İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 30 Haziran – 13 Temmuz 2026 tarihleri arasında şehri dev bir açık hava sahnesine dönüştürmeye hazırlanıyor. Marcus Miller’ın Miles Davis mirasını sırtladığı, Robert Plant’in folk-blues sularında gezindiği ve Arooj Aftab’ın Sufi şiirlerini cazla yıkadığı bu yılki program, türlerin sınırlarını zorlayan bir çeşitlilik sunuyor. Garanti BBVA sponsorluğunda gerçekleşecek olan 33. İstanbul Caz Festivali, sadece bir müzik etkinliği değil, Cazda Buluşalım sloganıyla İstanbul’un ritmini yeniden keşfetme daveti niteliğinde.

İstanbul’un yaz sıcağıyla imtihanı başladığında, şehri nefes alınır kılan nadir anlardan biri de kuşkusuz Caz Festivali’nin vapurdan parklara, antik tiyatrolardan bahçelere yayılan tınıları. Bu yıl 33. kez kapılarını açacak festival, 14 gün boyunca 30’a yakın konserde 200’e yakın sanatçıyı ağırlayarak modern bir şehir ozanı edasıyla sokaklara dağılacak. Program, çağdaş cazın yenilikçi seslerinden geleneksel köklerin koruyucularına kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahip. Festivalin ilk üç gününde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nun o kendine has atmosferinde sahne alacak dev isimler, çıtayı daha en baştan oldukça yukarı koyuyor.

Açılış gecesinde Marcus Miller, doğumunun 100. yılında ustası Miles Davis’i anmak üzere Bill Evans ve Mike Stern gibi efsanevi isimlerle WE WANT MILES! projesi için sahnede olacak. Bu sadece bir anma konseri değil, cazın yönünü değiştiren o ikonik dönemin ruhunu 2026 İstanbul’una taşıma girişimi. Hemen ardından, soul müziğin yeni dönem parlayan yıldızı Thee Sacred Souls, 60’ların o sıcak analog tınılarını ilk kez Türkiye’deki dinleyiciyle buluşturacak. Ancak Harbiye’nin asıl sürprizi, Led Zeppelin’in sesi Robert Plant’in folk, country ve blues ekseninde gezinen yeni grubu Saving Grace ile yapacağı mistik yolculuk olacak gibi görünüyor.

Türler Arası Geçişler ve Coğrafi Keşifler

Festivalin bu yılki en etkileyici yanlarından biri, Batı merkezli caz anlatısının dışına taşarak Pakistan’dan Brezilya’ya uzanan bir rota çizmesi. Grammy ödüllü Arooj Aftab, Neo-Sufi adını verdiği tarzıyla Urduca şiirleri caz ve reggae dokunuşlarıyla AKM sahnesine taşıyacak. Müziğini “kendi dünyasında yaşayan kişisel bir hikaye” olarak tanımlayan Aftab’ın performansı, türlerin aslında ne kadar geçirgen olduğunu kanıtlar nitelikte. Öte yandan, Brezilya’nın modern yüzü Mari Froes, Esma Sultan Yalısı’nın boğaza nazır bahçesinde samba ve MPB ritimlerini akustik bir incelikle sunacak.

Cazın entelektüel derinliğini arayanlar içinse Joe Lovano ve Antonio Faraò’nun İstanbul İtalya Başkonsolosluğu Bahçesi’ndeki buluşması kaçırılmaması gereken bir müzikal diyalog vaat ediyor. Lovano’nun o ilk notada tanınan saksofon üslubu ile Faraò’nun enerjik piyano tekniği, sahnede tam anlamıyla bir keşif alanına dönüşecek. Bu yılın Yaşam Boyu Başarı Ödülü sahibi Senem Diyici’nin, perküsyonun duayen ismi Okay Temiz ile aynı sahnede buluşacak olması ise Türkiye’nin caz tarihindeki o güçlü Anadolu bağını selamlamak adına oldukça anlamlı bir tercih.

Kadıköy Sokaklarından Boğaz’ın Serinliğine

Festivalin sadece konser salonları dışına taşması, kentin dokusuna karışması gelenekselleşmiş bir başarı hikayesi. Kadıköy’ün o kendine has enerjisini müzik maratonuna dönüştüren +1’li Gece Gezmesi, bu yıl Moda Sahnesi ve Komünite’de peş peşe gerçekleşecek 6 konserle geceyi sabaha bağlayacak . L’Eclair’in groove dolu ritimlerinden Jazzbois’un hip-hop etkileşimli doğaçlamalarına kadar uzanan bu gece, festivalin en dinamik duraklarından biri olmaya aday. Boğaz’ın simgesi Şehir Hatları vapurunu bir dans pistine çeviren Caz Vapuru ise New Orleans’ın neşeli brass band geleneğini İstanbul sularına taşıyacak.

Ayhan Sicimoğlu’nun Turcolatino olarak adlandırdığı o bitmek bilmeyen enerjisi ve Harikalar Bandosu ile yapacağı gösteri, festivalin eğlence dozunu en üst seviyeye çıkaracak gibi duruyor. Kapanışı ise sahne hakimiyetiyle hayranlık uyandıran vokal Veronica Swift yapacak. Bebop köklerinden rock’n roll ruhuna uzanan o korkusuz yorumuyla festivalin görkemli vedasını gerçekleştirecek. Parklarda düzenlenen ücretsiz konserler ve genç müzisyenlere alan açan Genç Caz+ programı da festivalin kapsayıcılık hedefini bu yıl da diri tutuyor.

Biletler satışta ve Garanti BBVA kredi kartlarına %10 indirim avantajı sunuluyor. Dünyanın içe kapandığı bu dönemde, farklı kültürleri bir araya getiren bu ses cümbüşüne kulak vermek için 30 Haziran’ı beklemeye değer.