Gamze Sakallılar: Aslında kıymet bilmeyen bir sektör

Gamze Sakallılar
Sony Music Turkey Pazarlama Direktörü

 

❏ Kaç yıldır müzik sektöründe çalışıyorsunuz?
4.5 yıl Avrupa Müzik, 6 yıldır da Sony Music’te olmak üzere, 10 yılı aşkın bir süredir müzik sektöründe çalışıyorum.

❏ Müzik sektörüne giriş hikayeniz nasıldı?
Radyo Televizyon mezunuyum. Mezun olduktan sonra setlerde freelance olarak reji asistanlığı, cast direktörlüğü gibi işler yaptım. Ancak müzik, hayatımda o dönemde de şu an olduğu gibi hep ilk sırada geliyordu. Tamamı kadınlardan oluşan bir rock grubum vardı, ben gitar çalıyordum. Ufaktan arkadaş gruplarına menajerlik yapmaya başlamıştım. Geleceğimle ilgili kendime bir yön aradığım dönemlerdi. Müzikle ilgili bir şeyler yapmak istiyordum ama nereden başlayacağıma dair en ufak bir fikrim de yoktu. Bir gün tamamen sürpriz olarak bir iş arama platformunda denk geldiğim bir ilan vasıtasıyla Avrupa Müzik’le görüştüm. O görüşmeden sonra da müzik sektörüne artık ben de dahil oldum.

❏ Mesleğe başladığınız ilk koşullarla bugünün koşulları arasında nasıl farklar var? Sizce artık bu sektörde iş bulmak neden zor?
10 yıl gibi kısa bir sürede bile sektör dinamikleri oldukça değişti. Dijital müzik sektöründe her gün bir yenilikle karşılaşıyoruz. Fiziksel satış ise yok denecek kadar azaldı. Eski coşkulu imza günleri yok mesela artık. CD fabrikası kalmadı neredeyse. Tabii bu durum iş gücünü de etkiliyor. Dijital alanda kendini geliştirmiş ve trendleri takip eden gençler geliyor alttan. Sektör de kabuk değiştiriyor. Bildiğiniz gibi, ekonomik sarsıntıların etkilediği ilk sektörlerden biri müzik sektörü. Hal böyle olunca da o sarsıntılardan herkes sağlam bir şekilde çıkamıyor. Bu yüzden bu sektörde var olmak isteyen herkesin istisnasız kendisini ve yaptığı işi geliştirmesi gerekli.

❏ Bugün bir gencin müzik sektöründe sizin işinizi yapabilmesi için hangi adımları atması gerekir? Önerileriniz neler?
Öncelikle gerçekten çok sevmesi gerekir. Yeri geldiğinde fedakarlık yapmaya hazır olmalı. Özel hayatıyla iş hayatını tek bir düzlemde ilerletmekle ilgili bir sorunu olmaması gerekli. Çünkü zaten belli bir süre sonra iş hayatımız özel hayatımıza karışıyor. Mümkün olduğu kadar etkinliklerde, seminerlerde, festivallerde bulunması sektörel ağını oldukça genişletecektir. Kendisini geliştirmek adına karşısına çıkan tüm fırsatları değerlendirdiği sürece kendisine yapacağı yatırım da o derece büyük olacaktır.

❏ Müzik endüstrisinde çalışmanın maddi tarafı mı yoksa manevi tarafı mı ağır basıyor? Sizi bu sektörde çalışmaya devam etmek için motive eden şeyler neler?
Eminim maddi tarafının ağır bastığı kişiler vardır ancak genele bakıldığında zannetmiyorum ki müzik endüstrisinde çok büyük paralar kazanılıyor olsun. Bu iş için deli işi derler zaten. Sevmeyen asla yapamaz. Kendi adıma; sürekli farklı farklı insanlarla iletişimde olmayı gerektiren, stres seviyesi yüksek bir iş yapıyorum. Benim de zaman zaman sabrımın sınırlarının zorlandığı oluyor ancak ertesi gün uyandığımda yine sevinçle işe gidiyorum, çünkü gerçekten yaptığım işi çok seviyorum. Diğer taraftan baktığımda da aslında kıymet bilmeyen bir sektör bu. Sadece bu yüzden bile zaman zaman hayatımdaki sürekliliği hakkında şüpheye düşmüyor değilim. Ancak gün sonunda bir teraziye koyduğumda ağır gelen taraf belli. Üzerine titrediğiniz, ilk günden beri ilmek ilmek işlediğiniz bir işin geniş kitlelere yayılmasında rol almak, sonunda da bunun reele döndüğünü görmek çok büyük bir manevi tatmin…

❏ Dünyanın dört bir yanında müzik endüstrisine hizmet eden firmaların ilanlarını görmek mümkün. Türkiye’de bu tarz ilanlar görmek pek mümkün olmuyor. Ancak yeni simalar görüyoruz. İşe alımda ilan yerine daha çok etrafa haber vermekle mi ilerliyor?
Kesinlikle öyle ilerliyor. Müzik sektörüne giriş hikayemde de anlatmıştım; ben şanslıydım, bir ilan görmüştüm ve onun üzerinden başvurmuştum. Eğer ilanı görmeseydim, nereden başlayacağıma dair hiç bir fikrim olmayacaktı. Ancak şu anda durum biraz daha çevre üzerinden ilerliyor. Zaten ufak bir sektördeyiz. Hepimiz birbirimizi tanıyoruz, tanımasak bile biliyoruz. Birbirimizle bir şekilde temas kurmamız çok kolay. Herkes bazı işlerde birileriyle çalışıp sonra da onunla ilgili iyi veya kötü bir fikir sahibi oluyor. Uygun bir pozisyon doğduğunda da hemen aklımıza daha önce çalışıp da memnun kaldığımız insanlar geliyor.

Aslında bu yöntemi anlayabiliyorum ve hak da veriyorum. Hızlı ilerleyen bir sektördeyiz, uyum sağlamakta da hızlı aksiyon alabilecek insanlara ihtiyacımız var çevremizde. Bu sektörü bilmeyen bir insana işi ne kadar anlatsak da ancak kendisinin sektöre uygunluğunu işin içerisindeyken görebileceğimiz için, sektör dinamiklerine hakim insanlarla çalışmak daha kolayımıza geliyor. Ancak ben yine de kendi adıma bu sektör için hevesli gençleri yetiştirmeyi çok seviyorum. Bu da benim için manevi bir tatmin. Ekibimin çoğu çok genç, bazılarının ilk iş tecrübesi. Stajyer aldığımız dönemlerimiz var. Onlara bu işi öğreterek sevmelerini sağlamak, belki de bu şekilde hayatlarına dokunabiliyor olmak beni çok mutlu ediyor.

❏ Eklemek istedikleriniz varsa yer vermekten mutluluk duyarız.
Sadece ülkemizde değil, dünyada da sevdiğin işi yapmak çok büyük bir lüks haline geldi. Bu lükse sahip olan herkes bence çok şanslı. İşiniz ister müzik sektörü olsun ister başka bir şey, eğer yaptığınız şeyi ‘iş gibi’ görmüyor, onu seviyorsanız, bunun için bile her gün şükretmek gerek.