Zeynep TOKER
zeynep.toker@yellowbos.com
Önümüzdeki günlerde yeni albümünü yayınlayacak olan Dilhan Şeşen ile bir araya geldik. Albüm öncesi son single çalışması Ay Kuşlar ile dinleyicisiyle buluşan Şeşen, albüm sürecinin kolektif bir çalışma olduğunu dile getiriyor ve ekliyor; “Herkesin kendinden çıkıp bi’ yanındakine vardığı bi’ süreç oldu.” Sanatın birçok dalıyla ilgilenen Dilhan Şeşen, duygularını ve düşüncelerini ifade etmek için farklı metodlar kullanıyor. Uzun bir aradan sonra yazın festivallerde olacağını müjdeleyen müzisyen, öncesinde Mayıs’ın ilk haftası albüm lansmanı ile müzikseverlerle bulaşacağını söyledi.
ο 14 Nisan’da Gülbaba Records etiketiyle yayınlayacağınız albümünüzle dinleyicinizle buluşacaksınız. Albümün hazırlık sürecini ve hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?
Albüm süreci herkesin kendinden çıkıp bi’ yanındakine vardığı bi’ süreç oldu. Ki ne kadar zordur kişinin kendinden bir an olsa bile çıkması. Çok kolektif bir çalışmaydı. Prodüktörlüğü Kaan Ceylani üstlendi, yardımcı prodüktörler Cihan Reşit Köse ve Barış Ergün’dü. Davulları Berke Köymen çaldı, davulları Pür Stüdyoları‘nda kaydettik. Düzenlemeleri hep beraber yaptık, ses tasarımı ve miks’i de Barış Ergün üstlendi. Mastering kısmında bir süredir çalıştığımız Legato Mastering’den Marcin Bocinski ile çalıştık. Çok belli bi genre içerisinde olan parçalar olmadığı için düzenleme kısmında pek bi’ matematiğimizin olmaması hem sonsuz bir doyum yaratırken aynı zamanda bazen kayıp olma hissi de yarattı, bu his korkuturken epey özgür de hissettiriyor tabii. Biz ısındık bu hisse. İnsanların birbirinin aklına güvendiği ortamlar bende hep yuva hissi uyandırıyor ve yuvaysa o, bazen onu korumak adına rahatlıkla zıt düşebilmek de var bu işin içinde. Hepimiz 20’li yaşlarımızdayız (Selam Cihan, seni 30 saymadım evet) eminim ki hayatlarımızda en doyum sağladığımız zaman ve ya zamanlardan biridir bu albüm süreci. Şahsen ben hayatımda ilk kez ‘tam’ hissettim. Bunu da romantikleştirmeye gerek yok sadece epey kıyak bir his olduğunu söyleyebilirim. Bu süreçte yakın çevremizi de sürece dahil ettik tabii, onlarsız olmazdı. Elif Dikeç, Emre Malikler, Büşra Yeşil, babam, Berkant Kılıçkap, hep “Şu parçayı bi’ dinleyelim mi?” diye gittiğimiz insanlar arasındaydılar. Şu an sana anlatınca Zeynep, bi’ kalbim büyüdü (sağlık problemi gibi değil, iyi bir şeyden bahsediyorum). Oh be.
ο Albüm kendi içerisinde bir bütün mü? Tüm parçalar birleşince bir hikayeyi mi ortaya koyuyor, yoksa tüm parçalar birbirinden ayrışıyor mu?
Sessizlik hakkımı kullanıyorum. Albüm çıktığında senin görüşlerini duymak isterim Zeynep, şimdiden görüşlerini merak ediyorum.
ο Herkesin listelere girmek için yarıştığı, albüm fikrinin birçok müzisyene ‘korkunç’ geldiği şu dönemde albüm kaydederken ve bu sürece başlarken ara ara “Ben ne yapıyorum?” dediniz mi?
Kim ne düşünüyor açıkçası bilmiyorum, kendi adıma ben albüm sürecinde hiç böyle bir cümle kurmadım.
ο Albüm öncesi son single çalışmanız Ay Kuşlar’ı yayınladınız. Sözleri melankolik ama müzik sözlere göre daha hareketli kalıyor. Bu yönüyle parça melankolik ve enerji dolu olmak üzere iki yönünüzü yansıtıyor diyebilir miyiz?
(Gülüyor) sorudan keyif aldım. Haklı olabilirsin Zeynep. Birbirlerine tezat düşen bazı şeylerin birlikteliklerinin birbirlerini tamamladığını düşünüyorum.
ο Sanatın birçok dalıyla ilgilenen bir isimsiniz. Öncelikle tüm bu sanat dalları birbirilerini nasıl besliyorlar ve geliştiriyorlar?
Duyguları ve düşünceleri ifade etme biçimlerinin ve bunların getirdiği farklı farklı metodların biraz meraklısıyım. Müzik yapmanın, bununla beraber resim çizmenin ve fotoğraf çekmenin (tüm bunların birlikteliğinin) bende duygularımı ve düşüncelerimi ifade şeklimi ehlileştiren bir yanı olduğunu düşünüyorum. Müziğin, yani sözlü ve müzikal anlatımın yanı sıra bir yandan da giderek sessizleşmesi ve ufalması gereken ifade alanları içerisinde kalmanın gönlümü dolu tutan bi’ etkisi oluyor bende. Gönlü dolu matruşkalar gibi. Matruşkalar küçüldükçe gönülleri büyüyor (pardon yani). Söz söylemenin ağırlığı var benim üstümde, söz söyleyince azaldığım yanılgısına düşüyorum, yorucu geliyor. O yanılsamayı yaşayan çocuğa da kaçış alanları sunmak benim ona (kendime) borcumdur bence. Hadi çocuğum bak şurada da oynayabilirsin der gibi. Aslında birbirlerini sağaltarak desteklediklerini düşünüyorum bu üç ayrı ifade biçiminin, birbirlerine alan açıyor gibiler. Her şey de konuşulmuyor, bir şekilde ifade bulması gerekiyorsa e o zaman çizilsin, fotoğrafı çekilsin ya da durulsun.
ο Türkiye’de olup biten tüm süreçler bir şekilde sanatı ve sanatçıyı olumsuz olarak etkiliyor. Bu anlarda siz neler hissediyorsunuz? Kriz kasınız gelişti mi yoksa ister istemez hala uzun bi’ süre kendinize gelememe durumunuz oluyor mu?
Kriz kasım epey gelişmek durumunda kaldı (maalesef).
ο Bir röportajınızda sabahları erken kalkıp her sabah üç sayfa yazı yazdığınızdan bahsediyorsunuz. Bu hala devam eden bir rutin mi? Şarkı sözleriniz bu şekilde mi ortaya çıkıyor? Yoksa anlık zaman ve mekan fark etmeksizin gelen duygu ve düşünceleriniz doğrultusunda mı?
Devam ediyorum fakat direkt amaçladığım şey o değil açıkçası. Güne ferah ve daha yavaş bir zihinle başlamak için yazıyorum ve inan hiç de geri dönüp okunacak şeyler değiller. Zihnimden neler geçiyorsa onları sayfalara aktarıp günüme başlıyorum. Zihin akışımı sayfalara kusuyorum.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
ο Son dönemde kimleri dinlemekten, takip etmekten keyif alıyorsunuz?
Bu sıra ECM Records’dan çıkan plakları toplamaya çalışıyorum. Bunun dışında; FFN’in UN JOC (1981) albümünü çok sevdim, durmadan The Beta Band dinliyorum The Three E.P’.s (1998) diye bi toplama albümleri var, 2001’de çıkan Hot Shots‘da epey kıyak bi albüm. Albüm dışında da; Claro Intelecto, Nina Simone, The Album Leaf, Duman, The Kooks, The Courage ve Clutch dinliyorum.
ο Albüm sonrası konser takviminiz belli mi? Yazın festival sahnelerinde görebilecek miyiz sizi?
Uzun bir aradan sonra yazın festivallerde olacağız. Onların öncesinde Mayıs’ın ilk haftası albüm lansmanımız var.