İstanbul gibi her köşesi ayrı bir hikaye anlatan, kaosun içinde ritim bulan bir şehirde yaşıyorsanız, aidiyet kavramının ne kadar değişken olduğunu bilirsiniz. No Land, ismiyle müsemma bir şekilde, bu aidiyetsizliği bir eksiklikten ziyade bir zenginliğe dönüştüren nadir topluluklardan biri. 16 Mayıs akşamı, Uluslararası Müzeler Günü kutlamaları kapsamında Pera Müzesi’nde sahne alacak olmaları, sadece bir konser değil, aynı zamanda görsel ve işitsel bir sanat diyaloğu olarak okunmalı. Pera’nın o kendine has, ağırbaşlı atmosferiyle grubun bazen melankolik bazen de yüksek enerjili sound’unun nasıl bir tezat oluşturacağını görmek heyecan verici olacak.

Müzecilik anlayışının steril ve sessiz alanlar kalıbından çıkıp, yaşayan ve nefes alan mekanlara dönüştüğü bir dönemdeyiz. Pera Müzesi’nin 19.00 ile 23.00 saatleri arasında kapılarını ücretsiz açması ve No Land konserinin rezervasyon gerektirmemesi, bu sanat yaklaşımının en somut örneklerinden biri.