İran müziğinin yaşayan en önemli seslerinden Alireza Ghorbani, Piu Entertainment organizasyonuyla 22 Eylül’de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda İstanbullu dinleyicilerle buluşacak. Sadece bir şarkıcı değil, Rumi ve Hayyam gibi devlerin şiirlerini sesinin olanaklarıyla yeniden yorumlayan bir anlatıcı olan Ghorbani’nin bu konseri, iki kadim kültürün İstanbul semalarında buluştuğu, yoğun bir müzikal deneyim vadediyor.

Sadece Bir Şarkıcı Değil, Bir Anlatıcı

Alireza Ghorbani’yi çağdaşlarından ayıran en temel özellik, onun sesini bir enstrüman gibi kullanma becerisinin ötesinde, bir anlatıcı olması. Royal Albert Hall’dan Sydney Opera House’a kadar dünyanın en saygın salonlarında dinleyici karşısına çıkan Ghorbani, sadece şarkı söylemez; o, yüzlerce yıllık Fars şiirinin derinliğini, felsefesini ve zarafetini günümüz insanının anlayabileceği bir duygu diline tercüme ediyor. Repertuvarının merkezinde yer alan Hayyam ve Rumi gibi şairlerin dizeleri, onun sesinde notalara dökülmüş birer tefsire dönüşür. Bazen geleneksel İran müziğinin (dastgah) o ağırbaşlı ve otantik formlarına sadık kalarak, bazen de modern ve çok katmanlı düzenlemelerle, bu kadim metinleri yeni nesiller için canlı ve ulaşılabilir kılıyor.

Harbiye Sahnesinde Bir Kültürlerarası Diyalog

Ghorbani’nin konserini İstanbul’da, özellikle de Harbiye’nin o tarihi atmosferinde verecek olması, etkinliğe ayrı bir rezonans katıyor. Rumi’nin bir ayağının bu topraklarda olduğu düşünüldüğünde, onun şiirlerinin Farsça’nın en yetkin yorumcularından biri tarafından İstanbul semalarında seslendirilmesi, kültürel bir eve dönüş hissi yaratıyor. Bu konser, dinleyiciyi sadece bir müzik dinletisine değil, aynı zamanda İran ve Anadolu’nun ortak kültürel hafızasında bir gezintiye de davet ediyor.

22 Eylül akşamı Harbiye’nin koltuklarını dolduranlar, muhtemelen sadece iyi bir vokal dinlemeye değil, aynı zamanda zamanın ve coğrafyanın sınırlarını aşan bir sanat deneyiminin parçası olmaya gidecekler.