Batuhan K. Ocakçı

Gitar teknikleriyle vokal yetenekleri bir araya gelince Charlie Cunningham sahnede adeta yükseliyor. Deneysel, indie ve hardcore gruplarla müzik yaparken hayranlık duyduğu flamenkonun peşinden İspanya’ya gidip eğitim aldı. Cunningham, indie-folk melodilerini flamenko tekniğiyle harmanladı ve kendi sound’unu yakaladı. Geçen yaz çıkardığı Permanent Way ile övgü toplayan müzisyen ilk kez İstanbul’da olacak. 22 ve 23 Şubat’ta Birlikte Güzel konserleri kapsamında Salon İKSV’de şarkılarını seslendirecek müzisyenle telefonda sohbet ettik.

Permanent Way son albümünüze ismini veren şarkıydı. Albümünüze ismini vermek için neden bu şarkıyı seçtiniz?

Albümleri isimlendirmek zor iş, bunu en sona bırakırım. Şarkı isimlerinin beni doğru yola götürmesini beklerim. Bu süreçte gözüm Permanent Way ismine takıldı ve hayatlarımızın doğasıyla ilgili bir hisle bağdaştığını düşündüm. Fakat kötü durmuyor değil mi? Kötü bir isim vermiş olmak istemem!

❏ Bir röportajınızda kendinizi karanlık ve derin olarak tanımladığınızı okudum. Sizi bu kadar karanlık olmaya iten şey nedir?

Aman tanrım! Gerçekten kendimi böyle mi tanımlamışım? Aslında bu kontrastı seviyorum. Bazen kendinizi karanlık durumlarda ve hislerde buluyorsunuz. Müzikte de bunu yapıyorum. Çok dramatik olmadan insan ruhuna yakın sound’lar üretmeye çalışıyorum. Her zaman karanlık değil, aydınlığı yansıttığım da oluyor.

❏ Çok uzun turnelere çıkıyorsunuz. İşinizi ve kişisel hayatınızı nasıl etkiliyor?

Kesinlikle ne kadar uzun olduğuyla ilgili. Yakın zamanda 16 sahneli 2.5 aylık bir turnedeydim. Sonlarına doğru kendinizi yaptığınız şeyden kopmuş hissediyorsunuz. Yeni yerler görmeyi ve yeni insanlar tanımayı elbette seviyorum fakat işler uzadığı zaman kendinizi karmakarışık buluyorsunuz. İki haftada bir gibi sürelerde ara vermeye çalışıyoruz ama bu her zaman mümkün olmuyor. Bazen turneleri bitirince yaratıcı oluyor, yeni bir parçaya çalışıyorum.

❏ Günümüzde birçok müzisyen büyük sahne gösterileri tercih ederken siz daha küçük ve temel sahne tasarımları tercih ediyorsunuz. Bu bilinçli bir tercih mi?

Tam olarak emin olamıyorum fakat bu büyük oranda sahnede neler döndüğüyle ilgili bir durum. Müzik tarzıyla ve grubun seviyesiyle ilgili… Turnelerde belirli bir bütçeniz oluyor ve bunu düşünmek zorundasınız. Büyük sahnelerde yer almayı isterim fakat bu sefer de uzun turnelere çıkamam. Mümkün olduğu her durumda ışık ve benzeri şeylerle yeni durumlar yaratmayı ve seyirci deneyimini arttırmayı isterim. Evet, bu sıralar sahnelerim biraz sade ama seneye bu zamanlar bir bakmışsınız sahneye ateş püskürten makinelerle çıkmışım! Ama o zaman da gitarım akort tutmazdı.

❏ Tekniğinizde İspanyol formları duymak mümkün. İspanya ve orada aldığınız eğitim sizi nasıl etkiledi?

İspanya’ya gitaristlerin tekniğini anlama çabasıyla gittim. Oradaki o bildiğimiz dinamik gitar çalımına her zaman ilgim vardı. Bilirsiniz, bazen oldukça enerjiktir bazense oldukça sakin ve derin. Sanırım en temelde öğrendiğim şey birçok pedal ve teknolojik alet kullanmadan basit bir enstrümanla neler yapabileceğinizdi. Elbette pedal kullanmayı ve diğer teknolojik aletleri seviyorum fakat bazen o kadar çok değişken oluyor ki işin içinden çıkamıyorsunuz. İspanya’da öğrendiğim şeyleri müziğimde duyuyorsunuzdur. Orada geçirdiğim zaman çok değerliydi. Moraito Chico ve Paco de Lucia gibi isimlere bayılıyorum. Paco de Lucia Flamenko müziğin babasıydı hatta. Niño Ricardo ve Sabicas gibi bu işin öncü isimleri de var, onları da seviyorum. Tüm bunlar inanılmaz bir gitar müziği dünyası yaratıyorlar, Flamenko da dahil, müthiş bir müzik illüzyonu.

❏ Önceki albümünüzdeki Minimum şarkısı daha başlangıcından itibaren oldukça kişisel duygulara sahip bir şarkı. Sözleri yazarken neler hissettiniz?

Nasıl hissettiğimle ilgili emin değilim açıkçası. Parçanın gitar pasajlarını iki yıl gibi uzun bir zaman önce yazmıştım ama hepsini bir araya nasıl getireceğimi bilemiyordum. Sözlerse aşama aşama gelişti. Her zaman ne yazacağımı bilemiyorum. Neyin işe yarayıp yaramayacağına hemen karar veremiyorsunuz. Müzikal yapıyla hangi sözler uyumlu olabilir çok büyük bir soru. Zaman içinde bir eleme sürecinden geçti diyebilirim. Sanırım oldukça bulanık cevap verdim.

❏ Türk seyircisini neler bekliyor?

Sonunda Türkiye’de olacağıma inanamıyorum çünkü bunu çok uzun zamandır bekliyordum. Arkadaşlarımla birlikte seyirci için müthiş bir atmosfer yaratacağımıza inanıyorum.