Klasik müziğin disiplinli koridorlarından çıkıp stadyumların gürültülü enerjisine sığınan David Garrett, 29 Ağustos’ta Harbiye’nin tozunu atmaya hazırlanıyor. Millennium Symphony turnesiyle İstanbul’a uğrayacak olan Garrett, sadece bir virtüöz değil, aynı zamanda müziğin sınırlarını zorlayan bir küratör edasıyla karşımızda olacak.
David Garrett’ı sadece teknik bir deha olarak tanımlamak, onun müziğe olan iştahını hafife almak olur. Yıllar önce klasik müziğin “altın çocuğu” olarak tanınan, ancak deri ceketini giyip kemanını bir elektro gitar gibi kullanmaya başladığında muhafazakâr çevreleri sarsan Garrett, bugün artık kendi ekolünü kurmuş durumda. 29 Ağustos 2026 akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda izleyeceğimiz şey, sadece bir konser değil, yüksek sanatın popüler kültürle girdiği o tuhaf ama etkileyici iş birliğinin bir kanıtı olacak. Stagepass organizasyonuyla şehre gelen bu turne, kemanın sadece sterize salonlara hapsolmadığını, sokağın ritmine de eşlik edebileceğini bir kez daha kanıtlıyor.

Garrett’ın kariyerine baktığımızda, onun aslında bir tür ‘müzikal çevirmen’ olduğunu söyleyebiliriz. Bach’ın matematiksel kusursuzluğunu, Kurt Cobain’in öfkesiyle aynı sahnede buluşturabilen kaç sanatçı var? 2 Nisan Perşembe günü saat 12.00’de Biletinial üzerinden satışa çıkacak biletleri kaçırmayın.