Ece ULUSUM

2021’de yayımladıkları Mirage adlı dört parçalık EP ile psychedelic evrende yankılanan ilk seslerini gönderdiler. O günden beri dünya, Avustralya çıkışlı bu gizemli üçlünün ritmik sisinde dolaşıyor. Altın maskelerin ardında kim olduklarını uzun süre saklayan Glass Beams, 28 Mayıs 2025’te Ankara Jolly Joker sahnesinde, ertesi gün de 29 Mayıs’ta İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Epifoni ve All Things Live Middle East’in ortak organizasyonuyla gerçekleşecek bu iki konser, sadece bir müzik performansı değil, aynı zamanda kozmik bir ritüel vadediyor.

Maskeler, Miraslar ve Mirage

Glass Beams, pandeminin başında, kurucu üyelerinden Rajan Silva’nın çocukluk anılarına duyduğu özlemle Melbourne’de doğdu. Silva’nın Hindistan kökenli babasıyla izlediği Concert for George DVD’si—George Harrison için Royal Albert Hall’da düzenlenen ve Ravi Shankar ile Paul McCartney gibi isimlerin buluştuğu ikonik konser—bu projeye ilham veren ilk kıvılcımlardan biri oldu. Baba Silva’nın plak koleksiyonundaki Asha Bhosle’ler, Kalyanji-Anandji’ler, Muddy Waters’lar ve R.D. Burman’lar, o albümlerden taşıp Mirage’a aktı. Sonuç? Droning synth’ler, sitar riff’leri, breakbeat’ler, flanşlı gitarlar ve retro bir sinema atmosferi.

Mirage, bir yandan Avustralya sahil rock’ına selam çakarken bir yandan da Hint disko mirasını krautrock dokularla birleştiriyordu. Bu benzersiz füzyonun içinde hiçbir şarkı sözü yoktu ama çok şey anlatıyordu. Sadece dört parçalık bu EP, kısa sürede hem Spotify’da milyonlara ulaştı hem de global festivallerin radarına girdi.

İz Bırakan Bir Sessizlikten Mahal’e

2023 boyunca Mirage EP’siyle dünyanın dört bir yanını dolaşan grup, sonunda stüdyoya kapanarak ikinci kayıtları Mahal’i hazırladı. Ninja Tune etiketiyle 2024’te dijital olarak yayımlanan EP, 17 Mayıs’ta da plak formatında raflardaki yerini aldı. Toplam 20 dakikalık bu yeni yolculuk, Glass Beams’in evrenine bir kez daha göz kamaştırıcı bir pencere açıyor. Açılışta yer alan 40 saniyelik teatral Horizon, ardından gelen Mahal’in sitarlı ve yankılı vokalli yapısı, psychedelic-funk’la dolup taşan Orb, temposu yavaş ama sürükleyici Snake Oil ve tam bir 70’ler film müziği hissi veren Black Sand… Mahal, kelimelere ihtiyaç duymadan dinleyiciyi başka boyutlara taşımayı başarıyor.

Konserler Neden Bu Kadar Heyecan Verici?

Çünkü Glass Beams bir grup değil, bir deneyim. Sahneye çıktıklarında yüzlerini altın maskelerle gizliyorlar. Amaç gizem yaratmak mı? Belki. Ama Silva’nın Rolling Stone India röportajında söylediği gibi, maskelerin anlamını anlatmaktan özellikle kaçınıyorlar. Yine de favori iki yorumları şu:

  • Indra’nın Ağı: Hindu mitolojisindeki bu ağ, evrene sonsuzca uzanır ve her düğümünde diğer tüm düğümleri yansıtan mücevherlerle doludur. Bu, birlik ve çokluk arasındaki bağı simgeler.

  • Egonun Ölümü: Bireysel benliğin yok olduğu, sözcüklerin ve zamanın ötesine geçilen bir bilinç hali. Salt farkındalık ve özgürlük.

Glass Beams’in müziği de tam olarak bu iki fikir arasında dolaşıyor: Çokluğun yansıması ve benliğin silinmesi.

Hint Köklerinden Evrenselliğe

Glass Beams, “Hint müziği etkilenmiştir” türünden yüzeysel bir kategorizasyonu çoktan aşmış durumda. Onların müziği, kültürler arasında kurulan bir köprü değil; kültürlerin iç içe geçtiği bir spiral. Mirage ve Mahal’deki besteler, Ananda Shankar’ın 1970’lerde kurmaya çalıştığı “ismi olmayan yeni bir müzik türü” hayaline göz kırpıyor. O hayal: Batı’nın modern elektronik altyapısıyla Doğu’nun geleneksel enstrümanlarının duygusal birliğini sağlamak.

Sözsüz olmalarına rağmen, bu parçalar dünyanın her yerinde dinleyicilerle bağ kurmayı başarıyor. Hatta Türkiye’de verdikleri ilk konserde izleyicilerin gitar melodilerini ve vokal ezgilerini söylemeleri, bu müziğin kelimelerden çok daha güçlü bir iletişim kurabildiğini gösteriyor.

Glass Beams’in Türkiye Yolculuğu Başlıyor

Ankara ve İstanbul konserleriyle Glass Beams nihayet Türkiye’ye ayak basıyor. Yeni EP’leri Mahal’in sinematik atmosferiyle birlikte, Mirage’in klasikleşmiş parçaları da canlı performansın parçası olacak. Bu, sadece bir konser değil, zamansız bir yolculuk. Sözsüz, sınır tanımayan ve maskelerin ardına gizlenmiş evrensel bir davet.

Mayıs ayı takviminde yalnızca bir tarih değil, bir evren var:
28 Mayıs – Jolly Joker Ankara
29 Mayıs – KüçükÇiftlik Park İstanbul