Ahmet YATĞIN
Yeraltı tekno müziğin eski bir dinleyicisi olan Proyconn’dan ilk albüm geldi. Şahsen tanıştığım sanatçının senelerdir beklediğim albümünü dinlediğimde kulaklarımı bir süre tekno müziğiyle doyurdum. Hiç bekletmeden kendisinden bahsetmek istiyorum.
Büyük bir The Prodigy ve Pills hayranı olan Proyconn, anlattığına göre 96 senesinde bir işportacıdan Cubase programı CD’si alır. Ardından 2000’lerin onun deyişiyle salyangoz hızındaki internetinden edindiği tüm sesleri koleksiyon yapar. Bu sayede ilk prodüksiyonunu yapar ve ProjectX ismiyle yayınlar. Proyconn, 2005 senesinde trance müzik ile tanışır. Aftermath çalışmasıyla “Biz de bu müziği üretebiliriz” dercesine elektronik dans müziği prodüksiyonunun yerel müzik sektörü için atla deve olmadığı göstermeye çalışır. Müzisyen iddialı, “Türkiye’de canlı performans ve set yapımı dışında iyi-kötü prodüksiyon yapabilmiş ilk 200 kişi arasındaydım” diyor.
Müzikle olan aşk ve nefret ilişkisine, 2008 ve 2013 yılları arasında iş sebebiyle ara verir. 2016-2018 seneleri arasında sahneler almaya başlar. Böylece elektronik müzisyenliği meslek edinir. 2018 senesinde ilk teklisi Grey Angel ile german acid-trance türündeki ilk profesyonel çalışmasını lisanslı olarak yayınlar. Spotify’dan istediğiniz zaman açıp dinleyebilir ve Proyconn’un ilk lisanslı trackini yorumlayabilirsiniz. Ve 2018’dan bu güne o da bir DIY artisttir.
‘2-3 CD’LİK ALBÜM DÜŞÜNÜYORUM’
Ve sene 2020, Far Side of the Moon LP’si tüm dijital platformlarda yayında! Belki de çok evvel gelmesi gereken albüm ile bizleri karşılayan Proyconn, sevenlerini mutlu etti ve kitlesini genişletmeye başladı. 6 parçalık LP’de tekno müziğin farklı türlerine kulak veriyor; türün sevenleri için kendini kaptırmaya müsait.
Yeni albümü sorundum. Yanıtlıyor müzisyen: “Old-skool breakbeat sound’una sahip ve The Propellerheads, The Crystal Method,”Kruder & Dorfmeister ve Afro Celt Sound System gibi sanatçıların çalışmalarını andıran ve 2-3 CD’lik albüm düşünüyorum. Eğer dünyanın sonu gelmezse 2021’in ilk aylarında yayınlamayı düşünüyorum.”
Proyconn, yazının başında da bahsettiğim gibi şahsen tanıdığım biri olduğu için kişisel gözlemlerimi de sizlerle paylaşma cüretini göstereceğim. Kendisi, detayları önemseyen, dahilik ve delilik arasında gidip gelen acayip biri. İnsanlarla iletişim kurma biçimi ise onu tanıdığım günden bu yana her zaman müzik yapmak oldu. Akustik gitardan, synthsizer’lara kadar her şeyden seksi sesler çıkarabiliyor. Bunca yıllık serüvenin zımba gibi bir tekno albümle taçlanmış olması açısından mutluyum. Albümün başarısı ise zamanın ellerinde. İşte karşınızda, Proyconn!