha az pratik. Tinder ile işler biraz kötü oldu. Her şey çok hızlı. Birini 5 saniyede tanımanız gerekiyor. Birinin fotoğraflarını görüyorsun ve onun hakkında karar veriyorsun. Gerçek dışı gibi. Gerçi karısıyla Tinder’da tanışan arkadaşımız var. Orada da aşk hikayeleri var ama daha az romantik işte.

İlk albüme göre sound’unuz değişti. Pop ve autone bolca duyuyoruz. Only For a Momen parçanız çok popüler olduğu için onun sound’da mı ilerliyorsunuz?
Müzik türümüzü genişletmek bizim için çok önemli. Yeni şeyler öğrenmeyi seviyoruz. Yeni şarkıları yazarken farklı bir yaklaşıma, daha pop bir sound’a ihtiyaç olduğunu hissettik. Biz türlere takılmadan müzik yapıyoruz. Yeni şeyler keşfedip kendi müziğimizi yapmak istiyoruz. Yani ve aslında aynı kalmak sıkıcı. Arada sırada değişmek güzeldir. Gelecek albümde eski  ve yeni sound’larla gerçekten çılgın bir mix’imiz olacak.

Polonya’daki klipte neler oldu?
Klip için yönetmenimiz Andy ile sohbet ettik. Bir şeylerin ters gittiği bir video klip çekmek fikri ortaya çıktı. Video çekmeye çalışırken, etraftaki insanlar klibi batırıyor. Klipte de retro havası var, evet. Şarkıyı yazarken gözümüzde kırmızı bir telefon canlanmıştı. Şarkıyla her şey uyumlu oldu. Yönetmenimiz eskiden çok iyi bir dansçıydı. Onun da yönlendirmesiyle içimizden geldiği gibi dans ettik.

Şarkılarınız Spotify’daki genellikle seyahatle ilgili çalma listelerinde. Kendinize yol arkadaşı diyebilir misiniz?
Kesinlikle yol ile müziğimiz arasında bir uyum var. Parçalarımız her yerde dinlenebiliyor ama yoldayken farklı bir deneyim yaşatıyor… Her zaman biraz sinematik olmasını istedik. Dinleyen farklı bir yerde de gözlerini kapatır ve aniden kendini çılgın manzaranın içinde bulur.

Pekala. Gelecek planı nedir? Ne olmak istiyorsunuz?
Gelecek planımız iyi hisle ve iyi enerjiyle yaptığımız şeye devam etmek. Daha iyi şarkılar yazmaya devam etmek. Ekim ayında albümü yayınlamayı planlıyoruz. Bazı sanatçılarla iş birliği yapmak, akustik bir EP yayınlamak gibi düşüncelerimiz var. Seyahat, seyahat, yine Türkiye’ye seyahat etmek istiyoruz. Türkiye’yi çok seviyoruz.

Gelecekteki İstanbul’daki konseriniz için şimdiden planlar var mı?
Geldiğimizde belki yeni şarkılar çalarız. Henüz bilmiyoruz. Ve en son İstanbul’da olduğumuzda hisler çok iyiydi ve insanlar gerçekten şarkıları bizimle birlikte söylediler. Bunu görmek çok heyecan vericiydi.