Telefonsuz efsane konser: Lisbon’da Madonna

Ebru Gümüş

90’larda genç olup da Madonna şarkılarını ezbere bilmeyen yoktur herhalde. O yıllarda Ataköy’de yeni açılan Galleria’ya ailece yaptığımız bir pazar gezisinde yalvar yakar aldırdığım Madonna’nın Like A Prayer kasetini daha dün gibi hatırlıyorum. Ve o dönemde çıkan bütün hit’lerini. Human Nature, Papa Don’t Preach, Vogue, La Isla Bonita, Frozen, Like A Prayer…

Aradan geçen 30 yıldan sonra Madonna’yı ilke defa izleme şansını Lizbon’da yakaladım. 90’lara dönüş gibi bir şey oldu benim için. O yıllarda müzik endüstrisine yön veren özgür ruhlu şarkıları ve insanları ayağa kaldıran sansasyonel klipleriyle idolümüzdü Madonna. Tam bir ‘brave heart’.

Geçmişteki ihtişamlı dev stadyum konserlerinden farkı, yeni oluşturduğu ve aslında benim de çok hakim olmadığım Madame X albüm turnesinin konsepti. Tiyatro salonlarında daha küçük topluluklar için yapıyor konserleri. Bu sayede kendisini hayatımda ilk kez Lizbon Coliseu Tiyatrosu’nda 4 bin 300 kişilik izleyiciyle grubuyla birlikte izledim. Orada neler yaşandı, hepsini sizin için yazdım.

NE, TELEFON YOK MU?

Salona giriş için sabırsızlıkla kuyruğa girdik ve beklerken bir şok yaşadık. Görevliler gelip içeride her türlü kaydın yasak olduğunu, tüm telefonların özel kılıflara kilitleneceğini ve kayıt yapanların dışarı atılacağını kibar bir dille söylediler. Aynı dedikleri gibi de oldu. Girişte güvenlik görevlileri telefonları uçak moduna aldırıp, özel cihazlarla kilitledikleri kılıflara koydu. Dolayısıyla konserden sıfır fotoğraf, sıfır insta-story ve sıfır videoyla ayrılmanın verdiği dayanılmaz ve alışılmadık bir gariplikle ayrıldık. Ancak tam anlamıyla muh-te-şem bir konserdi!

Düşünmeden edemiyorum, biri bana “Gitmedin” dese hakikaten ispatlayamam. Başta canım sıkıldı ancak Madonna ertesi gün tüm konserlerini iptal edince halimize tekrar şükrettik. Hevesin kursakta kalmasının katmerli haliydi kendileri…

‘OMG! I LOVE YOU’

Konserden önce Portekizli ünlü gitarist Gaspar Varela ve Madonna’nın ekibindeki diğer müzisyenler sahnenin bir kenarında mini bir ısınma konseri verdi. Ve göreceli ufak bir topluluk olarak sakince içeri alındık. Konserin ilk 15 dakikasında hiçbir şeyi çekememek garip bir boşluk ve ironik bir şekilde anı kaçırma duygusu yaratsa da duruma alışıp anın tadını çıkarmam fazla zaman almadı.

Madonna’nın “Mesaj atamadığınız ya da fotoğraf çekemediğiniz için panik atak geçirmiyorsunuzdur umarım” demesiyle salonda büyük bir kahkaha koptu. Sonuçta Madonna için bu fedakarlığı hiç düşünmeden yapacak bir topluluk vardı içerde. O anda orada olmak dışında başka hiçbir şey kimsenin umurunda değildi. Öte yandan düşünsenize, bir gün Madonna geliyor yanınıza oturuyor, sizinle dans ediyor, yanağınızdan bir makas alıyor ve aman tanrım! Yanınızda cep telefonunuz yok. Tek bir kare bile çekemiyorsunuz! Ama artık ‘new cool’ yaşadığın her anı paylaşmamak.

Bu arada konser boyunca Madonna dev tiyatro salonuna indi, eski dostlarıylaymış gibi tiyatro koltuklarına oturup sohbet etti. Bu sırada yakın koltuklarda oturan seyirciler koşup dizinin dibine oturup sohbetlerini dinledi. Bir iki şarkısında da aşağı inip seyirciler arasında dans etti. Konser salonunu boydan boya yürüyerek seyircilerin girdiği ana kapıdan çıkarak konser salonunu terk etti. Yani gerçekten 4 bin 300 kişilik bir Madonna partisindeydik. Düşünün, 40 kişilik ev partilerinde bile ev sahibini kaç dakika yakalayabiliyorsunuz ki? Seyirciyle arada ekranlar olmadan göz göze bakabilmenin kendisi için ne kadar değerli olduğunu ve anın tadını çıkarmamız gerektiğini de eklediğinde artık parti iyice ısınmıştı. “No cell phones on your faces OMG! Love you!”

KIZI LOLA’NIN YANSITILAN UNUTULMAZ DANSI

Human Nature parçası girdiğinde içimde beliren dans etme dürtüsünü oturduğum alçak kenarlı locadan düşme korkusu yüzünden bastırmak zorunda kalmam ve tüm konsere oturarak devam etmem içimde fena patlayan tek şey oldu. Ancak salonun yarı kapasitesini oluşturan ve 3 kat boyunca yükselen bütün localarda durumun aynı olması içime su serpti. Acımda yalnız değildim. Evet, kulağa hoş gelmiyor olabilir ama şarkıda da geçtiği üzere, “Üzgün değilim, insan doğası bu…”

Ardından bütün hit’lerini dev ekranda eski video kliplerden bazı bölümleri de göstererek yüreklerimizi hoplattı: Papa Don’t Preach, Vogue, La Isla Bonita, Frozen, Like A Prayer… O günden beri de döndüre döndüre izlemeye devam ediyorum. Gerçekten çok iyi değiller miydi ama?! Video klipleri sesini yüksek seste açarak bir kere dinleyin, inanın çok iyi geliyor!

Konserin en büyüleyici ve unutulmaz anlarından biri de Madonna’nın karizmatik kızı Lourdes Leon’un (Lola) Frozen şarkısında dev ekranda beliren dans gösterisiydi. O dakikalarda bütün salon ekrana kilitlendi. Herkesin kelimenin tam anlamıyla donup kaldığı tek andı diyebilirim. Sahnedeki Madonna yarı şeffaf perdeye yansıtılan görüntüde devleşen kızının yanında neredeyse tırnağı kadar kalmıştı. Lola’nın başını kaldırdığı o anda Madonna’yla göz göze gelmiş gibi hissetmek ise bende çok karmaşık duygular yarattı. Belki bunda Madonna’nın bir süredir problem yaşadığı sakatlık durumu nedeniyle çok az hareket edebilmesi, ağrıları nedeniyle giydiği dizlikler ve eski enerjik halini görememiş olmanın da etkisiyle Lola’nın bakışları garip bir hüzün yarattı.

Sahnedeki Lola, Madonna’nın gençliğiydi ve zamanın istinasız herkes için aktığını hatırlatıyordu sanki. Dansın koreografisini yapan Damien Jalet’in de anne kızın sahnedeki duruşları için yaptığı “Like a mirror of each other” yorumu da herhalde bunun en iyi özeti. Videoyu belki bir yerde bulurum diye çok aradım ama bulamadım. Sırf bunu izlemek için bile o konsere gidilir.

Madonna şov sırasında aynı zamanda Madame X albümünün de ilham kaynağı olan, 2017’de yerleştiği Lizbon şehrine ve halkına defalarca teşekkür etti. Dolayısıyla konserde Portekiz kültürüne ait bol bol esintiler vardı. Konserin bir bölümünde “My Fado Club“ dediği duvarları Portekiz’in meşhur mavi beyaz seramikleriyle döşeli dekorunda fadodan sambaya, batuka’dan, bossa nova’ya bir geçit töreni yaşattı. Sodade’yi Madonna ve Portekizli ünlü müzisyen Dino d’Santiago’nun düetiyle dinlerken kendime Lizbon’da olduğumu bir kez daha hatırlattım. Madonna konserindeydim… Evet, oradaydım ve fotoğrafım olmasa da burada yazım.