Zeynep TOKER

10 parçadan oluşan yeni albümü Bir Kalbin Çöküşü’nü dinleyicisiyle buluşturan Batu Akdeniz ile 28 Aralık’ta gerçekleşecek İstanbul lansmanı öncesi bir araya geldik. Albüm hazırlık sürecini ve albüm çıkarmaya nasıl karar verdiğinden bahseden Akdeniz, Radyo ODTÜ’de yapmış olduğu B’den Z’ye isimli programın yakın zamanda Podcast olarak Spotify’a gelme ihtimalinden de bahsetti. Detaylar Back on Stage’de!

ο İki yıllık bir hazırlık sürecinin ardından Bir Kalbin Çöküşü albümü ile dinleyicilerinizle buluştunuz. Albümün hazırlık süreci nasıl gerçekleşti? Kimlerle çalıştınız?

Pandemi bu süreci en az 1 yıl uzattı, belimizi büktü diyebilirim. Yine de elimizden geldiğince ve imkanlar el verdikçe çalışıp daha fazla uzamamasını sağladık. Finale yaklaştığımızı düşündüğümüz, son mikslerin yapıldığı dönemde, çok üzücü bir şekilde Ankara’da albümümüzü miksleyen Uğur Karaman’ın babasını kaybettik. Bu beni kalan 3 parça için İstanbul’a getirdi ve FadeOut Stüdyoları’nda sevgili Kerem Çakıroğlu ile kalan 3 parçayı tamamladık. Albümün tamamında grubum çalıp söyledi, Umut Er çok sevdiğim Yazık Sana’da back vokaller ile destek verdi.

ο Albümde cayır cayır gitar sesi duyuyor olmak beni çok mutlu etti. Rock sound’lu parçaları özlediğimi bir kez daha fark ettim. Sizce Türkçe rock müziğin popüler olduğu zamanlara dönmek için ne yapılmalı? Müzisyenler yine bu tarz parçalar yapmaya devam etse eskisi gibi talep oluşmaz mı?

Böyle düşünmene çok sevindim! Müzisyenlerin bu sound’lara yönelmesi mutlaka daha fazla talep oluşturur. Ama inan bana Türkçe rock’ın tekrar popüler olmasıyla ilgilenmiyorum. Olsa ne güzel olur, en çok sevinenlerden biri olurum herhalde çünkü çok az kişi bu tarzı benimsiyorken “ben bu tarzı hiç bırakmadım” diyebilirim. Ama sonuçta beni tek ilgilendiren şey müziğimin insanlarla buluşması. Bir tarzın değil, iyi müziğin savunucusu olarak anılmak istiyorum.

ο Ekibimizin sizinle iki sene önce yapmış olduğu röportajda “Albüm satılmıyor, single dinleniyor” demiştiniz ve dinleyicilerin bir albümde en fazla üçüncü parçaya kadar kaldığından bahsetmiştiniz. Şimdi 10 parçalık bir albümle karşımızdasınız. Albüm çıkarmaya nasıl karar verdiniz? Her şeyin çok çabuk tüketildiği şu dönemde albüm çıkarmak risk midir sizce?

Ben çoğu zaman eski kafalı bir adamım (gülüyor). Şarkıları teker teker yayınlamak ticari açıdan mutlaka bir avantaj ama ben sadece kısa hikayeler anlatmak değil romanlar da yazabildiğimi göstermek istiyorum. Her albümün bir hikayesi var ayrı ayrı. Bazen bir hikayeyi tek bir şarkı ile değil, albümle de anlatmak isteyebiliyorsunuz. Ben de bu albümde bunu hedefledim aslında.

ο Radyo ODTÜ’de program yapmaya başladınız. Programda müzik tarihinin “en bomba” albümlerini inceliyorsunuz. Sizin hayatınızdaki favori albümünüz hangisi? Kendinizi o albümle nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Sevgili partnerim Zeren ile her hafta bir albüm inceliyoruz. Ben bu soruları yanıtlıyorken, bir sonraki albümümüz Starsailor’dan Love Is Here idi. Benim için çok önemli bir albümdür, hayatımda dinlediğim en melankolik albüm olabilir.

ο “ODTÜ ruhu”nu siz nasıl tanımlıyorsunuz? Üniversitelilerin rock müzikle olan ilişkisini nasıl sizce? Programa geri dönüşler nasıl oldu?

Herkes çok heyecanlı ve bir şeyler yapmak istiyor. Aslında, Radyo ODTÜ’de bahsettiğin “ODTÜ ruhu”nun ete kemiğe bürünmüş hali olabilir. Burada çok az zamandır yayın yapıyorum ama bu ekipte yer alan herkesin kutsal bir şey yaptıklarını düşünüyorum. Kimse bir karşılık beklemiyor, herkes güzel müzik ve radyo için dinliyor. Dinleyicilerimiz de çok beğendiler. Belki yakında Spotify’a da geliriz Podcast olarak böylece daha fazla insana ulaşır.

 ο Ankara’nın müzik üretimi konusunda başka bir yönü olduğunu düşünüyorum. Oradan çıkan işler daha bir başka geliyor. Ankara’nın neden böyle etkisi var? Sizce insanlarda neden böyle bir algı oluşuyor?

Ankara ile ilgili sabaha kadar goygoy yapabilirim, bunun bir kısmı doğru bir kısmı abartı olur ama şunu biliyorum ki, bu şehrin sanatçısının dünyaya bakışı, hayata bakışı biraz daha farklı. Burada yapabilecek çok şey bulamadığımız için hepimiz sanatımız sepetimiz ile daha çok içe içeyiz aslında. Konfor alanımızı daha kolay yaratabiliyor ve yaptığımız şey üzerine daha fazla düşünme fırsatı bulabiliyoruz belki de.

ο Ankara nasıl bir rock’n roll ortamına sahip? Bilmediğimiz underground yerler var mı?

Bence bugünler Ankara’nın en kötü rock’n roll ortamına sahip olduğu günler. Zaten her zaman bir avuçtuk ama mekan sayısı olarak da hiç yeterli bir noktada olmadığımızı görüyorum. Ben profesyonel müziğe 10 yıl önce, 18 yaşında başladım ve o zamanlar gidilebilecek çok daha fazla yer, izlenebilecek çok daha fazla müzisyen vardı. Ama burada kendi müziğini yapan çok sevdiğim birçok rock’n roll müzisyeni arkadaşım var.

ο Müzisyenlerle nasıl bir araya geldiğinizi de merak ediyorum. Tanışmak ve birlikte bir şeyler üretmek için Instagram’ın büyük bir etkisi var mı? Mesela Pamela ile bir araya gelme süreciniz nasıl gerçekleşti?

Belki de (gülüyor). Klavyecim James’e Facebook üzerinden ulaşmıştım mesela ama onun dışındaki tüm müzisyen arkadaşlarımla çok eskiden ya tanışıyordum ya da çok iyi arkadaştık. Pamela ile bir araya gelmemiz aslında benim yazdığım şarkı için bir kadın vokalist ile düet planları yapıyor olmam üzerine gerçekleşti. Aynı şirketteyiz ve kolayca irtibata geçtik. Sonrası daha da kolay oldu, o da eski bir Ankaralı olduğu için konuşacak, sohbet edip geyik yapacak bir sürü şey bulduk ve süreç çok daha keyifli hale geldi. Sanki uzun yıllardır Ankara’dan tanışıyor gibi hissettik ikimiz de.

ο Ülke gündemi belli, dolar… Uzun bir süre de gündemimizde kalacak gibi. Bu dönemde sıfır ya da ikinci el enstrüman alabiliyor musunuz? Bir müzisyen olarak ne gibi zorluk yaşıyorsunuz?

Ben her gün enstrümanlarıma daha iyi bakıyorum ve onları daha önce aldığım için şükrediyorum. Şu an düşünüyorum da mümkün değil. Enstrüman almak isteyen tüm müzisyenlere ya da genç müzisyen adaylarına bol şans… İşleri gerçekten çok zor. Böyle bir döneme denk gelmek de bizim şanssızlığımız gerçekten ve bu beni çok kızdırıyor.

ο Geçtiğimiz haftalarda müzisyenler, bazı mekanların kulislerinin ve akustiklerinin yetersizliğinden bahsediyordu. Sizin bu konuda düşünceleriniz neler? Sizce de Türkiye’de konser mekanlarının hem akustik sistemi hem de kulisleri yetersiz mi?

Bence çok yeterli bir sürü mekan açıldı Türkiye’ye son 10 yılda. Ülke gündeminin tüm rüzgarına rağmen… Ben hayatım boyunca çok kötü yerlerde kendimi duymadan çok çaldım, insan alışıyor bir yerden sonra ve biraz daha tolere edebiliyorsunuz. Ama bu kötü mekanların kendilerini yenilememelerini açıklamıyor. Özellikle kulis ciddi bir problem Türkiye’deki mekanlarda. Kulissiz konser mekanı kalmaması lazım gerçekten.

ο 28 Aralık’ta albümün İstanbul lansmanı gerçekleşecek. Dinleyicileri sürprizler bekliyor mu?

Belki de… Ama onları en çok 2 saatlik unutulmaz bir rock’n roll macerası bekliyor. Onları eve mutlu göndereceğiz.