Bir dönem yerli dizilerindeki genç kadın karakterlerinin favorisi, orkestraların gizli kahramanı… Yan flütten bahsediyoruz. Günümüzdeki haliyle yaklaşık 67 santim uzunluğundaki enstrüman, baş bölümündeki ‘ağızlık’ da denilen üfleme deliğinden nefes verilerek çalınıyor. Gövdesindeki delikler ile de ezgiler sağlanıyor.

Enstrümanın tarihçesiyse yerli dizi sektöründen eskiye dayanıyor elbette. İlk versiyonları birçok kaynakta milattan önce 900 yıllarına kadar dayandırılıyor ama bunları günümüzdeki haline benzetmek güç. Modern yan flütü anımsatan hallerine ilk olarak 11’inci yüzyılda, Almanya’da rastlamak mümkün. O dönem ahşaptan üretilen enstrüman, genellikle askeri bandolarda kullanılıyordu. Bu nedenle kendisine ‘Alman flütü’ de deniyor. Günümüzde ahşap yan flütler halen kullanılsa da genelde gümüş, nikel ve altın gibi materyallerden üretimi yapılıyor. 

ORKESTRALARIN GİZLİ KAHRAMANI

Yan flütün orkestralarda yerini almasıysa 16’ncı yüzyılda, tahmin edileceği üzere yine Avrupa’da oldu. Deneysel çalışmaların ardından, 1600’lerde tasarım değişiklikleri geldi. O zamana kadar tek parça ve 6 delikli üretilen yan flüt, günümüzdeki gibi üç parçalı olarak kullanılmaya başladı. Orkestraların artan ihtiyacıyla birlikte enstrüman nota aralığı, dolayısıyla üzerindeki delik ve tuşlar da artmaya başladı. Bu dönemin flütleri çalınırken, yalnızca gövdenin ortasındaki delikler parmakla kapatılarak ses çıkarılabiliyordu ve daha kaliteli ses alabilmek için deliklerin birbirinden uzak olması gerektiği düşünülüyordu. 

Alman flütçü Boehm, 1832 yılında fizik ve sanat bilgisini birleştirerek, bugünkü modern flüt sistemini geliştirdi. Yan flüt bu sebeple Boehm (böhm) flüt adıyla da bilinir. Ortaya çıkan bu sistemle, yan flüt günümüzdeki gibi orkestraların gizli kahramanı halini aldı. 

Gizli kahraman denilmesinin sebebiyse şu, modern yan flüt ile birçok nefes ve dil tekniği kullanarak kromatik ve diatonik ezgiler, arpejler çok farklı tempolarda çalınabiliyor. Özellikle duygusal, pastoral ezgiler için bestecilerin en sık başvurduğu enstrüman haline geliyor. Ana melodinin piyano veya keman olduğu bestelerde de eserin şıklığını arttıran bir eşlik enstrümanı olarak kullanılıyor. 

TİZ SESLERİ ÇIKARMAK KOLAY DEĞİL

Yan flütü zenginleştiren teknikler, öğrenmeyi zorlaştıran faktörlerin de başında geliyor. Her nefesli çalgıda olduğu üzere, enstrümana özgü tekniklerin yanı sıra doğru nefes alıp vermek, diyaframınızı doğru kullanabilmek için iyi bir eğitim gerekiyor. Özellikle tiz seslerin yeni başlayanları çok zorladığı birçok kaynakta belirtiliyor.

Neyse ki bu zorluklar, hiçbir zaman önemli virtüözlerin ortaya çıkmasına engel olmadı. ‘Altın flütlü adam’ olarak da anılan James Galway’den bahsetmemek mümkün değil. Kuzey İrlandalı müzisyen, Royal College of Music ve Guildhall School of Music’te eğitimini tamamladıktan sonra 15 yıldan uzun süre orkestra şefliği yapan müzisyen, halen London Mozart Players’ın Baş Ziyaretçi Orkestra Şefi unvanını taşıyor. Klasik müziğin yanı sıra Andre Bocelli ve Stevie Wonder gibi popüler müzik sanatçılarıyla yaptığı eserlerle de örnek gösteriliyor. 

Türk sahnesindeyse ‘Sihirli Flüt’ lakaplı Şefika Kutluer öne çıkıyor. Ankara Devlet Konservatuarı’nda 3 sınıf birden atlayarak 1979’da 18 yaşında mezun olan Kutluer, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda çalıştıktan sonra İtalyan hükümetinin davetiyle gittiği Santa Cecilia Akademisi’nde yüksek lisansını tamamladı, adına besteler yapıldı, festivaller düzenlendi… 

Enstrümana dönecek olursak, senaristlerin hevesi geçmiş gibi gözüküyor şimdilerde ama bu sizin hevesinizi kırmamalı. Ortalama yan flütlerin fiyatları 1000 liradan başlıyor. Kullanmak gereken nefes tekniklerini de düşününce, evde öğrenmek biraz zor olabilir. İyi bir kurstan eğitim almakta fayda var…