Norveçli pop şamanı Aurora ve Chemical Brothers’ın mutfağındaki deha Tom Rowlands’ın Tomora” adını verdikleri bu yeni oluşumla tanış. İkilinin müziği Rowlands’in matematiksel techno disiplini ile Aurora’nın kaotik ve ruhani pop vizyonunun çarpışması. 17 Nisan’da albümleri Come Closer çıkıyor. Bu ay Coachella’da ilk kez görücüye çıkacak olan ikili, Ağustos ayında ise rotayı İstanbul’a, Babylon Soundgarden’a kırıyor.
Tom Rowlands, 2016’da Glastonbury yayınını izlerken Aurora’nın sesindeki güç ve kırılganlık karışımına hayran kalmış. O günden bugüne ilmek ilmek işlenen bu dostluk, şimdi 12 parçalık, içinde techno’dan trip-hop’a, hatta progresif rock anlayışına kadar her şeyi barındıran bir albüme dönüştü.
İkilinin stüdyo süreci, Aurora’nın deyimiyle “bir bitkinin topraktan hangi yöne büyüyeceğini bilmesi kadar içgüdüsel” ilerlemiş. Rowlands, yıllardır röportajlardan köşe bucak kaçan o mesafeli prodüktör imajını, Aurora’nın felsefi ve oyuncu enerjisiyle kırmış gibi görünüyor. Hatta öyle ki, Rowlands’in nota kavramı olmayan elektronik cihazlarından çıkardığı o gürültülü seslerin içindeki gizli melodiyi sadece Aurora’nın cımbızla çekip çıkarması, aralarındaki müzikal telepatinin en somut örneği. Albümün çıkış şarkısı Ring the Alarm ise adeta damara zerk edilen bir galon kafein etkisi yaratırken, dinleyiciyi modern dünyanın karmaşasına karşı uyanık olmaya davet ediyor.
Norveç’ten Parkorman’a
Tomora’nın kayıt hikayesi, Rowlands’in ev stüdyosundan Aurora’nın Norveç’teki aile evine kadar uzanıyor. Aurora’nın techno seslerine pek de aşina olmayan ebeveynlerinin, Tom Rowlands’e veda hediyesi olarak geyik kemiğinden yapılmış bir Norveç peynir dilimleyicisi vermesi, bu projenin ne kadar samimi bir zeminde yükseldiğinin kanıtı. İkilinin birbirine duyduğu saygı o kadar yüksek ki, müzik dünyasının klişe erkek prodüktör – kadın vokalist hiyerarşisini tamamen yerle bir ediyorlar. Aurora, mutfaktaki üretim sürecinde “ben de buradayım” demekten çekinmeyen, kendi sound’unu tırnaklarıyla kazıyan bir figür olarak masada oturuyor.

Bu projenin en heyecan verici duraklarından biri kesinlikle İstanbul olacak. 22-23 Ağustos tarihlerinde Bonus Parkorman’da gerçekleşecek olan Babylon Soundgarden 2026 kadrosuna dahil olan Tomora, Jack White’lı dev kadronun en merak edilen performanslarından biri olmaya aday. Rowlands’in o sarsıcı ritimleri ve Aurora’nın hipnotik sahne varlığı, Parkorman’ın doğasıyla birleştiğinde ortaya nasıl bir kaçış alanı çıkacağını hayal etmek bile heyecan verici.