Hakan VAROL
@hakanvaro

Kuşak mı değişti, biz mi yaşlandık anlamadım ama her şeyin eskisini arıyoruz. Yok canım ne alakası var, 68 kuşağı değiliz ya… Nihayetinde 90’larda çocukluğunu geçirmiş tazeleriz. Gelgelelim ki “Neydi o eski Maksim günleri” der gibi, bu aralar “Neydi o eski Harbiye Açıkhava günleri” der olduk. Harbiye Açıkhava Sahnesi müziğe bir saygı duruşudur. Müzisyenlerin en özel şovlarını hazırladığı, hazırlıklarının günler öncesinden gerçekleştiği bir konser mekanıydı. Oraya çıkınca da artık ustalığa geçiş dönemi olurdu. Tabii şimdiki gibi yılın 140 günü konser olmazdı. Harbiye ve Rumeli Açıkhava Sahnesi devler ligi olarak sahnedeki yerini alırken, en büyük yıldızlar buraya düşerdi. Televizyonlar canlı yayınla bağlanırdı, izlerdik neler oluyor diye. Tüm yaz boyunca 1 ya da 2 konsere gidebiliyorsanız şanslı azınlıktan sayılırdınız. Solistler şimdiki gibi deste deste davetiye dağıtmazken her şey başkaydı… Yani demek istediğim yaş almaktan dolayı değil eskiye özlem…

GARANTİ MÜZİSYENLER

Sezen Aksu’nun, Müzeyyen Senar’ın, Grace Jones’in, George Dalaras’ın ve daha yüzlerce dünya devini ağırlayan Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nin bu yılki Z raporu en vasat sonucu veriyor. Bunun yanı sıra 5 bin kişilik bu görkemli sahne eskiden; İstanbul Caz Festivali’ne, İstanbul Opera Festivali’ne, müzikal ve tiyatrolara ev sahipliği yapardı. Fatih Operası’nı izlerken operetlerin tınıları inlerken katharsis deneyimini yaşarken sahne bu yıl sadece Türk pop ve arabesk dünyasının kısıtlı sesleri arasında boğuldu. Ünlü Rus piyanist Grinko yanılmıyorsam 2 konser ile bu yılın tek yabancı ve klasik müzik konserini verdi.

Organizatör şirketler, garanti müzisyenlere yöneldiler. Tutan müzisyenleri tekrar tekrar sahneye çıkarırken bir yandan da yedeklerini cebinde tuttular. Kimi konserlerin biletleri sadece sayılı günler kala satışa çıktı. Eskiden hep planlı, programlı olarak organize edilir ve biletler neredeyse yaz başında satışa sunulurdu. Biliyorum eskiye dönüş yok, olmayacak da. Değişim keşke daha iyiye doğru gitse… Bu yıl hangi albümü olan sanatçı bu sahneye çıkmadı acaba düşünmek gerekir.

Gelelim bu yılın klişelerine ve sürprizlerine… Bu yıl Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesinin en yıldız ismi şüphesiz 6 yıl sonra tekrar bu büyülü mekanda konser veren Ebru Günde’ti. Poll Production ve fizy ile el sıkışarak konser vermeye niyet eden Gündeş 5 gece planlanan konserini yanılmıyorsam 10 gece belki daha fazlasına taşıdı. 500 TL’den biletlerini satan müzisyeni eylül ayının vazgeçilmez ismi Tarkan takip etti. Bu yılın Tarkan eleştirisi de hiç şüphesiz megastar’ın aynı repertuar ve şovlar ile yoluna devam etmeseydi. Sonuçta bir şey değişmedi, biletler satışa çıkmaz merdiven biletleri dahi tükendi.

YENİ NESİL KONSERLER

Asıl sürpriz bence Zeynep Bastık’tı. Yaptığı cover’larla gündeme gelen yeni nesil müzisyen 2 gün boyunca bin liradan protokol biletlerini satarken 138 TL’den sattığı merdiven biletleri ile bize şu mesajı verdi: Artık mekanın sahibi benim ve benim gibi yeni nesil sanatçılar. En çok dinlenen cover’ında dediği gibi “Gülüşü gülüşüne nasıl sığdırdın” sorusunun cevabını ararken, hayranlarını şüphesiz Harbiye Açıkahava sahnesine zor sığdıracak. Oğuzhan Koç’un bile konser verdiği mekanda artık klasik müzikler, rock parçaları, monologlar, diyaloglar yer almıyor.

Doldurulamayan günlere kimi zaman 2 sanatçı birleştirildi. Hangi uyuma göre bir araya geldiğini asla anlamadığımız bu ikililerin sahnede bir yarı sahne alıp ardından konser sonrasında zoraki düet yapmaları da yine geceyi tatsızlaştıran başka etkendi. Bu ikili isimlerin bu yılki yüz akı Bülent Ersoy ve Selami Şahin’di. Selami Şahin’in bu yıl Harbiye’de bilet sattığını gören organizatörler usta ismi Linet ile bir araya getirince artık izleyici tribünleri bir hayli boştu.

Öte yandan Hande Yener’in artık boy göstermediği bu sahnede daha önce tamamen Grace Jones’in tüm şovlarını alıntılaması mı var bilinmez. Yine Gülşen’de bu yıl sesini Harbiye’den esirgeyenlerdendi. Kenan Doğulu’nun, Yıldız Tilbe’nin, Sıla’nın çıkın çıkın gelin edasıyla kaç gün konser verdiğinin çetelesini tutamadığımız bu konserlerin ardından bu yıla özel aklımızda kalan tek isim belki de Hadise’ydi. İlk kez mekanı şenlendiren popçu, gece için oldukça yatırım yaptı. İlk heyecanını yenen diğer sanatçılar gibi umarım Hadise de yıllar içinde aynı tekdüzeliğe bürünmez.

Yıllarca sahnede görmediğimiz sürpriz isimlere rastlamak istiyoruz biz bu görkemli sahnede.  Türkü de olsun, caz da olsun istiyoruz. Bir daha Sezen Aksu’yu görür müyüz mesela bu eşsiz mekanda. Onu bilmem ama yaklaşık 30 konser izledim bu sahnede bu yıl. Diyebilirim ki kendisi yoktu ama şarkıları vardı Minik Serçe’nin.  Sibel Can’ın dan Linet’ine, Buray’ından Aşkın Nur Yengi’ye kadar hepsi bir selam gönderdi Sezen Aksu’ya.

Minik Serçe tekrar konsa keşke Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’ne. Şimdinin moda tabirlerinden bir söz buraya çok yakışır şimdi: Mekan sahipsiz kaldı…