Kökleri klasik müziğe dayanan İsveçli basçı kalıpların dışında icra ediyor müziğini. İmzasını taşıyan albüm sayısı yirmiyi aşıyor. Earworm etkisi yapan basit ama dahiyane müziği akla kazınıyor. Trompetçi Paolo Fresu’yla çıkardıkları Summerwind albümü sonrası 17 Temmuz’da 26. İstanbul Caz Festivali’nde sahne alacak. Lars DanielssonBack on Stage‘e konuştu.

Buradaki bazı insanlar, müziğinizi ‘sessizliğin müziği’ olarak tanımlıyorlar…

Notalar kadar sessizlikler de önemli. Notaların arasındaki boşluklar, müziği müzik yapar. Bana kalırsa bu, müziğin doğal bir biçimde nefes alabilmesi için önemli.

Peki tınınız nereden geliyor?

Bence müziğim, yıllarca farklı türlerde çalmamın ve sevdiğim şeyleri dinlememin bir sonucu. Başından beri klasikten caza, folktan rock’a birçok türde çalıyorum. Tüm bu farklı türler bana, kendi türümü bulmam için ilham verdi. Önemli olan tınınızın doğal olarak ortaya çıkması, zorlayarak değil.

Klasik müzik ve caz arasındaki ilişki sizin için ne ifade ediyor?

Çoğu caz müzisyeni, müziğe Bach’la başlamıştır. Ben, standart tonda doğaçlama yapacaksam, Bach’ı düşünürüm. Çünkü çok fazla benzerlik var. Özellikle günümüzde bu K iki türün harmanlanması çok ilgi çekici.

Yaratıcılık zor bir süreç olsa gerek. Sizin epey albümünüz var. Bu bereketin sırrı nedir?

Hayatım boyunca bir şeyler üretmek için uğraştım. Müzik yaratmanın yeni yollarını bulmakla ilgilendim.

Bunun sonu ne?

Yaşadığım sürece üreteceğim. Hayatımın amacının bu olduğunu düşünüyorum. Daha çok kültür, müzik keşfettikçe daha da güzelleşiyor. Şu an en ilginç zamanımdayım.

Paolo Fresu’yla çıkardığınız Summerwind‘in hikayesi nedir?

Paolo’yla ikili olarak hiç çalmamıştık. Stüdyoya tamamen hazırlıksız geldik. Parçaların yarısını ben, yarısını o getirdi. Stüdyoda tanıştık. Yani planlı değildi. Ama bunun olumlu yanları da var. Çok taze oldu. Çünkü bunlar bizden çıkan ilk tatlar. Sonuç beni tatmin etti. Paolo mükemmel bir müzisyen olduğu için, onunla müzik yapmak çok kolay oldu. ❏ Albümle vermek istediğiniz nedir? Saflık. Direkt bir şey göstermek.

Siz dijital platformlardaki sayıları önemsiyor musunuz?

Müzik yapan herkes bir kereliğine de olsa, kaç kez dinlendiklerine bakar. Müziğin anlamlarından biri bu zaten, olabildiğince çok insana ulaşmak. Bu büyük bir mücadele. Ancak müzik sadece bu kaygıyla yapılmamalı. Ben, sevdiğim müziği yaparım.

Caz mekanları ve konserlerinin sayısı artıyor.

Popüler olmaya devam edecek. Müziğe başladığım zamana kıyasla, şimdi daha çok caz yapacak mekan var. Ben çalmaya başladığımda, çok Amerikan işiydi. Gençler çok ilgili, gelecek için umutluyum. Devlet desteği önemli.

İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz?

Fantastik bir şehir! Oraya ilk geldiğimden beri âşığım. Sadece orada bulunup muhteşem yemekler, köfte yemek ve harika insanlarla tanışmak bile heyecan vericiyken orada sahne almak…