Aydın Büke İstanbul Müzik Festivali’ni anlatıyor

Ece ULUSUM
eulusum@hayhuy.co

İstanbul Müzik Festivali’nin danışma kurulu üyesi araştırmacı yazar Aydın Büke bu yıl da festival söyleşileriyle karşımızda olacak. Festivalin zengin içeriklerinin başrollerinden Büke, Back on Stage’in sorularını yanıtladı.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

İstanbul Müzik Festivali (@istanbulmuzikfestivali)’in paylaştığı bir gönderi ()

Bu yıl festival programını nasıl yorumluyorsunuz?
Programda günümüz yıldız isimlerinin yanı sıra, yeni yapıt siparişleri, seçkin isimlerin katıldığı oda müziği konserleri, dinleyicilerin büyük ilgi gösterdikleri Müzik Rotası, son derece sıra dışı bir dinleti olacağına inandığım Human Requiem konseri ve daha niceleri var.

Festivalin teması sizde hangi düşünce ve hisleri uyandırıyor?
Festivalin son yıllardaki temaları gerçekten insanı müziğin arka planını keşfetmeye çağırıyor. Tıpkı bu yıl olduğu gibi: Var olmanın karanlığı, var olmanın aydınlığı. Varoluş herhalde insanın üzerinde en çok düşündüğü bir kavram. Festivalin bu yılki konsere doğru konuşmacılarını ağırlıklı olarak felsefecilerden seçmesi ve aydınlanma düşüncesiyle ilgili başlıklara yer vermesi bence festival temasının düşünsel boyutunun daha iyi kavranmasına olanak sağlayacak.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

İstanbul Müzik Festivali (@istanbulmuzikfestivali)’in paylaştığı bir gönderi ()

Festivalin organik misyonlarını nasıl yorumluyorsunuz?
İlk festivalden beri önceleri konserleri izleyen, sonrasında oluşum sürecinde çeşitli katkılar yapan biri olarak bunu memnuniyetle söyleyebilirim. İstanbullular uluslararası sanatçıları önceleri yalnızca festival konserlerinde izleyebiliyordu. Sonrasında sezon içinde de benzer etkinlikler düzenlenmeye başladı. İstanbul Müzik Festivali öncelikle kendi bünyesinden caz, film, tiyatro, bienal gibi farklı festivaller doğmasına olanak sağladığı, İstanbul’un sanat yelpazesini çeşitlendirdiği için çok önemli bir görevi yerine getirdi. Zaman zaman festivalin ilk yıllarında, Aya İrini’deki bir konserin hemen sonrasında koşa koşa Açıkhava Tiyatrosu’ndaki bir caz konserine ya da bir tiyatro oyununa yetiştiğimiz günleri nostaljik bir duyguyla ansam da İKSV bünyesindeki etkinlikler, başta İstanbul Müzik Festivali olmak üzere artık İstanbul’un olmazsa olmazları arasında yerini aldı.

‘AYRIM YAPMAK ÇOK GÜÇ’

❏ Konser öncesine gerçekleştirdiğiniz söyleşilerin dinleyici üzerindeki etkileri neler oluyor?
İlgi her yıl artıyor. Dinleyiciler artık bu söyleşileri konserlerin ayrılmaz bir parçası gibi görüyor. Özellikle konuşmacıların farklı disiplinlerden olması ve onların müziğe ya da o gün seslendirilecek yapıta bakış açılarını dinleyiciyle paylaşması çok farklı bir deneyim. Klasik müziğin donup kalmış, kendini yenileyemeyen bir müzik olduğu düşüncesini yıkmanın en iyi yollarından biri disiplinler arası ilişkilere yoğunlaşmak. Bir yapıtın ne zaman, hangi koşullarda, kimin için bestelendiğini bilmek kadar onun bugün kime ve hangi duygulara seslendiği üzerinde farklı düşünceler üretmek de çok yararlı.

❏ Sizce bir sanatçının hayatını bilmek müzik dinleme deneyimini nasıl etkiliyor?
Bestecilerin yaşamlarına odaklanmak dinlediğimiz yapıtlar hakkında daha sağlıklı değerlendirmeler yapmamıza olanak sağlayabilir. Bir yapıtı çok sevebiliriz ama onun hangi şartlarda kimin için nasıl bir duyguyla bestelendiğini bilirsek daha farklı yaklaşma şansımız olur.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

İstanbul Müzik Festivali (@istanbulmuzikfestivali)’in paylaştığı bir gönderi ()

❏ Festivalde bu yıl sizi en çok heyecanlandıran etkinlik hangisi?
Belirli bir ayırım yapmak gerçekten çok güç. Konserlerin tümü birbirinden farklı nedenlerle mutlaka izlenmeli. Ama yine de açılış konserinin solisti 17. Chopin Yarışması birincisi Seong-Jin Cho, Yuja Wang, Piotr Anderszewski, Ufuk-Bahar Dördüncü, Fazıl Say gibi piyanistleri, Isabelle Faust, Daniel Lozakovich gibi kemancıları, Daniel Müller-Schott, Juen-Guihen Queyras, Çağ Erçağ gibi viyolonselcileri dinleyeceğim ve şimdiye dek alıştığımız konser dinleme alışkanlıklarını tümüyle değiştirmeye aday Brahms’ın Human Requiem’inin bir parçası olacağım için çok heyecanlıyım.

❏ Son sözünüz…
İstanbul’un kültür sanat yaşamının ayrılmaz bir parçası olan İKSV ve onun amiral gemisi olarak adlandırabileceğimiz İstanbul Müzik Festivali’nin uzun yıllar bizlerle birlikte olup dünyamızı güzelleştirmeye devam etmesini diliyorum.