Çağatay YILMAZ

Kanada’da doğup New York’ta kendini bulan elektronik müzik ikilisi Bob Moses’ı, dans ettirse de hayatı sorgulayan parçalarıyla tanıyoruz. Tanışma hikayelerinden son parçalarına, bu neşeli ama hüzünlü halleri hayatlarının tamamına yayılmış gibi gözüküyor. Son olarak yeni teklileri Desire’ı hoş bir kliple yayınlayan ekiple kaderi, arzularımızı ve yaptıklarını konuştuk.

❏ Bir otoparkta tanıştığınızı okudum. Nasıl oldu? İlginç görünüyor, otoparkta karşılaşıp bir grup olmaya karar vermişsiniz.
Jimmy: Aslında Bob Moses’ı kurmadan yıllar önce tanışmıştık. Vancouver’da aynı liseye gittik ama çok yakın arkadaşlar değildik. İkimiz de sonra New York’a taşınmışız ama bilmiyorduk. Hatta bir yıl boyunca çok yakın stüdyolara gitmişiz ve hiç karşılaşmamışız. Bir gün yıldızlar hizaya girdi ve stüdyoya yakın bir otoparkta karşılaştık. Sonrasını biliyorsunuz.

❏ Başlama hikayenizi düşününce, kadere inanır mısınız? Ya da müzisyenler kariyerlerini ne kadar planlayabilir sizce?
Tom: İkimiz de kadere çok inanmıyoruz. Şanslı olmak için çok çalışmak gerekiyor. Azmedip çok çalışırsanız, belki iyi şeylerle karşılaşırsınız. Bunun bir garantisi yok tabii ki ama denemediğiniz her şeyi zaten kaybedersiniz. Yani planları dikkatli yapabilirsiniz, ne zaman başarılı olacağınızı kontrol edemezsiniz. Çok çalışmak ve akıllı çalışmak arasında bir denge bulmak gerekiyor.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Bob Moses (@bobmosesmusic)’in paylaştığı bir gönderi ()

‘EĞLENMEYE DEVAM EDECEĞİZ’ 

❏ Karantina boyunca dijital konserler verdiniz. Nasıl hissettirdi? Sizce bu trend sürer mi, ister misiniz?
Jimmy: En azından gerçek sahnelere dönene kadar trend sürecek. Bağımızı sürdürebilmek için bir yöntem neticede, konsere en yaklaşabildiğimiz şey de bu dijital aktiviteler oldu. Ayrıca normalde yapmayacağımız şeyleri denemek için de bir fırsattı. Mümkün olduğunca eğlenmeye devam edeceğiz.

❏ Kişisel olarak çok neşeli gözüküyorsunuz ama şarkılarınızda hep bir melankoli hakim. Ne dersiniz, şarkılarınız duygularınızı yansıtıyor mu?
Tom: Şarkılarımız bizi yansıtıyor, biz yazdık! Doğal olarak kişisel hislerimiz şarkılara geçti. Müzik yapmak bizim için çok duygusal bir şey. Düşününce, neşeli görünmemizin nedeni kötü hisleri şarkılarımıza yansıtmamız olabilir.

❏ Türkiye’ye birkaç kez geldiniz, en son Binbirdirek Sarnıcı’nda çaldınız. Tarihi bir ortamda çalmak nasıldı? Nereden çıktı?
Jimmy: Türkiye’de sadık bir kitlemiz var, çok şanslıyız. Her seferinde daha iyi konserler oluyor. Sarnıç’ta çalmak harikaydı. Gittiğimiz en tarihi konser alanıydı kesinlikle. İstanbul’da özel bir şey yapmak istiyorduk, teklif gelince de hayır demek mümkün olmadı!

❏ Son olarak Desire’ı yayınladınız. Nasıldı?
Tom: Birkaç yıl önce bir festivalde tanıştığımız arkadaşımız Zhu’yla birlikte yazdık. Geçen yılki turnelerimizden fırsat bulduğumuz anda stüdyoya girdik, birlikte çalışınca hem doğal hem hızlı oldu zaten.

❏ Parçanın sözleri, arzuya çok melankolik bakıyor. Klibi de öyle. ‘Arzu’ sizin için ne demek?
Jimmy: İnsanların yüzyıllardır uğraştığı bir şey. Yunan mitolojisindeki Ikarus en büyük ilhamımızdı. Arzular hırs ve istek yaratabilir ama yıkıma da götürebilir. Bu da eminim birçok insan gibi, bizim de uğraştığımız bir sorun.

❏ Gelecekte neler var?
Tom: Şu an turne yapmak mümkün değil, dolayısıyla dijital yayınlarda deney yapmaya devam edeceğiz. COVID yakında biter ve herkes güvende hissedebilir umarım. Yeni albüm ve ardından remiksler geliyor. Yeni parçalara odaklanacağız, umarım herkes güvende olur.