Ece ULUSUM

Tiyatro sahnelerinde yedi sezon boyunca tutunabilmek, sadece sanatsal bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal bir direnç göstergesi. Peter Shaffer’ın deha ve vasatlık arasındaki o ezeli savaşı konu alan metni, Türkiye’de yarım milyon seyirciye ulaşarak kendi efsanesini yaratmış durumda. 17 Mart’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde 200. kez perde açacak olan Amadeus, devasa prodüksiyonu ve Selçuk Yöntem’in sürükleyici performansı eşliğinde, bir oyunun nasıl kültleşebileceğinin dersini veriyor.

Tiyatroda istikrar, özellikle Türkiye gibi gündemi ve öncelikleri hızla değişen bir coğrafyada nadir rastlanan bir durumlardan. Amadeus, perde açtığı ilk günden bu yana pandemi kısıtlamaları ve toplumsal sarsıntılar gibi zorlu dönemlerden geçse de sahnede kalmayı bildi. Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ile Piu Entertainment’ın bu ortak yapımı, Işıl Kasapoğlu’nun rejisiyle Shaffer’ın metnini sadece bir dönem hikayesi olmaktan çıkarıp, günümüzün başarı ve hırs takıntılarına ayna tutan bir deneyime dönüştürüyor. Yaklaşık 150 dakika süren bu performans, Mozart’ın çocuksu dehası ile Salieri’nin trajik yetersizliği arasındaki uçurumu her temsilde yeniden inşa ediyor.

70 kişilik dev kadronun emeği

Bu yapımın başarısını yalnızca oyunculuk performanslarına bağlamak, sahnenin mutfağında verilen emeğe haksızlık olur. Sahne arkasında yaklaşık 70 kişilik bir kadro, uluslararası standartlarda bir atmosfer yaratmak için çarkları döndürüyor. Bin metreyi aşan kumaş kullanılarak hazırlanan 78 el yapımı kostüm, 40 özel maske ve dönemin ruhunu taşıyan 40 ayakkabı, izleyiciyi 18. yüzyıl Viyana’sının gösterişli ama bir o kadar da karanlık koridorlarına davet ediyor. Canlı orkestranın ve opera seslerinin eşlik ettiği bu görsel dünya, bir tiyatro oyunundan ziyade çok katmanlı bir performans disiplini sunuyor.

İlk yıllarında Okan Bayülgen’in canlandırdığı ve Tansu Biçer’e devrettiği Mozart yorumu ile Selçuk Yöntem’in Salieri rolündeki hakimiyeti birleştiğinde ortaya çıkan enerji, yapımın yıllardır kapalı gişe oynamasının da doğal sonuçları. Özlem Öçalmaz ve Dilan Çiçek Deniz’in hayat verdiği Constanze Weber karakteri ise bu eril deha savaşının ortasında dengeleyici bir unsur olarak yer alıyor. Sahnedeki bu titiz matematik, sadece seyirci rakamlarıyla değil, Afife Tiyatro Ödülleri’nden Kristal Elma’ya kadar uzanan geniş bir ödül yelpazesiyle de tescillenmiş durumda.

Amadeus gelecek programı

17 Mart’ta AKM sahnesinde gerçekleşecek olan 200. temsil, aslında bir kutlamadan fazlasını ifade ediyor. Dijitalleşen ve hızla tüketilen sanat anlayışının aksine, Amadeus fiziksel sahnenin, canlı müziğin ve insan etkileşiminin gücünü hatırlatıyor. Bugüne kadar 500 bin kişinin bu hikayeye ortak olması, Shaffer’ın o can yakıcı sorusunun güncelliğini koruduğunu da gösteriyor: Deha mı kutsaldır, yoksa o dehayı kıskanacak kadar tutkulu olan vasatlık mı?  Sorunun yanıtının peşine düşmek isteyenler için oyun, 15 Nisan’da AKM’de, 5 Mayıs’ta ise Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahnede olacak.