İstanbul’un müzikal eritme potasının en yetkin iki ismi, Richard Laniepce ve Ozan Demir, bu kez rotalarını Fransa’nın Kelt topraklarına, Bretanya’ya çeviriyor. Yeni teklileri Kas Ha Barh, bir halk ezgisini yeniden yorumlamanın ötesinde, enstrümanların coğrafyalar arası sohbetine tanıklık ettiren, incelikli bir müzikal araştırma niteliğinde.

İstanbul’un müzik sahnesini heyecan verici kılan şey, sadece kendi zengin geleneği değil, aynı zamanda dünyanın farklı köşelerinden gelen seslere ve o sesleri taşıyan “müzik seyyahlarına” ev sahipliği yapmasıdır. Kolektif İstanbul’un enerjisiyle tanıdığımız nefesli sazlar ustası Richard Laniepce ve adıyla müsemma Seyyah grubundan multi-enstrümantalist Ozan Demir, bu ruhun yaşayan en iyi örneklerinden ikisi. İkilinin Lodos Müzik etiketiyle yayınladığı yeni tekli Kas Ha Barh, onların bu bitmeyen keşif arzusunun en güncel ve en rafine duraklarından biri.

Bir Kelt Dansını Kaval ve Oğur Sazıyla Yorumlamak

Projenin kalbinde, alışılmışın dışında bir tercih yatıyor: bir Breton ezgisi. Fransa’nın kuzeybatısındaki Kelt bölgesi olan Bretanya’nın o kendine has, keskin ve enerjik halk müziği, bu defa Anadolu ve Balkanlar’ın enstrümanlarıyla yeniden hayat buluyor. Bu, sadece bir cover değil, adeta enstrümanlar arası bir diyalog. Richard Laniepce’in çaldığı bombarde, o topraklara ait, tiz ve delici sesiyle ezginin otantik ruhunu taşırken, Ozan Demir’in nefesinden çıkan kaval, bu sese daha yumuşak, daha buğulu ve bu coğrafyaya ait bir cevap veriyor. Bu sohbete Laniepce’in tarogatosu ve Demir’in Oğur sazının da katılmasıyla, müzikal katmanlar daha da zenginleşiyor. Özellikle perdesiz yapısıyla mikrotonal zenginliklere olanak tanıyan Oğur sazının, bir Kelt melodisinin içinde kendine yer bulması, bu projenin ne kadar ezber bozan ve yaratıcı bir arayış içinde olduğunu gösteriyor.