Fransız pop müziğinde her zaman sinematik, stilize ve kendine has bir ironi barındıran bir damar olmuştur. Bu damarın günümüzdeki en yetkin ve en enerjik temsilcilerinden biri de La Femme. La Femme, bir müzik grubundan çok, sesin, imajın, modanın ve o kendine has cool tavrın bir araya geldiği bütünlüklü bir sanat projesi. Türkiye’de hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine sahip olan grup, Pulse organizasyonu ve +1’in katkılarıyla 1 Kasım’da JJ Arena Ataşehir’de sahne alacak.

İlk İngilizce Albümleri ile Geliyorlar

La Femme’in İstanbul ziyaretini daha da anlamlı kılan şey, grubun altıncı stüdyo albümü Rock Machine’i tanıtıyor olması. Bu albüm, grubun kariyerinde bilinçli bir dönüm noktası, zira tamamı İngilizce olan ilk çalışmaları. Bu tercih, grubun artık sadece Frankofon dünyaya değil, küresel sahneye oynama niyetinin açık bir göstergesi. 80’ler ve 90’ların Anglo-Sakson rock seslerini, new wave ve synthwave gibi unsurlarla birleştiren grup, rock müziğin o en bilindik klişelerini alıp onlarla oynuyor, onları büküyor ama asla tam teslim olmuyor. Kurucuları Marlon Magnée ve Sacha Got’un albümü “yaşayan, mekanik ama asi bir enerji motoru” olarak tanımlaması, bu durumu mükemmel özetliyor.

Rock müziğin enkazından yepyeni ve dans edilebilir bir yapı inşa eden La Femme’i canlı izlemek, grubun o asi enerji motorunun nasıl çalıştığını ilk elden deneyimlemek anlamına geliyor.