Modern müziğin bitmek bilmez o ‘yenilik’ takıntısına, daimi bir ileriye gitme çabasına karşı duran, hatta tam tersine geçmişe dönmeyi bir manifestoya dönüştüren bir grup var: Postmodern Jukebox. Onlar, zamanın ruhunu en iyi yakalayan şarkıları alıp, yüz yıl öncesinin caz kulüplerine, 1950’lerin soul barlarına ya da 1960’ların doo-wop sahnelerine ışınlıyor. Bunu yaparken de yalnızca bir nostalji turu düzenlemiyor, aynı zamanda müziğin zamansızlığını yeniden keşfettiriyorlar. İşte o zaman yolcuları, Piu Entertainment organizasyonuyla Eylül ayında İstanbul ve İzmir’e geliyor.

Piyanist ve aranjör Scott Bradlee’nin 2011’de başlattığı bu proje, aslında bir tür müzikal arkeoloji kazısı gibi. Michael Jackson’dan Lady Gaga’ya, Billie Eilish’ten Nirvana’ya uzanan geniş bir yelpazedeki hit şarkıları, cazın, swingin, soul’un ve doo-wop’un o cazibeli katmanlarıyla yeniden inşa ediyorlar. Bu sadece bir “cover” yapmaktan çok daha fazlası; adeta şarkıların DNA’sını yeniden yazıyorlar. Ortaya çıkan eser, orijinaline olan tüm saygısını korurken, bambaşka bir kimlik kazanıyor. Bu da onları sadece dinlemekle kalmayıp, izlenesi bir deneyime dönüştürüyor.

Sahneye Çıkan Sadece Müzik Değil, Bir Zaman Makinesi

Postmodern Jukebox’ın sahne şovları, sadece bir konser değil, aynı zamanda bir tiyatro oyunu, bir tap dans performansı ve görsel bir şölen. Her bir üyenin kendine özgü karakteri, retro kıyafetleri ve sahnedeki enerjileri, izleyiciyi adeta 1920’lerin o coşkulu kulüplerine ışınlıyor. Canlı caz enstrümanlarının ve vokalistlerin uyumu, her notanın titizlikle işlendiğini gösteriyor. Bu, dijitalin her şeye hükmettiği bir çağda, el yapımı bir işçiliğin ne kadar değerli olabileceğini kanıtlıyor. Sanatçıların sürpriz performansları ve spontane etkileşimleri, gösteriyi her defasında taze ve dinamik kılıyor.

Eylül ayındaki Türkiye turnesi de bu serüveni yaşamak için nadir fırsatlardan biri. 15 Eylül’de İstanbul’un tarihi ve atmosferik mekanı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda başlayacak olan bu yolculuk, ertesi gün 16 Eylül’de İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda devam edecek. İstanbul’un tarihi sahnesi ile İzmir’in Ege’ye özgü canlı enerjisinin Postmodern Jukebox’ın müziğiyle buluşması, her iki şehrin de kendi ruhuna uygun, özel bir deneyim vadediyor.