Ece ULUSUM
@eceulusum

Gitarın zamanın ötesinde ustası 66’ncı yaşını kutlayan John Scofield son albümü Combo 66 ile İstanbul’da. En İyi Enstrümantal Caz Albümü ve En İyi Emprovize Caz Solosu dallarında 3 Grammy ödülü olan virtüöz, uzun yıllardır yol arkadaşı davulcu Bill Stewart, piyanist Gerald Clayton ve basçı Vicente Archer ile 18 Mayıs’ta PSM Caz Festivali kapsamında Turkcell Platinium Sahnesi’nde olacak. Uzun zamandır takip ettiğim müzisyen sorularımızı yanıtladı.

  • Country For old Men‘den sonra Combo 66. İsimler beni düşündürdü. Yaşlılığa ve kazandığınız deneyimlere bir övgü mü bu albümler?

Sadece olduğum kadar yaşlıyım. Fiziksel olarak yaşlı olsam da, hayatta olmaktan mutluyum ve yaşlı hissetmiyorum. Albümlerim müziğim dışında hiçbir şeye övgü değil. Country For Old Men, W.B Yeat’in Sailing to Byzantium şiirinin açılışının satırından gelen No Country for Old Men filminin adına hitaben bir oyun. O da country müziğine adapte edilen bir kayıt… Combo 66’yı yaptığımda 66 yaşındaydım. Kızım, Adele’in kendi albümlerini yaşıyla adlandırmasına benzediği için komik bulmuştu.

  • Hazırladığınız şarkılara isim verme süreci nasıl oluyor?

Birden oluyor. Bazen provalarda onları nasıl adlandırıyorsak öyle kalıyor. Diğer zamanlar ise bana ne çağrıştırıyorsa şarkının ismi o oluyor. Çoğu zaman da eşim şarkıyı dinliyor ve isim önerilerinde bulunuyor.

  • Combo 66 albümünde sadece Japonya için bonus bir parça var. Neden böyle bir karar aldınız?

Bu benim kararım değildi. Çoğu evrensel albümlerimin Japonya için bonus parçası var. Kontratta böyle bir şart var. Japonya kendi CD’lerini üretmeyi tercih ediyor. Asya dinleyicilerine CD almalarına teşvik için ekstra şarkı talep ediliyor. Bu hiçbir sanatçının hoşuna gitmiyor. Bonus parçalar en az diğer parçalar kadar tutuyor ve sadece bir pazardan gelir elde ediyor. İş açısından avantajlı değil.

  • Uzun bir turnedesiniz. Türkiye’den sonra uzun bir yolculuk bekliyor sizi. Önce Güney Kore’ye oradan da Japonya’ya gideceksiniz. Afrika’daki sokak müzisyeni paylaşımınızı gördüm. Hangi ülke sizi müzikal açıdan büyüledi?

Hayatım büyük bir tur, hem de 40 yıldan fazla devam eden! Bu zamana kadar birçok yerde performans sergilediğim ve dünyayı gördüğüm için çok şanslıyım. Beni diğerlerinden daha çok etkileyen hiçbir ülke yok sanırım ama İstanbul’un kesinlikle beni etkilediğini söyleyebilirim. Her neredeysem, her gün yürüyüşe çıkarım, bu yürüyüşlerin Facebook ve Instagram paylaşımlarıyla sona erdiğini görüyorum. Aslında Cape Town’da çok ilginç başka bir sokak müzisyeni vardı ama kaydetmedim.

  • Geçen yıl bir havaalanında gitarınız kayboldu. Sosyal medyada gitar duyurusu yaptığınızda müzikseverler sizinle gitarını paylaşmak için can attı. Gitarınızı kaybettiğinizde çılgına dönmüş olmalısınız. O gün sahne performansınız nasıldı? Yolculuk ve aksilikler performansınızı nasıl etkiliyor?

Biliyor musun, böyle şeyler olur ama bizi çılgına döndürmez. Ne olmuşsa olmuştur. Bu birkaç kere başıma geldi. O zamanlar da çalabilecek güzel bir enstrüman bulamadım ve nazik insanlar gitarlarını bana sundu. Gruptakiler her konserde piyano, bas ve bateri çalmak zorunda. O zaman ben arada çalmasam ne olur? (Tahtaya vuralım!) Ara sıra kaybolan bir gitarım ve çantam var ama hiçbir zaman tamamen kaybetmedim. Şimdiye kadar enstrümanını kalıcı olarak kaybeden iki insan tanıdım. Çok seyahat ettiğimizden arada aksiliklerin olabileceğini biliyoruz. Bill (Stewart), Cape Town’da zilleri olmadan çaldı ama New York’a geri döndüğümüzde onlara kavuştu. Paris-charles De Gaulle Havalimanı’ndaki aktarmalı uçuşlarda bu hep oluyor.

  • Gitarınızdan en fazla kaç gün uzak kalabilirsiniz? Sizi gün içinde arada bir gitarını eline alıp bir şeyler çalan biri olarak düşünürüm hep.

Sadece uzak kalmak zorunda olduğumda uzak kalıyorum, o da çok sık değil. Genelde her gün çalıyorum; bazı günler çok, bazı günler daha az. Bir ortalama süre var mı bilemiyorum ama gün içinde 2 saat diyebilirim. Seyahat ve işlerde daha az, evdeyken daha fazla.

  • İstanbul’daki konserinde izleyicileri neler bekliyor?

Güzel zaman geçireceğimi düşünüyorum ve bu grup sizin için en iyisini çalacak. Onlar şimdiye kadar sahip olduğum en vahşi gruplardan. İstanbul’daki dinleyiciler her zaman kibar ve müzik delisi!