Eda CALIN

Woody Allen’ın adını duymayanımız yoktur. Oyunculuğuyla ve yönetmenliğiyle Hollywood’un vazgeçilmez isimlerinden biri kendisi. Zira Woody, Hollywood çizgisinin çok fazla dışına çıkarak kendine özgü çekim teknikleriyle, kurgusuyla ve film müzikleriyle farkını ortaya koyuyor. Bir de müzisyen yanı var. Ailesinin ona verdiği isim Allen Stewart Konigsberg fakat 17 yaşından bu yana, hayran olduğu caz klarnetçisi Woddy Herman’dan devraldığı “Woody” ismini kullanıyor.

Allen ‘in caz tutkusu, sinema merakından da eski. Bir röportajında “Swing çağında, Benny Goodman‘ın müziğiyle büyüdüm. New Orleans cazını radyoda ilk duyduğumda vuruldum, harçlığımı plaklara yatırıyordum” diyor. 15 yaşında bir klarnet alıyor, ardından soprano saksafonu deniyor ama asıl merakı klarnet. Ders almadan, kendi çabasıyla çözüyor enstrümanı. Örnek aldığı Sidney Bechet de nota okumayı bilmiyordu zaten.

1973’te Sleeper filminin müziğini kaydettiği Preservation Hall Jazz Band grubuyla klarnetçi kimliğini ilk defa gösterdi. Sonra New Orleans Jazz Band’i kurdu. Yıllardır bu ekiple çalan sanatçı her fırsatta çok berbat bir müzisyen olduğunu söylüyor. Bunun nedeninin yeteneksizliği olduğunu çekinmeden vurgulayan sanatçı, her gün çalışmasına rağmen ‘ancak bu kadar’ yapabildiğini söylüyor. Fakat dinleyicilerin yorumları tam aksini iddia ediyor. Konserler sold out, eleştirmenlerden de yüksek notlar alıyor.

60’lardan beri yakın arkadaşı, ve aynı zamanda grubun direktörü olan Eddy Davis’e göre bunun nedeni, Allen’ın müziği ciddiye alması. Bunu kendisine bir müzisyen olarak inanmasa bile yapıyor. Sadece prova yapmasından da bahsetmiyoruz, sahnede espri yapmasını, ayağa kalkıp etmesini bile beklemeyin. Hatta Davis, Woody Allen’in sahnede çok az güldüğünü ifade ediyor. Ama bir yandan da setlist belirlenmesine karşı.

Programlanmış bir akıştan öte her konserde grup Woody’nin tercihine göre farklı parçalar çalıyor. Emprovize parçalar da üretiyor. Woody’nin klarnetinden çıkan melodiler o gece doğup bir daha duyulmamak üzere ölüyor… Kaydedilmiş albümlerini hariç tutarak tabii ki.

Seyircisinin ilgisi sürüyor, klarnetinin ünü de yıllardır ABD’yi aşmış vaziyette. Keza, 2005’te grubu New Orleans Jazz Band ile Avrupa turnesine çıktığında Türkiye’ye de gelmişti. Lütfi Kırdar’daki konserin biletleri 6 saat içinde tükenmişti, grup da büyük beğeni toplamıştı.

İSTANBUL’DA HEDİYE KLARNET

Konser bitiminde Woody Allen’a bir klarnet de hediye edildi. Klarneti Pelin Opcin’in elinden alan yönetmen halinden memnun gözüküyordu. İşin hikayesi de ilginç, sonradan klarneti yapan usta Ahmet Özdemir, elinde hazır bir klarnet olmadığı için endişelendiğini söylüyor. “Düşündüm sonra Ankara’daki oğluma verdiğim kendi klarnetim aklıma geldi. Onu geri aldım ve adama gönderdim. Gerçi onlar bu tür klarneti kullanmıyorlar. G klarnet deriz biz ona. Onlar C klarneti biliyorlar. Bir klarnetin fiyatı 2.5 milyar lira. Ama madem hediye, 2 milyara verdim. Aslında o benim kendi klarnetimdi ama ona nasip oldu, olsun. O da değerli bir insan eminim değerini bilecektir” diye anlatmış. Fiyatla ilgili içinde bir ukde kalmış gibi ama işine yaramış, bu hediyenin ardından Özdemir’in klarnetleri farklı orkestralarda daha fazla görülmeye başlamış. Ünlü pop yıldızı Bon Jovi’nin orkestrası da dahil…

Uzun süredir Türkiye’de konser vermese de, Woody Allen film çekimleri ve seyahatleri haricinde,çalmaya hiç ara vermedi. Hâlâ, her Pazartesi 20.30’da Manhattan Carlyle Hotel’deki barda New Orleans Jazz Band ile çalıyor. Hatta Annie Hall’un dört Oscar aldığı gün bile klarnetinin başındaydı! 85 dolar gibi bir ücret ödeyerek Woody Allen’ı dinleyebilirsiniz ama fotoğraf ve imza yok. Her durumda, bazıları için yaşayan bir efsane olan bu nevrotik, obsesif ve umutsuzca romantik şahsiyeti dinlemek önemli bir an olur. Allen’ın 1 Aralık doğum günü, o vesileyle müzisyen kimliğiyle anmak istedik.