Ece ULUSUM

Bu sene ilki düzenlenecek +1 Sunar: Cheerz Festival, 24-25 Eylül’de Life Park’ta müzikseverlerle bir araya gelecek. Özlediğimiz festival ortamını bize sunmayı hedefleyen festivalde yok yok! +1 Main Stage, Jam Session Stage ve King Stage olmak üzere toplam üç sahnenin yer alacağı festivalde, festival ruhunu doyasıya yaşayacağız gibi görünüyor. Sevdiğimiz sanatçıları kaçırmamak için sahneler arasında koştururken bir yandan da festival alanında yer alan birbirinden farklı içkilerimizi yudumlayacağız. Unutmayalım ki bu pub’dan festival’e bir dönüş. O yüzden lezzetli yemeklerin de bize eşlik edeceği bu iki günde, aynı zamanda alanda yer alan oyunları deneyimleyerek eğlencenin sınırlarını zorlayacağız. Biz ekip olarak şimdiden heyecanlı ve sabırsızız! Çünkü festival ruhunu, eğlencesini hatta o tatlı yorgunluğunu da çok özledik!

Joker’in 20. yılını festival ortamında hep birlikte kutlamadan önce ise Joker’in kurucusu Volkan Tangör ve Stellar Commune & The Planner Co.’nun kurucusu ve Cheerz Festival Direktörü Çağla Çakır ile bir araya geldik. “Festival evden çıktığında başlayacak” diyen ikiliyle; festivalin çıkış hikayesini, booking sürecinin nasıl geçtiğini ve festival ortamında katılımcıları ne gibi deneyimler beklediğini derinlemesine konuştuk. Tüm detaylar röportajımızda seni bekliyor!

ο İlk festival olduğu için elbette bu festivalin isminin hikayesini dinlemek isteriz!

Çağla Çakır: Bu bir kutlama festivali, Joker’in 20. yılını kutlamak için yola çıktık. Bir şeyleri kutlarken de kadeh kaldırmayı, bir şeylerin şerefine içmeyi, eğlenmeyi seven insanlarız. Bu yüzden de “Cheerz” demek istedik. Gerçekten insanların iyi ki geldik, iyi ki eğlenebiliyoruz, iyi ki müzik dinleyebiliyoruz gibi bir sürü şeye “Cheerz” dediği bir ambiyansta olmalarını istedik.

ο Toplantıda gördük ki 20 yıldır müzik yazarları ve gazetecilerin de ortak mekanı Joker. Bu kitleyi nasıl edindiniz? Hadi edindiniz, bu kadar güçlü bağı nasıl inşa ettiniz?

Volkan Tangör: Müzik yazarları gibi müzik bizim tutkumuz, biz de müziği çok seviyoruz o zaman konuşabiliyoruz. Belki ondan dolayı sevmişlerdir. Samimi, doğal olmamızı sevmiş olabilirler.

ο Sizin hikayeniz Pub’dan fest’e! Neden 20 yılı festivalle taçlandırmak istediniz?

V.T: 20 sene çalıştık bizim de eğlenmek hakkımız değil mi? (gülüyor) Bir doğum günü partisi yapmak istiyoruz aslında birazcık kendimiz için. Zaten gruplardan da anlaşılıyordur, kendi sevdiğimiz, dinlediğimiz, mutlu olduğumuz grupların çalacağı bir program. Gerçekten festival Spotify listemizle aynı. Hepimizin orada olup eğleneceği bir şey, o gün Joker’ler kapalı olacak. Çünkü burada tüm çalışan arkadaşlarımızın da orada olması gerekiyor, orada hep beraber eğleneceğimiz, keyifli vakit geçireceğimiz bir festival, doğum günü kutlaması.

ο Çağla ile yollarınız nasıl kesişti?

V.T: Çağla, Anadolu Efes’in ajansıydı. 2016 yılında Joker’de bir tane lansman yapmışlardı, orada Çağla’ya hayran kalmıştık. Detaylı iş yapışı, titizliği, profesyonelliği ilk defa işinde bu kadar iyi birisiyle çalıştım diyebilirim. O gün aklıma yazdım, bir gün bir iş yapacak olursam Çağla ile iş yapacağım diye. Bugün o gün!

ο Etkin bir ajans olmanın yanı sıra şimdi güçlü bir line-up’ı olan festival hayata geçirdiniz. Ajans yeteneklerinizin ve ekibinizin festival oluşturmada ne gibi katkıları oldu?

Ç.Ç: The Planner Co. kreatif bir ajans. Fikir üretiminin yanı sıra etkinlik kasları çok güçlü bi’ yapı. Dolayısıyla o etkinlik kaslarımızla, şu ana kadar ki saha tecrübemizle gerçekten o alanlarda insanlar ne istiyor, en çok neden keyif alıyorlar, en çok neyi zorlayıcı buluyor bunu çok deneyimleme fırsatımız oldu. Burada bildiğimiz her şeyi de bu festivali en iyi şekilde hayata geçirmek için kullanmak istiyoruz. Bir yandan da yaratıcı yapımızla da festivalin içeriğinde de tüm dünyasında da o yaratıcılığı hissettirmek istiyoruz.

ο Yalnızca ajans değil, senin eğitimin de müzik üzerine. Yıllarca dolaylı yoldan sürekli müzik içindeydin ancak bu sefer ilk kez doğrudan ve etkin bir şekilde müzik bilgilerini bu festival ile kullanacaksın. Okulda gördüklerinle, Türkiye’deki müzik sektörü eminim farklıdır. Okuldaki eğitimin ne denli katkı sağladı? Ajans deneyimlerinin sana ne gibi katkısı oldu?

Ç.Ç: İngiltere’de Müzik Business okudum. Onun hikayesi şöyle güzel; üniversite birinci sınıftan itibaren Unilife’ta çalışıyordum ve gerçekten sayısız dünya starıyla birebir çalışma imkanım oldu. O zaman prodüksiyon tarafında çalışmaya başladım zaten. Türkiye’de bi’ 3-4 yıl çalıştıktan sonra, İngiltere’de Müzik Business okumaya gitmiştim. Dolayısıyla biraz sektörü bilip sonra okumaya gittiğinde çok daha farklı bakıyorsun. Çünkü tek başına okulu okusan, hele İngiltere’de bu okulu okusan, sonra Türkiye’deki bu sektöre o bilgileri uygulamaya kalkışsan aslında sürreal bir ortamda olduğunu fark edeceksin. Ama Türkiye’yi bilip buradaki konjoktürü ve buradaki sektörün kendi yapılarını görüp, İngiltere’de bunu okuyup, aslında katedecek ne kadar yolumuz olduğunu öğrendim. İngiltere’nin tamamen müzik ve müzik business üstüne kurulu bi’ entertainment dünyası var. Sokak başı müzikaller, her an her yerde etkinlikler, insanlar bunun içinde yaşıyorlar ama bizde maalesef böyle değil. Orada hep bunu nasıl daha farklı bir şekle getirebileceğimizi düşündüm. Orada bu işin ne kadar profesyonel ele alındığını, gerçekten kitabına göre bir şeyleri yapmayı, insanı önemsemeyi öğrendim. Çünkü burada event önemseniyor ama içindeki katılımcının ne hissetiğine dair empati o kadar yüksek değil. Eğitimde biz o empatiyi biraz daha fazla aldık. Beklentileri algılamayı ve buna hizmet edecek şekilde çalışmayı biraz daha fazla öğrendik. Ajansta da yıllardır bunu yapmayı çalıştım. Her kampanyada ya da projede etkilenen her bir tarafın empatisini kurarak fikir üretimini ya da bütün o kurguları ona göre yapmaya çalıştım. Dolayısıyla bunların hepsini toplayınca ben de merak ediyorum bakalım nasıl bir festival yapabiliyormuşuz.

ο Program hazırlanırken, katılımcılara neler sunmayı hayal ettiniz? Booking süreçlerinden biraz söz eder misin?

Ç.Ç: Volkan ile birlikte zaten hayalimiz hep o özlediğimiz festival dünyasıydı. Mesela şu an ajansta çalışan Z kuşağı dediğimiz bir sürü arkadaşımız var ki bunlar eğleniyorlar, gece hayatı olan, konser takip eden insanlar ama karşılarına bir festival çıkamamış. Pandeminin de çok büyük etkisi var bunda, ekonomik konjoktürün de zaten çok büyük etkisi var. Dolayısıyla o hep içinde büyüdüğümüz ve inanılmaz keyif aldığımız festivaller bize bunun için yol gösterici oldu. Aslında bugüne kadar sektörde yapılmış o kocaman işleri arkamıza, kalbimize ve aklımıza aldık. Bi’ sahnede farklı bir janr’ı dinleyip ya diğer tarafta ne oluyormuş diye keşfetmek, bir tam günü, iki tam günü festival alanında geçirebilmek, gerçekten o sırada hayattan, gündemden, dünyanın tüm zorluklarından kopup o festival ortamını iki gün boyunca hayatın yapmak için insanlara farklı farklı alanlar ve farklı farklı tarzlar sunmamız gerekiyordu. Hep bunu düşündük, her türlü festival donesini aslında bu festival içine katmayı hayal ettik. Umarız başarabiliriz, planlarımız bu yönde. O yüzden festival katılımcısı bi’ sahnede Türkiye’deki özellikle indie akımından çıkmış çok iyi isimlerin canlı performansını deneyimlerken, bir sahnede belki daha önce hiç karşılaşmadığı bir DJ’in performansını görüp ondan da ne kadar keyif aldığını deneyimleyebilecek. Sonra ana sahne performanslarına gelecek ve şöyle doya doya o bası göğsünde hissedecek ve o ışıkların etrafına vurması, binlerce kişinin aynı anda bir şarkıya eşlik ediyor olması… Bu duyguları gerçekten yaşatabilmek ve bu festival hafızasını yeniden ülkede canlandırabilmek istiyoruz.

V.T: Neyseki hep işinde en iyilerle çalıştım, Çağla ve Generic Müzik. Bağlantıları, bu zor booking’leri yapmayı onlar başardılar. Nasıl ilerledi bu süreç? Sevdiğimiz bir grup var, Spotify’dan bakıyoruz; nerede turnedeler bunlar, ne yapıyorlar ne ediyorlar. Diyorum, “Bak bunlar da Düsseldorf’talarmış üç gün sonra belki İstanbul’a gelirler.” Öyle garip, eğlenceli, bizim açımızdan amatör ama diğer taraftan onlar çok profesyonellerdi. Gerçekten biraz başlarını zora sokmuş olabiliriz. (gülüyor)

ο Alanda birçok deneyim imkanı olacak. Rock’n Coke’tan alışık olduğumuz eğlenceli oyunlar, aralarda gezen küçük müzik grupları olacak mı? Bizi alana ayak bastığımızda neler bekliyor?

Ç.Ç: Alana ayak basmadan önce de bir şeyler beklesin istiyoruz aslında. Festival kapısından içeri girdiğinde herkes bunu tamamen hissedecek ama Volkan çok güzel söylüyor bu konuda; “Festival evden çıktığında başlayacak” diye. Biz de buna yönelik bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Belki insanlar metrodan indiğinde müzik grubuyla karşılaşacaklar ve daha o andan itibaren festival başlamış olacak. Ringlerde zaten line-up’ımızdan müzikler çalıyor olacak. O heyecanı gitgide artırarak insanlara bunu yaşatmak istiyoruz. Rock’n Coke’u festivalin birinci yılında yapacağız gibi bir şey demek çok doğru bir ton olmaz, elimizden geleni yapacağız diyelim burada. Tabii ki oyunlar olacak, alanda farklı farklı bir sürü müzik deneyimi yaşanacak. Özellikle bahçe sahnesine bi’ yenilik ekledik, TuzBiber ekibi iki gün boyunca performanslarını sergileyecekler. İnsanları mutlu etmek için bu festivale ne katabiliyorsak onun için çaba sarf ediyor olacağız. O yüzden bence TuzBiber’in bahçe sahnesindeki bir performansını izlerken içkini yudumlayıp oradan kalkıp, bir DJ performansında güzelce ter atıp, sonra başka bir sahnede deneyimler izlerken o sırada çok güzel, lezzetli yemeklere erişiminin olması ve envai çeşit farklı içecek seçeceğini deneyimleyebiliyor olmak bence bu anlamda insanları mutlu edecek diye düşünüyoruz.

ο Herkesin merak ettiği bir şey var, otopark bileti. Bu sistemi koymadaki amaç ne oldu?

Ç.Ç: Bunun bu kadar ilgi çekici olacağını asla düşünmemiştik (gülüyor). Bizim için çok pratik bi’ çıkarımdı. Life Park’ta yapıyoruz, çok yoğun katılımlı etkinliklerde her konser alanında olduğu gibi orada da bir trafik sorunu oluyor ama orada katılımcı bi’ bilgisizlikten dolayı trafiğe maruz kalıyor. Çünkü otopark kapasitesinin ne olduğunu bilmiyor, arabasını ne yapacağını bilmiyor, insanların hazırlıksız yakalanmasını istemedik. Onlar için bir şeyi önceden düşünmek istedik. Dolayısıyla belli bir kapasitemiz var çünkü festivali çok büyük bir alana oturtuyoruz. Bu yüzden otopark için belli bir kapasitemiz var. Biz de istedik ki madem katılımcı illa ki kendi arabasıyla gelmek istiyor, otoparka rahatlıkla erişebileceğini bilsin ve otoparka rahatlıkla erişebilmesi için de bunun bi’ kapasitesi olsun ve biz bunun biletlerini insanlara bilgi vererek gönderelim. Biz de bilelim kaç araba geleceğini, onlar da biliyor olsunlar araçla gelip ne şekilde park edeceklerini. Bu tamamen ön hazırlık aslında ama gönlümüzden geçen herkesin toplu taşımaya yönelmesi, gerçekten içeriden rahatça eğlenebilmesi için toplu taşımayla ulaşımı sağlaması. Bunun için oluşturacağımız ringlerle Life Park, metro istasyonuna çok da uzak değil zaten. Burada sirkülasyonlarla kolayca herkesin festivalin içerisinde olduğu gibi evlerine dönüşünü de mutlu bir şekilde yapmalarını sağlamaya çalışacağız.

ο Mekan konusundaki seçiminiz İstanbul Life Park oldu. Opsiyon var mıydı yoksa İstanbul’da bu denli geniş başka bir alan yok mu? Kimse festivallere mekan kalmadığından söz etmiyor pek. Belki sayende bu konuya bir açıklık getirmiş oluruz.

Ç.Ç: Festivallere mekan kalmadığı, belki biraz acımasızca olabilir bu şekilde söylemek. Aslında festivaller azaldığı için bu arz talep dengesinde bozulma oldu. Dolayısıyla buna yatırım yapmak çok ciddi bir cesaret işi haline geldi. O yüzden buna da yine her tarafa yaptığımız empatiyi koruyarak yaklaşalım. Bu opsiyonların büyümesi bence genel olarak kültürel anlamda ülkeye bir yatırım yapılmasıyla başlayacak. Yoksa bir sürü güzel alan var, bizim de başka opsiyonlarımız tabii ki vardı, değerlendirdik. Hem şehrin içerisinde olan hem toplu taşıma imkanının rahat olabileceği hem de bizim hayal ettiğimiz festivali bize verebilecek olan alan arayışındaydık. Life Park gerçekten kocaman bir orman, ne kadar büyük bir festival alanımız olsa da biz o ormanın küçük bir bölümündeyiz. Life Park’ın mevcut fiziksel şartlarının bize iyi geleceğine inandığımız için orayı seçtik.

ο Kaç kişilik ekipsiniz?

V.T: Joker beyin takımı olarak 7 kişilik ekibiz. Ama küçük bir tane bu işi yöneten Çağlalarla ve Generic Müzik ile olan WhatsApp ekibimiz minimum 17 kişi. Oradan tahmin edilebilir bu işe kaç kişinin emek verdiği.

ο Festival günü Çağla ne yapıyor olacak?

Ç.Ç: Festival günü Çağla ve Çağla’nın mükemmel ekip arkadaşları bu festivalin ilk gün hayal ettiğimiz gibi olduğuna emin olmak için harıl harıl çalışıyor olacak. Sanıyorum festivalin son günü, son sanatçı ana sahneye çıktığında Çağla eğlenmeye başlayacak. O ana kadar herkesin mutlu olduğuna emin olana kadar gereken tüm akışları kontrol edip, son ana kadar hala bu deneyimi insanlara daha iyi yaşatmak için neler yapabiliriz diye düşünüyor ve iki gün boyunca bunun için harıl harıl çalışıyor olacak diye tahmin ediyorum.

 

Bilet almak için tıkla!