Ece ULUSUM

Kalben mutfakta şarkı söylüyor, aaa evindeki beyaz bulaşık sepeti bende de var, yayını anlık 1200 kişi izliyor, sola kaydır… Kenan Doğulu şarkı söylüyor, vay evindeki stüdyosu baya iyiymiş, 5500 kişi izliyor, sola kaydır… Bedük coşuyor, 3000 kişi anlık izliyor, sola… Sertab Erener albüm lansmanını Instagram hesabından canlı yayın olarak yapıyor, 2100 kişi anlık izliyor. Her Sertab Erener konserinde bilet için telefonumuzu bildirimlere boğanlar yayında değil, neyse sola kaydır… Serdar Ortaç ile Bartu histerik kahkahalar atıyor, arkadaşlarım yorum yazıyor, yayını anlık 65 bin kişi izliyor! Ne kaçırıyorum, izleyeyim… 

Bir süredir onlarca canlı yayın konserlerinden ve influencer’ın zorunluluktan katıldığı Zoom partilerinden kaçarken, gözlemledim ki şu sıralar müzisyenler müzik yapınca değil de sohbet edince daha çok izleniyor. Durum sadece Türkiye’de değil, dünyada da böyle. Müzik yaparak etkili olmadığını düşünen Miley Cyrus canlı yayında sohbet edenlerden; Selena Gomez, Demi Lovato gibi isimlerle yayın yapıyor. Dünyanın ilk müzik dergisi Billboard, karantina sürecinde 13.4 milyon aboneli Facebook hesabı üzerinden evde canlı konserler yayınlıyor. Yayınların ortalama görüntülenme sayısı 25 binde. Sosyal medyada popüler biriyse izlenme 130.000’leri tekrar görüntülenmeyle buluyor.

NPR’ın müzisyenlere ev ortamında şarkı söyleten projesi Tiny Desk, salgın öncesi 10 milyonları bulan izlenmeleri varken şu ara sayı yarı yarıya düştü. Geçen yıl 1 milyar kullanıcısı olduğunu duyuran Instagram’a 300 milyon aylık aktif kullanıcı daha eklendi.  Digital 2020 Global Digital Overview raporuna Instagram’ın kullanıcılarından yarısından fazlasının doğrulanmış en az 5 müzisyeni takip ettiğini açıklamıştı. Campaign Türkiye’nin haberine göre, salgın ortaya çıktıktan sonra 7.5 milyondan fazla Instagram yayını gerçekleştirildi. Bunun ne kadarı konser, muamma elbette.

HAYRANLARIYLA CANLI YAYINDA ALBÜM YAPTI

Guardian’a verdiği röportajda sanatçı ve araştırmacı Mat Dryhurst, müzisyenler açısından sistemin kusurlu ve güvensiz olduğunu. Tek çarenin şu sıra Instagram yayınları olduğunu söylüyor. Konuşmasının genelinde canlı yayın ana akımın beklentisi haline gelirse içeriğinin amacından uzak, faydalanmaya açık yayınlara dönüşebileceğine dair endişesini dile getiriyor. Aynı haberde müzik endüstrisi uzmanı Cherie Hu, canlı yayınlardaki kişilerin etkilişimi bugüne kadar düşükse, izleyicisinin şimdi de düşük olacağını söylüyor. Burada yaratıcı olmazsanız, yıldız değilsiniz. Bir örnek de veriyor.

Elektronik müzik yapan Hana, Twitch üzerinden bir albümü baştan aşağı izleyicileriyle yaptı, yorumlar doğrultusunda albümünü şekillendirdi. Albümün yanı sıra oyun oynadı, onlarla sohbet etti. Tüm bunları yaparken Twitch’teki 9000 abonesi ona para bağışladı ve “Ne yapıyorsan devam et, seni izlemek istiyoruz” dedi. Başlıktaki sorunun sahibi, Instagram’da mesajla “Müdahale edemediğin, içine dahil olamadığın bir şeyi zaten YouTube’dan da izlersin. Sohbet varken konser niye izleyeyim?” diyen genç kızı bunları öğrencikçe kısmen anlıyorum. Canlı bir konser eşdeğer bir içerik, yani o an orada bulunmasının kıymetli sayıldığını hissettirecek bir içerik gerekli. Hana’ya yüksek bağış yapanların adı söyleniyor, onların isteklerine kulak veriliyor hatta isterse ona imzalı hediye yolluyor yani bir festivalin VIP bilet satın almış oluyor.

Yine de bundan çok hızlı yapılabilecek çıkarım şu: dijital mecralarda yapılan konserlerin, mecrasının doğasına bir nebze uzak ve pek ilginç değil. Bu doğru mu, üzerine düşündük, araştırdık ve sorduk. En başta konuyu müzik yazarı Yavuz Hakan Tok’a açtık. Yaptığı uzun yorumudan şu bölüm dikkatimizi çekti: “Konuşan insan görmek, dinlemek, izlemek, hatta karşılıklı konuşmak, yazışmak, sadece seyirci kalıp konser izlemekten daha cazip gelmiş olmalı çoğunluğa. Bir de en çok neşelenmeye, rahatlamaya, gündemden uzaklaşmaya ihtiyacımız vardı ki sanırım tam da bu yüzden süreçte yapılan canlı yayınlar içinde de en konuşkan, en neşeli, en ‘kakara kikiri’ ve dahi içeriği en boş, en ciddiyetsiz olanlar kazandı.   

Öte yandan canlı yayın konserleri, bu dönemde işsiz kalan müzisyenlerin büyük kısmının motivasyonlarını diri tutmalarını sağladı; az bir kısmı için de kazanç kapısı oldu. Bunu bir kenara koyarsak, telefon ya da bilgisayar üzerinden bedelsiz izlenebilecek konserler vermenin müzik sektörüne yarardan çok zarar getireceği pekâlâ söylenebilir. Bir de bu konserlerin büyük çoğunluğunda ses ve görüntü kalitesi tatmin edici olmaktan çok uzak, hatta düpedüz kötüydü. Sohbet izlemek bir yere kadar ama kötü kalitede müzik dinlemek pek tercih edilmediyse buna da şaşırmamak lazım.” Teknik ekipman konusundaki sıkıntıları iki ay önce dile getirmiştik, sponsorsuz içeriklerde özellikle ses kalitesinde çok büyük sorunlar yaşandı. İzleyicileri bu da yormuş olabilir. 

‘BİR ŞEYLERE KATILMAK ZORLAŞIR’

Öte yandan küçük ekranlarda izlenen konserler, salgın döneminde yaşananları anımsattığı ve o ismi canlı izleyemediği için üzdüğünden ilgi kaybetmeye başladı olabilir. Evdeki çoğunlukla hazırlıksız, samimiyetin gücüne fazla inanan müzisyenler sıkıcı gelmeye başladı. Ev ortamından sıkılanları yine ruh halinden çok da uzaklaştıramadığı ev ortamı karşılar oldu. Konu hakkında NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, “İçinde bulunduğumuz dış gerçeklik hepimizi çarpıp geçen bir dış gerçeklik. Bir düzeyde hepimiz günlük hayatımızın normalini kaybetmenin yasındayız ve gelecek irili ufaklı kaygılara gebe sürekli.  Aynı zamanda zihnimiz adapte olabilmek için bu yeni gerçekliği idrak etmeye uğraşıyor. Sıkıntıları verimli kullanabilmek için içimizdeki karamsarlığa ve endişeye karşı umudumuzu canlı tutmaya çalışmalıyız. Karamsarlık ve endişenin galip geldiği noktada bir şey üretmek ve bir şeylere katılmak da zorlaşır” diyor. 

Geçen hafta Instagram’da takipçilerimize canlı yayın konserleri hakkında fikirlerini sorduk, 203 kişinin katıldığı anket acımasız cevabı veriyor, yüzde 72 baydı… Üstelik bu yanıtı verenlerin arasında müzisyenler de vardı. Röportaj sırasında genç müzisyen Can Oflaz’a durumu sorunca, “Bence hepimiz sosyal interaksiyonu çok özledik bununla ilgili olduğunu düşünüyorum. İnsan olarak doğamız gereği birisiyle konuşmak bir şeyler paylaşabilmek bize iyi gelen bir şey. Her ne kadar müziğin bu komünikasyonun bir parçası olduğunu düşünsem de bir müzisyen olarak ben bile yayınlarda şarkı aralarında sohbet etmeyi seviyorum” diyor.

Aynı soruyu Can Güngör’e de sorduk, benzer görüşte: “İnsanların canlı müzik dinlemekten daha çok sosyalleşmeye ihtiyacı var belki de. Birçok insan evlerinde yalnız, bir kısmı da sadece aynı insanları görebiliyor. Muhabbet dinlemek, başka yüzler gelmek iyi geliyordur insanlara. Ben de podcast dinlediğimde benzer bir tatmini yaşıyorum…” Podcast dinlenme sayılarına dair yerel bir veri araştırsak da yayınlanan bir rapor yok, dijital platformlar da program bazlı sayı vermek istemedi. 

Hal böyle olunca canlı yayın yapan ya da arşivini açan kurumlara danıştık. Esasen kurum ve kişilere sosyal medya hesaplarından yaptıkları müzik yayınları mı yoksa sohbet programları daha ilgi çekiyor diye sorduk ama daha genel yanıtlar aldık. Çoğunluk dijital mecra konserlerinin sınırları aşma avantajını gördüğünü, sahneler açıldığında da bu tür projelere geliştirerek devam edeceğini söylüyor. Aldığımız görüşleri isim bazlı alfabetik sırayla aktarıyoruz, sonuç bölümünde buluşalım!

‘CANLI YAYIN YAPMAMA KARARI ALDIK’

Aydın Dorsay
Borusan Müzik Evi, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Borusan Quartet Müdürü 

“Borusan Müzik Evi olarak küresel salgın döneminde, Borusan Sanat web sitemizden 2017 tarihli Mercan Dede 20. Yıl Konseri’ni yayınladık; ilgi yüksekti. Ama biz kurum olarak karantina döneminde canlı yayın yapmama kararı aldık. Arşivlerimizden BİFO, Borusan Quartet ve Borusan Müzik Evi’ndeki belli başlı konserlerimizi yayınladık ve yayınlamaya devam edeceğiz. Öte yandan Karnaval platformunda bulunan radyomuz Borusan Klasik’te Borusan Müzik Evi adlı bir programa başladık. Her hafta cuma günleri Müzik Evi ile yolları kesişmiş olan sanatçı, organizatör ve/veya menajerden bir veya ikisi konuk sunucu olarak kendi müzik zevklerine uygun seçkiler paylaşıyor. Yeni sezon ile ilgili ise şu anda gündemi takip ederek, uygulanacak sağlık, sosyal mesafe ve sanatçı/seyirci kurallarına uygun farklı planlamalar yapıyoruz. Bunların arasında çevrimiçi konserler (seyircili/seyircisiz) ve canlı konserleri (kurallara uygun) sayabiliriz.

Bizim yaptığımız yayınlar arşiv konser yayınları olduğundan dolayı bizim için müzik daha önemli diyebiliriz. Kişisel olarak sohbetlerin konusu önemli daha çok ve tabii ki süresi. Uzun konuşmalar veya konser yayınlarını takip edemiyorum.”

‘ANA AKIŞIMIZ NEREDEYSE HİÇ DEĞİŞMEDİ’

Emrah Yamaç
Yapı Kredi bomontiada Direktörü

“Salgın öncesinde sahne sanatlarından film gösterimlerine, müzik etkinliklerinden buluşmalara ve atölyelere uzanan, farklı disiplinler arasında köprü kuran pek çok etkinliğe ev sahipliği yapıyorduk. Koronavirüs nedeniyle “Evde Kal” çağrısına destek olmak amacıyla biz de Instagram hesabımız üzerinden canlı yayınlara başladık. Aslında ana akışımız neredeyse hiç değiştirmedi diyebilirim. Mevcut durumu online platforma taşıdık ve daha fazla kişiye ulaşmaya başladık.

Yapı Kredi World sponsorluğunda her Cumartesi günü düzenlediğimiz World Akustik konserleri serisi aynı şekilde devam ediyor. Bugüne kadar Göksel, Nova Norda- Birkan Nasuhoğlu, Can Bonomo, Adamlar, Karsu , Dolu Kadehi Ters Tut ve Ufuk Beydemir gibi isimleri canlı yayında ağırladık. Konserlerin izlenme oranları oldukça yüksek. Konserler sırasında yorumları açık bırakıyoruz, böylece izleyiciler ve sanatçılar arasında da güzel bir diyalog ve etkileşim oluyor. Üretici ve yaratıcı bir kampus olarak, dünyanın içinden geçtiği bu beklenmedik dönem bizi bu noktaya getirse de, sınırlarımızı genişletmekten çok memnunuz.”

‘MÜZİĞİN VE SOHBETİN İLGİ ÇEKTİĞİ DÖNEMDEYİZ’

Mert Fırat
DasDas Kurucu Ortak 

“Bu dönemde DasDas’ın kendi hesaplarından canlı yayın yapmadık ama DasDas’ın ortakları olarak Didem Balçın, Harun Tekin, Koray Candemir ve ben kendi hesaplarımızdan ve sponsorlarımızın hesaplarından yayınlara katıldık. Tiyatroların kapandığı, konserlerin yapılamadığı bugünlerde sanatseverlerin ilgisi de normal olarak sosyal medyaya yöneldi. Biz de DasDas’ın bazı etkinliklerini dijital ortamda paylaştık ve sanatseverlerle buluşturduk. Bu yayınlar öncesinde canlı yayınlarda sohbetler gerçekleştirdik ve gelen soruları cevapladık. Hem müziğin hem de sohbetin ilgi çektiği bir dönemdeyiz. Biz de DasDas olarak yeni sezonda kapılarımızı açacak şekilde planlarımızı yapmaya ve yeni içerikler için çalışmaya devam ediyoruz. O zamana kadar da dijital hesaplarımızdan DasDas’la ilgili gelişmeleri paylaşmaya devam edeceğiz.”

‘BİLET ALAMAMIŞ KİTLEYE ULAŞMA İMKANIMIZ OLDU’

Murat Abbas
Zorlu PSM Genel Müdürü 

“Zorlu PSM olarak ‘buluşma noktası’ olma misyonumuzu karantina döneminde de sosyal medya kanallarımızı aktif tutarak dijitale taşıdık. #PSMyleKal diyerek Instagram’da hemen hemen her gün bir konserle ve eşzamanlı canlı yayınlarla karantinada da müzikseverlerle buluşmaya devam ettik. Takipçilerimizin ilgisi kadar sanatçılardan gelen olumlu dönüşler de bizim için sevindiriciydi. Bu dönemde daha fazla dijital içerik üretmeye odaklandık ve YouTube kanalımızın vazgeçilmezi İbrahim Selim ile Bu Gece’yi evlerden devam ettirdik. Zorlu PSM çalışanlarından özel playlist’ler ve yeni başlattığımız podcast serilerimiz ile Spotify hesabımızı aktif tuttuk.

Çok fazla canlı yayın olması ilgiyi dağıtsa da dijital sayesinde sadece özleyenlere değil, Zorlu PSM’ye gelmemiş ya da bilet alamamış bir kitleye de ulaşma imkanımız oldu. Türkiye’nin farklı yerlerinden etkinlik içeriklerimizin takip edildiğini görmek önümüzdeki dönemi şekillendirmemize ışık tutuyor. Dijital etkinliklerimizi sürdürüyoruz ve heyecanla yeni içeriklerimizi tasarlamaya devam ediyoruz. Yeni dönemde dijital etkinliklerin devam edeceğine inanmakla beraber, dinleyicilerin dijital içeriklerde gerçek prodüksiyonları, profesyonel çekimleri ve iyi ses kalitesini görmek, duymak isteyeceğine inanıyorum. Elbette şunu da söylemekte fayda var, canlı konserlerin yeri bambaşka ve koşullar hazır olduğunda sanatseverler, yine canlı etkinlikleri tercih edeceklerdir.”

Ekip yanıtları

‘SIKINTILARA KARŞI DİJİTALLEŞME SÜRECİ ARTIŞA GEÇECEKTİR’
Babylon Ekibi

“Müzikseverlerin, müzik kulüplerini tercih etmelerinin ardında yatan mevcut sebepleri düşündüğümüzde, sevdiği müzisyenleri canlı dinlemek ve sosyalleşmek gibi ana faktörleri mekansal olarak sağlayamıyoruz ve bu aşamada yaptığımız dijital iletişimde müzik diyaloğu dışında varlığımızı gösteremiyoruz. Bununla birlikte seyahat kısıtlaması, yabancı sanatçıların booking’leri konusunda kısıtlanma, kalabalık ortamlarda bulunma korkusu gibi bazı engeller de yeni süreçte bizleri bekliyor. Tüm bunları düşündüğümüzde COVID-19 ile birlikte küresel olarak değişen ve dönüşen dünyada aynı kalmak çok da mümkün olmayacak gibi görünüyor.

Mecralar da bu duruma çabuk adapte olabilmek için olabildiği kadar hızlı hareket etmeye çalışıyor. Bizler de sosyal mesafenin önem taşıdığı ve mekanlarımızın kapalı olduğu bu süreçte sanatçı ve kitleleri dijital ortamda bir araya getirmeye yöneldik. Bu aynı zamanda kültür sanat üretiminin devam etmesi ve sektördeki aktörlerin dayanışmasını sağlayacaktır. Hem operasyonel hem de finansal açıdan yaşanan sıkıntılara karşı potansiyel riskleri önlemek adına dijitalleşme süreci artışa geçmeye devam edecektir. Bizler de bu süreçte hem Pozitif Müzik çatısı altında hem de Babylon olarak çeşitli içerikler üretmeye devam ediyoruz. 

Babylon olarak salgın sürecinde “Şimdi. Evde. Müzikle Kal.” mesajıyla yeni bir video yayınladık. 1 dakikalık Instagram konserleri, sanatçılarla söyleşiler ve hem sanatçılar özelinde hem de çeşitli mood’lar içeren çalma listelerini sosyal medya hesaplarımızdan paylaşmaya devam ediyoruz. Yaz süreciyle birlikte başlayıp yeni sezonda da devam etmek üzere yeni dijital projeler üzerinde de çalışmaya devam ediyoruz”

‘YARIŞMA VE SOHBET ÇOK İYİ TEPKİ ALAN YAYIN OLDU’
Birlikte Güzel Ekibi

“Birlikte Güzel’in yarattığı ‘EVde’ konsepti ile canlı yayınlar geçen ay başladı. Herkesin evde geçirmek zorunda olduğu bu süreci biraz dahi keyifli hale getirebilmeyi amaç edinen seride; müzik, sohbet, yarışma odağında canlı yayınların yanı sıra yemek tarifleri, film tavsiyeleri ve trendleri takip eden pek çok içerik de yer aldı. “Bugünlerde evde kalmak güzel, sonrası birlikte güzel!” mottosuyla, evde kalmanın önemine dikkat çekilmiş oldu. Canlı müzik yayınları doğası gereği daha çok izleyici çekse de Enis Arıkan ile canlı yarışma ve İlber Ortaylı ile soru-cevap sohbeti de takipçilerden çok iyi tepki alan iki yayın oldu. Konserlerde anlık en yüksek 35 bin rakamına ulaşırken konserlerde sırasıyla; Ekin Beril, Gökhan Türkmen, Can Bonomo, Emir Can İğrek, Ufuk Beydemir, Yaşar ve Amerikalı yıldız LP yer aldı. Yayınlara devam edeceğiz.

 

VE KAZANAN… SERDAR ORTAÇ 

Müzik sektörün zor bir süreci aşmak için çabalıyor. SXSW iflastan kaçmaya çalışıyor, The Metropolitan Opera onlara yardım edecek müziksever yatırımcılar arıyor. Müzikle geçinenler, işlerine devam etmenin yolunu arıyor. Müzik dünyası dönüşüyor ancak belli ki müziğin yeri uzun bir süre daha, izlerken iliklerinize kadar yaşadığınızı hissettiren sahneler olacak. Sahnenin büyüsü bambaşka…

Coldplay’in beyni Chris Martin ilk canlı yayında konser verip hepimizi heyecanlandırdığından beri işler gittikçe rutin hale gelmeye başladı. Bilindik bir varsayım: Bir şeye ne kadar maruz kalırsanız, anlamı ve etkisini değiştirir. Bir kelimeyi tekrar ettiğinizde anlamını kaybettiği gibi… Takip etme olur biter diyecekleriniz varsa, takip etmeseniz dahi algoritma ve reklamlardan dolayı yayınlar önünüze düşüyor. Ayrıca artık sosyal medyada ana akımı kitlenin tercihleri, Instagram’ın içeriklerini ve sponsorların planlarını da şekillendiriyor. (bkz.Acun Ilıcalı’nın 1 milyonu aşan Instagram canlı yayını) Sosyal medyanın ‘sosyallik’ büyüsünü bozan en büyük etkenlerden birine dönüşüyor.

Bilet alamayanlara ulaşmak, müzisyenlere yol göstermek, umut vermek gibi mühim etkilerinin yanı sıra canlı yayınlarla Serdar Ortaç yeniden popüler oldu. Depresyonda olduğunu açıkladığından beri müzik adına hiçbir şey yapmasa da Bartulu yayınlardan sonra Spotify’daki aylık dinleyici sayısı 450.000’lerden 845.000’lere geldi. Nihayetinde eğlendiriyor. “Geleceğin işi tehlikeli olmak” demişti A.N. Whitehead. Tüm bunlardan anladığım tehlike sorun değil, dua edelim de sıkıcı olmasın!